"Sonra?"
"Gemi gelebilir. Ben yokken gelirse beni almadan gider diye korkuyorum." "Ne gemisi?"
"Kuru yük gemisi."
"Niye bu kadar önemli peki o gemi?" "Babam var çünkü içinde. Ben küçükken annem bizi bırakıp gitti. Daha renkli bir hayatı olsun diye gitti. Babam benimle ilgilenebilmek için işini bıraktı. Sonra, her gün iş aradı. Beni de yanında götürebiliceği bir iş. Yol-yemek-sigorta olsa yeter bize be İsmail derdi. Ama bulamadı. Sonra bi' gün hastalandı.
Bi' daha kalkamadı yatağından. Beni almaya geldi birileri.
Gitmek istemedim ama babam dedi ki, ben iş buldum İsmail, gitmem gerek. Gemide olcam, her gün el sallıycam sana o gemiden. Sonra bi' sabah gelcem seni de akam, beraber çekip gitcez buralardan." "O günden beri o geminin gelmesini mi bekliyorsun?" "Evet. Gelcem dedi çünkü. Gelmem deseydi beklemezdim.
Niye gelcem desin ki gelmiycek olsa . . .
"...bazı şeylerin elimden kayıp gittiğinin, diğerlerinin de gitmek için gün saydığının farkındayım, bu yüzden hangilerini son ana kadar saklayıp hangilerinin hiç hissettirmeden yok olmasına göz yumacağımı kararlaştırmam gerek, Hissettirmeden diyorsun, acı vererek de yok olabilirler, Güzel kızım, en büyük acı olay anında hissettiğin değil, olayın üzerinden bir zaman geçtikten sonra, yapacağın hiçbir şey kalmadığında hissettiğindir..."
YOLA ÇIKMAK! YİTİRMEK ÜLKELERİ
Yola çıkmak! Yitirmek ülkeleri!
Bir başkası olmak süresiz,
Yalnız görmek için yaşamaktır
Köksüz bir ruhu olmak!
Kimseye ait olmamak, kendime bile!
Durmadan gitmek, sonu olmayan
Bir yokluğun peşinde
Ve ona ulaşma isteği içinde!
Böyle yola çıkmaktır yolculuk.
Ama ben açık bir yol düşünden öte,
Bir şeye gerek duymuyorum yolculuğumda.
Gerisi sadece gök ve toprak