Gülecekti ama kapının önündeki Murathan'ı ve kucağındaki Yusuf Ali'yi gördüğünde hızla beni kendine daha çok çekerek gerilemişti. "Evimize gidelim, hadi." "Lan, Tönge," dedi Murathan. "Gelsene içeri, çay içelim." Çocuklar olduğu için nezih bir şekilde reddetti. "Eyvallah, kardeşim. Ben, sen kotamı doldurdum, bir iki gün görüşmeyelim." Keyifle güldü Murathan. "Güneş kızı öpmeden bırakmam." "Ben de ben de!" diyen Yusuf Ali, Timur'un sinir olması için yeterliydi ama ona asıl ihaneti, kucağından inmek için çırpınan kızı yaşattı. "Öpüp geleyim, babam," diyerek kıvranıyordu Güneş. Timur bırakmak istemedi ama nafileydi. Güneş bir şekilde kollarından sıyrılmış ve minik topuklarının üzerinde sekerek onlara ilerlemişti. Timur'un can sıkkınlığını görmemek imkânsızdı. Yıllar geçiyordu ve inatla bu olaya karşı huysuzluğunu dile getirmekten çekinmiyordu. Ona göre Murathan ve Gökçen'den el almaları büyük bir hataydı. Giderayak Güneş'i yakalar gibi oldu ama başaramadı.
Vera'ya
Gelsene dedi bana Kalsana dedi bana Gülsene dedi bana Ölsene dedi bana.. Geldim Kaldım Güldüm Öldüm. :(
Reklam
Sen de başıma gelsene :)
Bu başıma gelenleri hiç anlamış değilim… Sen de başıma gelsene.. Beraberce bakarsak belki anlamama yardımcı olursun.
- Boka, yanıma gelsene! Yatağıma otur. Korkmazsın değil mi? - Korkmak mı? Neden korkayım? - Belki korkarsın da… Yatağıma ilişince ölürüm diye korkarsın belki. Ama merak etme, ben öleceğimi anlayınca önceden haber veririm sana…
"Gelsene buraya. İstersen beni öpebilirsin." Uzattığı yanağa bir öpücük kondurdum. Düşünüyordum da, bu yanağı öpebilmek için kim bilir nelere, nelere, katlanırdım. Gelgelelim o günkü öpücüğün, yontulmamış bir köy çocuğuna sadaka niyetine verildiğini, hiçbir değer taşımadığını biliyordum.
Sayfa 129
Bence öl artık, bende kurtulayım..
"Kendimi çok yalnız hissediyorum, gelsene" diyor. "Nasıl geleyim" deyince, "Öyleyse intihar ederim" diye meraklandırdı beni.
Reklam
Reklam