Gizem

10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2025 00:55
"İnsan soyunun en tehlikeli duygusu aşktır." Öncelikle Zülfü Livaneli birçok bakımdan önyargılı olduğum bir yazardı. Gerek sosyal nedenlerden (popüler olan şeylere karşı olma gibi bir durumum var) gerekse okuduğum türlerin farklı olmasından kaynaklı bir durum bu tabii. Uzun zaman oldu, ne eskisi gibi bir okuma rutinim var artık ne de bir kitap inceleyebilecek vaktim. Oğuz Atay okuduktan sonra genelde böyle oluyorum zaten ve 'bu kitabı okursam eski alışkanlığıma geri dönebilirim' şeklinde okuduğum birçok kitap oldu, aynı zamanda 'bunu okumaya korkuyorum' diye düşündüğüm kitaplar da oldu fakat sadece bu kitap değiştirdi yıllar sonra beni, bir şeyler hissettirdi ve gece yatmadan önce etkisinde bırakıp düşünmeme sebep oldu. Kitaba ilk başlarken her şey aslında olağan ve normal şekilde ilerliyordu. Ortalara doğru merakla çevirdim sayfaları çünkü 'kardeşinin hikayesi' gerçekten merak uyandırıcıydı. Sonunda ise büyük bir şaşkınlık içinde ne okuduğuma emin olamayarak tekrar tekrar okudum. Bu kadar çok etkisinde kalabileceğimi sanmıyordum en başta zaten. Huzursuzluk kitabı o kadar büyük bir etki bırakamamıştı çünkü bende (yazardan okuduğum ilk ve tek kitap). Tabii negatif yönleri hiç yok mu? Elbette var. Kendini tekrar ettiği bölüm çok fazla geldi bana. İlk başta çerezlik diye elime aldığım kitap, bir yerden sonra biraz sıkmaya başlamıştı bu nedenden dolayı. Yine de genel anlamda etkisini okura yansıttığını söyleyebilirim. Kitabın sonunda yaptığı ters köşe, her şeyin teker teker açıklandığı "KARAR" bölümü bütün bir kitabı okumaya yeter de artar bile. Yazarın diğer eserlerine de bu kitabı okuduktan sonra kesinlikle şans vereceğim. Kütüphanesinde olanlar varsa, listenizde ekliyse veya okumak istiyorsanız mutlaka bir şans vermelisiniz. Kabuğumdan çıkmama yardımcı olduğun için teşekkür
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2024126,5bin okunma
Reklam
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2022 71. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2022 06:30
"Dünyada ne kadar güzel şey görsem elbette senin bir yerine benzetirim. Sonra gördüğüm şeyin her tarafında bir kusur bulurum O da gözümden düşer, yine yalnız sen kalırsın." Zavallı Çocuk eseri Namık Kemal'in sürgün yıllarında yazmış olduğu bir tiyatro eseridir. Namık Kemal ise bu eserinde "aile toplumun çekirdeğidir" bakış açısıyla temelleri düzgün atılmamış ailelerin, onun düşlediği modern ve güçlü toplumu yaratması mümkün değildir düşüncesiyle ele almıştır. Bu oyun aynı zamanda taşıdığı duygusal yoğunluk bakımından da sonradan yazılacak eserler için bir öncü sayılmaktaymış. Aynı zamanda bu oyun Namık Kemal'in sahnelenen eserleri arasında. Öncelikle eser oldukça sade bir dil taşıyor yani okumak ve anlamak pek güç sayılmıyor. Eserin taşıdığı duygusal yoğunluğu nedendir bilmem William Shakespeare'in Romeo ve Juliet kitabına çok benzettim. Her kitabı bir başka kitaba benzetiyorum genelde ama bu iki kitabın vermiş olduğu hisler (özellikle kitabın sonunda) oldukça benzer. 41 sayfalık bir eseri açıkçası bu kadar sevebileceğimi düşünmemiştim. Bu kitaptan önce okumuş olduğum Karabibik kitabından sonra bunu oldukça beğenmiş olmam da pek şaşırtıcı değil. İki eser arasında dağlar kadar fark olması şaşırtmamalı, zaten ikisi karşılaştırabilecek kitaplar da değil. Uzun zaman geçti böyle bir kitap okumayalı o yüzden bende çok güzel duygular bıraktı diyebilirim. Tekrar okumak istediğim bir eser oldu. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,419 okunma
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2022 63. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2022 19:03
Edebiyat Kitabı'na çok benzeyen bir kitap daha okumuş bulundum. Son zamanlarda Alfa'nın kitapları aşırı ilgimi çekiyor. Aynı zamanda Filozoflar - Yaşamları ve Eserleri da çıkmış onları da okumayı düşünüyorum çünkü oldukça haz almaya başladım bu tarz derleme kitapları okurken. Kitaptan bahsedecek olursam; altı bölümden oluşuyor kitap: 1. 19. Yüzyıl Öncesi 2. 19. Yüzyıl Başları 3. 19. Yüzyıl Sonları 4. 20. Yüzyıl Başları 5. 20. Yüzyıl Ortaları 6. Günümüz Edebiyatı Birçok yazara yer vermiş kitap fakat bence yazarların yaşamları eserlerine kıyasla daha fazla anlatılıyordu. Diğer bir deyişle de yazarların yaşamlarından bahsederken eserlerini nasıl ortaya çıkardıklarını anlatıyordu. Görsellik açısından aşırı ilgi çekici. Her yazarın portresini ayrı ayrı görmek çok garip hisler yaşatıyor. Bazı yazarların kitap alıntılarına da yer veriyor ayrıca #171517362 da bunu örnekliyor. :) Birçok yazar ve eserlerin arasında ise Türk olarak tek bir yazara yer verilmiş olması da biraz üzücü. Orhan Pamuk'un hiçbir kitabını okuyamadım henüz fakat bu kitap sayesinde de hakkında az çok birkaç şey öğrenmiş oldum. Okumuş olduğumuz kitapların yazarlarının ne yaşayarak ve hissederek o eserleri ortaya koyduğunu görmek beni çok tuhaf hissettirdi daha önce de belirttiğim gibi. Victor Hugo hakkında kitaptan birkaç örnek vereceğim: "Annesi 1821 yılında öldüğünde Hugo gelecekte eşi olacak kadına, Adele Fouchet'e âşık olmuştu bile. Onunla evlenmeye layık bir aday olduğunu ispatlamak için ilk şiir kitabı Övgüler ve Diğer Şiirler'i yirmi yaşındayken yayımladı." Diğer büyük yazarların büyük eserlerini verirken neler yaşadığını, nelere göğüs gerdiğini, neye hayran olduklarını ve hatta özel hayatlarında neler olduğunu görmek için oldukça iyi bir kitap ama yazarların eserlerinin ne olduğunu veya üsluplarını merak
Edebiyat
Yazarlar - Yaşamları ve EserleriKolektif · Alfa Yayınları · 202348 okunma
10/10
·545 syf.··
2022 45. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2022 00:25
"Bütün bu hayvan masalları geniş bir insanlık komedyasının birer sahnesidir sadece. Bu komedyada iyi kötü her çeşit insan, zaman zaman rol değiştirerek, boyunu gösterir, gider. La Fontaine hepsini kuklacı gibi ve bütün tiyatro ustaları gibi, yukarıdan yönetir. Her masalın başında veya sonunda verdiği öğütler, bir taraf tutmadan çok, sahneye koyduğu parçanın bir özeti gibidir." "O da kızıyor elbet dünyanın haline, komedyasına iyilerden çok kötülerin girmesine, kurtluğun, tilkiliğin insanlar arasında yürümesine; kızıyor ama şairce, vaizce, hatipçe değil." Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları kitaplarını okumaya devam ederken normalde okumadığım türden bir kitap aldım bu sefer elime. Masalları hepimiz severiz ve biliriz ve ben de çoğunu zaten biliyorum diye düşünmüştüm okumadan önce. La Fontaine'in çoğu kısa ve öz olan derleme masalları oldukça tatmin edici ve doyurucuydu. Son zamanlarda "reading slump" gibi bir problem yaşadığım, zaman bulamadığım ve okumak istemediğim bir dönemde böyle bir kitapla tanıştığım için çok mutluyum. Uzun bir sürede okuduğumu düşünsem de okumak için sabırsızlandığım bir kitap oldu genelde. Bu kitapta masallar dışında beğendiğim en güzel kısım ise içindekiler bölümüydü. Kitapta masalların Türkçe çevirisi dışında Fransızca orijinal adının bulunması oldukça hoş olmuş, masalları daha da çok merak ettiriyor. Kitap on iki bölüme ayrılmış ve bunları da sıralamışlar. On iki bölüm dışında kitabın en sonunda ise ek bir bölüm var. Bu bölümdeki üç masal ise La Fontaine'in ölümünden sonra kitaba eklenmiş. Böyle bir bölümü bile kitaba dahil etmiş olmaları da çok hoşuma gitti açıkcası. Genel olarak kitabı çok beğendim ayrıca yer yer çocukluğuma gittiğim masallar da oldu ve bunlar da yüzümde bir tebessüm bıraktı. Her ne kadar masallarının çoğunu
Edebiyat
MasallarJean de La Fontaine · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,900 okunma
10/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2022 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2022 14:30
Bir fotoğraf gibi Oğuz Atay... Zaman geçer üzerinden tekrar tekrar bakarsın, okursun ve duygulanırsın. Aradan belki yıllar geçer ama hiç kaybetmez o ilk hissi... Çoğu zaman bir kitabı iki kez okumamama rağmen, Oğuzcum Atay'ın kitaplarını (neden yedi kitap diye sorgularken) alırım elime ve bir karıştırırım sayfaları... Sonra kendime engel olamam okumaya başlarım. İşte yine aynısı oldu. "Oğuz Atay'ın hikâyeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okurunu alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmıyor. Kitaba adını veren hikâyenin "korkuyu beklerken" kendini evine hapseden kahramanı, Atay'ın edebiyat güzergâhındaki farklılığının büyük kanıtlarından. Yazarın bu kitaptaki ilk hikâyeyle var ettiği "beyaz mantolu adam" da öyle. Tavanaralarına saklanan eşyadan, gazetelerin dert köşelerine gönderilen mektuplara kadar "Türkiye'nin ruhu"nu hep aynı maharetle kavrıyor Oğuz Atay." Kitap sekiz hikâyeden oluşuyor. 1. Beyaz Mantolu Adam, 2. Unutulan, 3. Korkuyu Beklerken, 4. Bir Mektup, 5. Ne Evet Ne Hayır, 6. Tahta At, 7. Babama Mektup, ve son olarak 8. Demiryolu Hİkâyecileri- bir rüya. Bunlardan üç tanesi mektup olarak yazılmış. Benim en beğendiğim hikâyeler kitaba adını veren Korkuyu Beklerken, Unutulan ve Beyaz Mantolu Adam oldu. Her hikâyede ayrı ayrı tutunamayan havası sezinleniyor zaten. Mektupların hepsini çok beğendim oldukça akıcıydı ki bana yazılmış gibi hissettim diyebilirim. Özellikle Korkuyu Beklerken hikâyesi hemen hemen Tutunamayanlar eseriyle aynı diyebilirim. Oldukça fazla benzerlikler mevcut bu roman ve hikâye arasında. Psikolojik tahliller olsun, kahramanın mutsuzluğu, çaresizliği ve en sonunda delirmeyle şizofreni arasında kalışı olsun genel olarak içerik aynı yani. Okudukça içine çekiyor insanı ve etkisi altında bırakıyor
Edebiyat
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Reklam