İnsan yaşamı sınırlıdır, varlığı akışkandır, eğilimi belirsizdir, tüm bedeni çürümeye yatkındır, ruhu girdap gibidir, kaderi anlaşılmaz ve ünü muallaktır.Kısacası tüm bedeni bir nehir gibidir, ruh ise rüya ya da hülya gibidir.Hayat savaşa ve yolcunun geçici konaklamasına benzer, ölümden sonra ün de unutulur.
Çakar göklerde yıldırım, indirir deryaya bir fırtına;
Dalgalar kıyıları döver, alır sürükler açıklara.
Bir girdap belirir, yutar derin boşluklara;
Engin okyanusun, mavi karanlıklarına.
İşte böyledir kalbimin içi;
İmkânı yok yaşamana.
❝ İçten bakan gri gözleri vardı, hayâsız bir yüzdeki tek masum şeydi; sanki doğası değil de, şartlar onu böyle katı olmaya zorlamıştı. Hayatta kalmak için, öte yandan korunmaya ihtiyacı varmış gibi gözükmek için de...❞
Yavaşça ilerliyor şehirde. Etrafta insanlar var ama yine de ıssız bir şehre benziyor burası. Sadece nüfus azaldığından değil, aynı zamanda hayvanlar ortadan kaldırıldığından beri kimsenin kulak vermediği ama her daim baki, gümbür gümbür bir sessizlik hakim olduğundan. Yüzlerde, mimiklerde, insanların birbirine yönelttikleri bakışlarda görülüyor bu tiz sessizlik. Herkesin nezaret altında yaşıyormuş da bu kabusun sona ermesini bekliyormuş gibi bir hali var.