Pek Tabii İnsan
9/10
·355 syf.··
Beğendi
·
2024 26. kitabı
·
142 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2024 00:22
Nietzsche ve onunla ilgili kitaplar okumak bana büyük keyif veriyor. Zira zamanının (1844-1900) en açık beyinlerinden biri ve yazış üslubuna hayranım, edebî ustalıkla yazıyor; metafor labirentlerinde gezinmeyi sevenlerin keyif alması kaçınılmaz. İnsanca, Pek İnsanca’da bolca yaptığı gibi bir teknik felsefi analiz onun en iyi olduğu alan olmasa da bu konuda da fena sayılmaz. İnsanca, benimle konuşuyormuş hissi yaşadığım, keyif ve merakla okuduğum ancak bazı aforizmaları anlamakta zorlandığım bir kitap oldu. Amatör bir Nietzsche okuyucusu olduğum için kaynak kullanmadan Nietzsche’yi derli toplu anlayabilmem zor. Ben de İnsanca, Pek İnsanca için Julian Young’ın Nietzsche kitabından bir özet yaptım. Epey hacimli bu kitaptan konuyla ilgili kısımları daha öz hale getirmek için ilgili bölümlerdeki aktarımları bazen aynen aldım, bazen daha açık bir şekilde ifade etmeye çalışıp, gerek cümleleri –elbette içeriği koruyup– kendi üslubuma çevirerek, gerekse kitabın farklı bölümlerindeki bilgileri aynı potada eriterek bu metni ortaya çıkardım. Kitabın içeriğiyle ilgili kişisel düşüncelerime ise akışı bozmamak adına en sonda yer verdim. Wagner ve Schopenhauer’in Nietzsche’ye etkisi; Tragedyanın Doğuşu; Bayreuth Festivali; Sorrento günleri; İnsanca, Pek İnsanca ve Wagner’den kopuş; Nietzsche’nin pozitivizmi ve arkadaşlarıyla ilişkileri gibi birçok konuyu az ya da çok aktardığım bir yazı oldu. Çok uzun olmaması için konuyla ilgili aforizmaların linklerini dipnotta verdim. Aforizmaları kesip biçmedim, tamamını vererek bağlamının görülmesini hedefledim. Bunlardan hiçbiri okunmadan da konu anlaşılabilir çünkü Young’dan yaptığım özet, aforizmaların da bir özetini içeriyor ancak hem bilimsellik adına, hem de daha fazla detay seven ve doğrudan Nietzsche’den okumak isteyenler için böyle bir
Felsefe
İnsanca, Pek İnsanca 1Friedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,575 okunma
Hürriyet Kahramanı Ohrili Eyüp Sabri (Akgöl)
Puan vermedi·592 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
dönemlerinde yaşayan, yolu Askeri Rüştiye ve Askeri İdadi’den geçen insanların yaşam hikâyeleri incelendiğinde göze çarpan önemli ortak noktalar vardır. Balkan kökenli ya da yolu bir şekilde Balkanlarla kesişen bu isimler, barut fıçısı olarak da tabir edilen bölgeyi yakından görmüş, tanımış ve içinde yaşamışlardır. Gördükleri karşısında aksiyon almanın elzem olduğunu, aksi takdirde bağ kurdukları toprakların elden çıkacağını görmüşlerdir. Muhalif kanadın bir kısmının Balkanlar’da yaşananlar anlaşılmadan ve Balkanlar okunmadan anlaşılması mümkün değildir aksi takdirde yapılan okumalar ve çıkarılan sonuçlar ayakları yere basmayan tarihi gerçeklerle örtüşmeyen okumalar olacaktır. Sadece muhaliflik üzerinden ve padişaha karşı muhalefet etme amacından yola çıkarak yapılan okumalar, çıkarımlar olsa olsa güncel siyasete meze olmaktan öteye geçmeyecektir. Bu tarih okumaları aynı zamanda okuru anakronizme sürükleyecektir. Ayakları yere basan okumalar ve bütüncül bakış açıları sayesinde yapılan çıkarımlara daha çok ihtiyacımız vardır. Güncel siyasette konuşulan yahut muhalif çıkarım yapanların da bu hataya sık sık düştükleri görülmektedir. Her devir kendi dinamikleri ve koşulları içerisinde okumaya tabi tutulmalı ve değerlendirilmelidir. Okuma yaparken öncelikle meselenin genel çerçevesini çizecek eserlere ağırlık verilmeli, dönem ve konu hakkında genel çerçeve oturduktan sonra hatırat, biyografi eserleri ile duvarlar sağlamlaştırılmalı, tahkim edilmeli açıklar kapatılmalı, okumalar derinleştirilmelidir. Son zamanlarda, bazı dönemlerde çok yoğun, bazı dönemlerde ise hafif yoğun bir şekilde İttihat ve Terakki Cemiyeti gündeme gelmektedir. İTC’nin gündeme gelişi kendi tarihsel bağlamından ziyade gündeme -amiyane bir tabirle ve üzülerek söylemek isterim ki- meze olarak
Tarih
İttihatçıların Kara KutusuTalha Burak Ünlü · Timaş Yayınları · 20255 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
“Şarkısı Yabancı" Kitabına Dokunan Hanımeli "Şarkısı Yabancı" Şair Şükran Kara'nın, Ekim 2021'de Klaros Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluşturduğu ilk şiir kitabıdır. Yirmi sekiz şiirin yer aldığı kitap, seksen sayfa hacmindedir. Şair bu şiir kitabını, ilk öğretmeni olarak nitelendirdiği babasına atfettiğini söylemektedir. Şiirlerdeki anlatımın daha çok birinci tekil şahıs zaman kipinde olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda anlatımın “ben, sen ve biz” üzerinde şekillenmiş olduğunu da söylesek yanlış olmaz. Şiirlerdeki imge örgüsü ve derinlikli bakış hali, okurun durup düşünmesini daha çok gerekli kılmaktadır. Şairin üslubuyla ve şiir yetkinliğiyle müsellem bir tonajda, şiirlerin istikamet almış olduğunu söyleyebiliriz. İmgenin geniş imkanlarından beslenerek oluşturulan bu çerçeve de kadın bakışının ve kadın duyuşunun başat unsurunu ve bu minvalde bir izleğe sahip olunduğunu söyleyebiliriz. Bu çerçeve, tabi ki de tematize edilen bir olgu üzerinden resmediliyor. Şiir sesinin çok yüksek olmamakla beraber belirli bir ses tonunda olduğunu söyleyebiliriz. Bu şiir sesi daha çok şairin kendi ruhuna değmedi ve karşısındakine aksettirdiği orandadır. Bir nevi şairin yürek cezvesinden taşırdığı tonajda bir ses diyebiliriz. Şiirlerde, kulağa çokça değen isimlere ve kelimelere bir göz atacak olursak; "eller, kadın, kuş, karanfil, gök, su, tanrı, atlar, anne” gibi ifadeleri sıralayabiliriz. Bunlara kısa kısa değinecek olursak; Bunlardan en başta olanı "el", "eller" ifadesini söyleyebilirim. "bırakılmış ellerim", "ellerimi biriktiriyorum", "ellerimin kıvrımı", "ellerim kadın", "giydir yine türküsünü ellerimin", "ellerin diye bildiğim şarkı", "o sizin elleriniz yağdıkça geceye" gibi bir kısmını buraya taşıyabilirim. "Eller" imgesini bütünleyen "kadın" ifadesi ikinci sırada yer
Şarkısı YabancıŞükran Kara · Klaros Yayınları · 01 okunma
10/10
·96 syf.··
2023 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2023 23:57
#Okudum #KitapYorum #AfonsoCruz #BabamıYutanKitaplar #SoysalYayınGrubu #Roman #96sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Soysal Yayınevi'nden çıkan çevirisi Burçe Kaya'ya ait olan, Portekizli yazar Afonso Cruz'un yazmış olduğu "BABAMI YUTAN KİTAPLAR" isimli romanla geldim. Ben Portekizli yazarları seviyorum sanki. Daha önce de David Machado'nun "GİTME" isimli romanını okumuş çok beğenmiştim. O da Portekizli bir yazar. Böyle sıcak çikolata gibi adamlar. Hele bide kış'a da denk gelirse içiniz ısınıveriyor. Unutmadan Portekiz şekeri yemeklerde etkili olarak kullanan ilk Avrupa ülkelerinden biriymiş. Boşa sevmemiş şeker sever yanım. Her iki dilde masalsı, ipeksi, yumuşatıcı ve ağrı kesici ilaçlar gibi. Uzun ağdalı, tabiri caizse sıkıcı kitapların komasından çıkınca, böyle eserlere rastlamak ruha sanki pansuman. Portekiz bana böyle cıvıl cıvıl insanların yaşadığı renkli balonlar ülkesi gibi. Ortak yazarlar birliği olmuşcasına bir dil birliği var aralarında. Her yaş grubuna uygun kıyafetler misali. Çocuk, genç, yaşlı, kadın erkek herkesin okuyabileceği türden. Üzerine kip oturuyor giyenin. Laf aramızda çocuklar için bir derece daha iyi bir kan uyumu var. Alfonso Cruze ayrıca animasyon filmler yapıyormuş. Gitar, banjo ve ukulele çalıp şarkı söyllediği caz_blues grubu The Soaked Lamb'in bir parçasıymış. Işığı boşa değil yani. Şimdi konu diyebiliriz: Roman 27 küçük öyküden oluşuyor. Sanki günlüklerini değerlendirmiş yazar. Sıkmadan kahve ve ihtiyaç molası imkânı dahilinde. Müthiş konforlu. Her vücut şekliyle okumaya açık. Çünkü anlaması ve hazmı kolay. Vivaldo! Vivaldo! Vivaldo diye bağıran bir bölüm başkanı nidalarıyla başlıyor "Babamı Yutan Kitaplar." Vivaldo Bomfim'in hikâyesini Elias Bomfim'in büyük annesi anlatıyor. Babası Vivaldo'yu Elias hiç hatırlamıyor. Onun
Babamı Yutan KitaplarAfonso Cruz · SMS Yayınları · 06 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 75. kitabı
Sisifos Söyleni Albert Camus Albert Camus, 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden biridir ve 2. Dünya Savaşı'nın acılarını bizzat yaşayan biridir. 1940 yılında yayınladığı "Sisifos Söylemi" adlı eserinde absürt kavramını ortaya atmıştır. Sisifos, Yunan mitolojisinde yer alan bir figürdür ve sonsuz bir cezaya mahkum edilmiştir. Sisifos, kayayı durmadan dağın zirvesine doğru itmektedir, ancak hiçbir zaman zirveye ulaşmayı başaramamaktadır. Camus, bu mitolojik figürü seçerek, insan hayatının anlamsızlığını ve çelişkilerini vurgulamaktadır. Camus, Sisifos'un çabasının boşuna olduğunu ve hayatın anlamsızlığını temsil ettiğini düşünmektedir. Bu noktada, insanların isyan etmeli mi yoksa intihar etmeli mi konusunu tartışmaktadır. İsyan etmek, hayatın anlamsızlığına rağmen direnmek anlamına gelirken, intihar etmek ise hayatın anlamı olmadığına inanarak son vermek anlamına gelmektedir. Camus, insana kendi anlamını yaratma gücünü vermektedir ve bu nedenle isyan etmenin daha anlamlı bir seçenek olduğunu savunmaktadır. Camus'un absürt kavramı, insanın varoluşsal çelişkileriyle yüzleşmeyi ve bunlara anlam katmayı gerektirir. Hayatın anlamsızlığına rağmen, insanın kendi anlamını yaratma gücüne ve iradesine sahip olduğunu vurgular. Camus'a göre, Sisifos'un çabası boşuna olmasına rağmen, onun direnişi ve sürekli çabası, insanın hayatı anlamlı kılma iradesini temsil etmektedir. Bu nedenle, isyan etmek ve hayata anlam katmak, Camus'un absürt kavramının temelinde yer alan fikirlerdir. Camus'un "Sisifos Söylemi" eseri, insanın varoluşsal çelişkileriyle yüzleşmesi, hayatın anlamsızlığını kabullenmesi ve buna rağmen direnerek anlam yaratması konularında derin bir felsefi tartışma sunmaktadır. Camus, insanın hayatı anlamlı kılma sorumluluğunu ve gücünü vurgularken, absürt kavramını da insanın varoluşsal
Edebiyat
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 201511,3bin okunma
Geçmişin Geleceğine Yolculuk
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2021 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2021 22:15
“Doğru olanı yaparken, ahlaki hislerinizin yolunuza çıkmasına hiçbir zaman izin vermeyin.” Isaac Asimov “Sonsuzluğun Sonu” zamanda bir yolculuk, hem ileriye hem geriye, geçmişi geleceğe, geleceği de geçmişe bağlayan, gözlemler yapan, bu gözlemlerle de en yaşanılabilir dünyayı bir bakıma yaratmaya çalışan, bilimle harmanlanmış bir kitap, Tenet’i izleyenler şu repliği ya da sahneyi hatırlayacaktır; “Her nesil hayatta kalmaya çalışır. Dünyayı mahvettiğimiz için gelecektekiler de bizden kurtularak tam olarak bunu yapıyor zaten.” Tenet filmini kitaba konu etmemin sebebi, kitabı okurken -ki filmi de izlediyseniz, bir saniye, ben bu konuyu bir yerden hatırlıyorum diyeceğiniz içindir. Elbette bu konu kitabın ortalarında sizi karşılıyorken, filmde de sonlara doğru çıkması nedeniyle spoiler yememeniz için açmıyorum. (Aslında başlangıçta olan ama sonlara doğru anladığımız konu.) Filmi izleyip kitabı okuduğunuzda bu cümlelerin anlam kazandığını anlayacaksınız. Elbette bu film çekilmeden önce kitabı okuyanların böyle bir fikri ya da benzetmesi olamaz, iki eylemi de gerçekleştirmeniz gerekmektedir. Bu tarz kitapları ya basit cümlelerle açıklarsınız ya da karmakarışık yazıyla düşüncelerinizi boca edersiniz, yazan için sorun olmasa da okuyan için sorun çoktur, ne diyor bu manyak seviyesinde tepki almanız gerekirken, yazdığınız yazı övülür falan… Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam eğer, zamanda düzenleme, zamanda sıçrama, zamanı kontrol altında tutma üzerinedir. O kadar çok kitap, o kadar çok film-dizi izliyoruz ki, bu konular artık normal, pek şaşırtmayan hal almıştır. Lakin bu kitap 1953 yılında yazılmaya başlanmış, 1954 yılında tamamlanmış, ancak 1955 yılında yayınlanabilmiştir, bir yıl neden gecikmiştir sorusunun cevabı elbette basittir, yayınevleri bu kitabı kabul
Sonsuzluğun SonuIsaac Asimov · Monokl · 20152,924 okunma