Aşk iyidir bak
Duyumunu artırır insanın
Hele don gömlek sabahları
Tıraş olacağını duyarsın
Yeni gömleğini giyeceğin gelir
Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
Masaya, merdivene, aynalı dalaba
Derken ardından şıpınişi bir kahvaltı
Amanın dersin bu ne delice gidiş
Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
İspinoz düşünür müydü?
Deli olan kaşınır mıydı?
Kolların upuzun Walt Whitman'ı okumaktan
Ağzın desen bir karış açık
Sokaklar, amanın o sokaklar
Önce bir yeşile işkilli
Evlerde büyümeler, alıp başım gitmeler olacak
Kızıp duracaksın üstüne başına konan toza
Televizyondaki işe
Usanmak, hızını eksiltmek dendi mi
Cin ifrit kesileceksin birden
Hey gidi duyumuna yandığırnın dünyası
Alıp vereceğin olacak ille
Aşk maşk buz gibi yaşayacaksın.
İki yıldız arası göğe asılı hamak...
Uyku, uyku... Zamansız ve mekânsız, uyumak.
Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı;
Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.
İlgisizlik, herşeyden kesilmiş ilgisizlik;
Bilmeyiz ki, en büyük ilme denk bilgisizlik.
Usandım boş yere hep gitmeler, gelmelerden;
Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden!
İmam-ı Âzam Hazretlerine gayet lâubâli ve edepten yoksun bir dille çatmalar, kendilerini yeni içtihadlara mezun ve memur bilmeler, içinde yaşanılan memleket ve idaresi altında bulunan hükûmet hangi ölçü ve kanuna bağlıysa, İslâmiyetin de onlara baş eğeceğini iddiaya kadar gitmeler, nice mesele üzerinde bağırsaktan fetvâ vermeler, neler ve neler!..
Bu adamlar; 40 küsur yıllık mücadelemiz sonunda sakız gibi beyazlaştırdığımız iman çarşafı üzerinde bu tahtakurusu lekeleri nereden peydahlandı? Bunlar meydanı sarsın diye mi, biz, süt-beyaz iman çarşafını, hapishanelerde tırnakları sökülmüş ellerimizle çitiledik?..
Ben gitmeler ve gelmeler arasında kalan biriyim. Hani gitmek mi gelmek mi diye tercih edecek olsam gelecek ya da dönecek bir yerim yokmuş gibi sandığımdan belki de…
Vedasız gitmeler...Zamansız gitmeler...Gitmenin zamanı olur muydu ki? Birinin,birilerinin zamanlı ya da zamansız gidişi hep acı verirdi yüreğe.Bu nasıl bir gitmekti?