Küçük prensim
Kalbimin köşkünün
En eğlenceli odasına yerleştin.
Rüzgâr'ın bir esti
Uçuş uçuş neşe ile doldurdun her yeri
Getirdin bana sevgiyi
Bir kez daha yüreğim tatlandı
Kalbim sevginin kaynağı ile selamlaştı.
Yaşamım özümle tokalaştı
Hayat bana parladı
Ruhumun sesi derinlerden yükseldi
İşitti senin yüreğinin hassasiyetini
Yelkenleri döndürdün kendi etrafında
Gücünü gösterdin onlara
Nazik ve telaşsız
Bir meltem esintisi gibi
Kalbimi okşadın
Güzel prensim
Her anımda dahası ile
Hep var ol, hep sağ ol
Seni seviyorum bir tanem
Yalnız sendeydi şahım diriliş sırrı
Sen yeniledin mecnun meselini
Bir sevda getirdin sevdalardan aşırı
Kar bulutlardan uzattın elini
Gidelim dedin ölmeden önce ölüme
Elif parmaklarla kaldırdın
beni İki kaş arasından ok çektin gönlüme
Pembe ufuklara daldırdın beni
"Peki Kvothe için bir șey getirdin mi?"
Elodin bu soruya hazırlıksız yakalanmış gibi gözüktü. Kolu ileri uzanmış olarak şaşkın bir halde kalakaldı. "Korkarım hayr," dedi "Ama Kvothe'nin de bana bir șey getirdigini sanmıyorum."
Gözlerini kısan Auri hașin ve hoșnutsuz bir ifadeyle kaşlarını çattı. "Kvothe müzik getirdi," dedi kararlı bir sesle, "Müzik herkes
içindir."
“Sana gelmek
Sana gelmek orada kalmak istiyoruz
Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz”
“Başımızın okşanmasını gözyaşımızın silinmesini kolumuza girilmesini istiyoruz
Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz”
Çocukken istemezdik bunları. Annemiz ve babamız olduğu için mi? Onların yanında olmanın verdiği güven ve huzurdan, bize duydukları merhametten sebep mi? Onlar okşardı başımızı, siler göz yaşlarımızı yanlarından ayırmazdı bizi ya, ondan diyorum çocukken böyle düşünmezdik, onların varlığı yeterdi sanki. Ya da kendimizi mi kandırıyoruz, mesele çocuk olmak değil de günahlarla tanışmamış olmak mı? Sanırım öyle Allah’ım. Aslında biz çocukluktan sonra karıştık günahlara ve bu dünyanın “siyah”ına. Şimdi yanına gitmeye bir Sen lazımsın, bir de çocukluğuna döndürmeye gayret edeceğimiz kalbimiz. Öyle gelmek gerek: biraz çabalamak, kirini pasını almak, bir daha kirlenmeyeceğim diye söz vermek gerek. Evet sen defalarca affedersin ama, sözümüzü de tutmak gerek. Nasip et Allah’ım.
“Ne getirdin deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur”