• Kuyara, alışılmış tatları sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Daha da genişletilebilir. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin kolaylığı. Ya adako? Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Buna ben "ağaç dalı kompleksi" diyorum. Genç hastalığıdır. Çoğunlukla Kuyara dişidir. Adako erkek. Pek seyrek cins degiştirdikleri de olur. Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. İnsanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklastırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu Adako'yu da budarlar. Onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır. Balta işlemez ona.
    ....
  • Charles Dickens’ın en özel eserlerinden biri olan İki Şehrin Hikâyesi Fransız İhtilali dönemindeki Paris ve Londra’yı anlatıyor. Fransız İhtilali esnasında ve öncesinde Paris ve Londra'da geçen durumları, olayları işlemiştir. Yazar 1700' lü yılları halkın açlık, yoksulluk, sefalet içinde yaşadıklarını, maddî durumu düşük yani soylu sınıfından olmayan insanlara hiçbir hakkın tanınmadığını aristokrat sınıfının bu insanları kendi emir ve istekleri doğrultusunda yaşamaya zorladıklarını içinde yaşadıkları kötü şartları anlatarak kitaba giriş yapmıştır. Halk daha sonra bu haksızlığa karşı baş kaldırmış ve seslerini herkese duyurmayı başarmışlardır. Bu defa da zulüm eden aristokrat kesim değil halk olmuştur.
    Lâkin bu ihtilâl 'de halkın suçlu suçsuz, soylu soysuz, aristokrat kesimi, tarım işçilerine ve çalışanlarına bakılmaksızın giyotin denilen makina ile başların gövdeden ayrılması ve bu olaylara halkın bizzat kendi gözleri ile her uçan kelleyi çığlıklar eşliğinde sevinç gösterileri yaparak görmek istemeleri ve öldürülmeleri vahşeeettt. Bir gün içerisinde yüzlerce kişi giyotin denilen makinada can verir...
    Bu kötü, kan dondurtacak cinsten yaşanılan vahşet dolu olayların yanı sıra Bastille zindanında yıllarca hapsedilen aklı dengesini yitiren Doktor Manette hapisten kurtulmayı başarır. Doktor, dostu Jarvis Lorry sayesinde önceden İngiltere' ye göndermiş olduğu kızı Lucia Manette ile 18 yıllık hasretin ardından bir araya gelir. Londra' da yeni bir yaşam kurarlar. Doktor zamanla kendini toplar ve tekrardan halkı için görevinin başına döner. Bu arada Lucia çok güzel bir genç kızdır. Charles Darney'a âşık olur ve evlenirler. Charles Darney' da bir zamanlar Paris'te yaşayan soylu bir aileden dir. Giyotine gitmekten hiç umulmadık bir şekilde kurtulmuştur. Lâkin Lucia Manette' yı seven eşi tek değildir. Avukat Sydney Carton' da güzel kıza âşık olmuştur. Ve bu âşkın bedelini sevdiği kadın için canı ile ödemiştir. Sydney Carton Lucia' nın eşi, çocuğu ve mutluluğu için kendi canına giyotin aygıtı ile cellat tarafından son vermiştir.
    Kitap siyasî dönemin, olayları yanı sıra çok güzel bir âşk-a da yer vermiştir. Bu âşk hikâyesi çok üzücü bir şekilde bir yerden biterken bir yerden devam etmiştir. Ne demek istediğimi siz okumayanlar okurken anlayacak ya da okuyanlar hatırlayacaktır. Okumalısınız!!!

    Keyifli okumalar, kitapla kalın :))
  • Başın dik dolaşmak ve onurlu yaşamak istiyorsan emeğinle kazanmaya çalışmalısın.
  • Hayat, mükafatını zorluklara tahammül edenlere verir.
  • "No pain, no gain" yani çile yoksa kazanç da yok. Bizdeki "Zahmetsiz rahmet olmaz" sözüne denk olan bu İngilizce deyişi aklından çıkarma.
  • Genç. Ama yüzünde derin çizgiler var. Sanki çocukken bile yüzü buruşukmuş.
    Genç. Ama her şeyi yaşamış da, artık hiçbir şeye aldırmıyor gibi bir tutum içinde.
    Gelişigüzel alıyor yaşamı.
    Sıkılıyor.
    Tezer Özlü
  • Her Şey Sende Gizli

    Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın,
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
    Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun.
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,
    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
    Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak,
    Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
    Bebek ağladığı kadar bebektir.
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin…