8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 22:28
#KitapYorum #CenkKayakuş #SonFiravun #KanonYayınları #Kitabaaşıkokumayasevdalı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Kanon Yayınları'ndan çıkan, Cenk Kayakuş'a ait "SON FİRAVUN" isimli tarihi romanı tanıtmaya çalışacağım. Cenk Kayakuş kitaplarını okumak bana göre ayrıcalık. Öncesinde "KAYIP KITA", "UÇUŞ 345" isimli eserlerini okumuş çok beğenmiştim. İçimden de gizliden diğer kitaplara talibim düşüncesi altın yaldızlı hazine notluğuna okunmak üzere eklemiştim bile. Hepsinde heyecan, gizem, merak, adrenalin, gerilim tavan. Elinizdeki kitaplar bittiğinde, ne okurum derdi sarmışsa, sıkılıp bunaldıysanız, arayıştaysanız eğer zulanuzda Cenk Kayakuş kitapları varsa çok şanslısınız, kurtardınız günü diyebilirim. Hani yemek sonrası en sevdiğiniz tatlıya sıra gelir ya!.. Tam da bu iştahla "SON FİRAVUN" a tutundum desem mübalağa etmiş olmam. Her sayfa heyecan, gizem, aksiyon, gerilim. Tüm duygularınız fişini elektrik prizine takmışcasına aydınlanıyor. Kendinize geliyorsunuz. Hani çok susarsınız su ılık gelir, o sıcakta bir işe yaramaz. Yavandan mideye yuvarlarsınız. Bu eser tüm dıyguların hakkını veren cinsten. Yani o soğuk suyla dirilişiniz bu kitapla kavilli. Cenk Kayakuş tarihsel olayları günümüze bağlamayı seven bir yazar. Okurun nabzını biliyor. Nokta atışlar hükmünde. Hadi şimdi Mısır'a gidelim, kızgın çöllerde kahramanımız Hakan Geda neler yaşamış konuya ekmek bandıralım. "SON FİRAVUN" Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethi, II. Dünya Savaşı ve günümüzü birleştiren gizemli bir hazine avını konu alan bir macera romanı. Topkapı Sarayı’ndaki "tılsımlı gömlekler" gibi somut tarihi ögeler ve Herihor hazinesi gibi arkeolojik mitler kurgunun omurgasını oluşturuyor. Temposu yüksek, kronolojik katmanlar arasında köprüler kuran, tarihsel gerçekliklerle kurguyu harmanlayan sürükleyici
Son FiravunCenk Kayakuş · Kanon Kitap · 202241 okunma
Nesnelerin Tahakkümü ve Arzu İllüzyonu.
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 21:24
Georges Perec’in 1965 yılında yayımlanan ve Renaudot Ödülü’ne layık görülen ilk romanı Şeyler; ilk bakışta 1960'lar Fransası'nın yükselen orta sınıfına dair sosyolojik bir taslak gibi görünebilir. Ancak metne daha detaylı yaklaştığımda, kitabın Gustave Flaubert'in Duygusal Eğitim'in modern ve klinik bir kopyası, aynı zamanda tüketim toplumunun yarattığı ontolojik boşluğun zekice kurgulanmış bir otopsisi olduğunu fark ettim. Perec, ileride Oulipo akımının en parlak yıldızlarından biri olacağını kanıtlarcasına, bu kitabında da dili ve biçimi, anlattığı meselenin tam merkezine oturtuyor. Kitabın başkahramanları olan Jérôme ve Sylvie, yirmili yaşlarının ortasında, serbest piyasa araştırmacısı olarak çalışan genç bir çifttir. Ancak ironik bir şekilde kitabın asıl "karakterleri" onlar değil; deri koltuklar, İngiliz stili pipolar, ipek gömlekler, antika masalar ve porselen tabaklardır. Perec, insanların eşyalara sahip olduğu bir dünyayı değil, eşyaların insanlara sahip olduğu bir dünyayı resmediyor. Çiftin hayatı, sürekli bir sahip olma arzusunun etrafında şekilleniyor. Olmak fiili tamamen ortadan kalkmış, yerini sahip olmak almıştır. Hayal ettikleri hayat ile yaşadıkları hayat arasındaki o derin uçurum, salt tüketim nesneleriyle doldurulmaya çalışılır. "Ne yazık ki, çalışmayanın yiyecek ekmek bulamayacağı kesin ama çalışan da hayatını yaşayamıyor." Sayfa 48 Kitabı okurken bazı okurları zorlayabilen, ancak romanın dehasını oluşturan en temel unsur üslubuydu bana göre. Perec, bilinçli olarak soğuk, mesafeli ve adeta bir mobilya kataloğunu veya emlak ilanını andıran bir envanter dili kullanmış. Eşyalar uzun uzun, tüm ihtişamıyla betimlenirken, Jérôme ve Sylvie'nin iç dünyalarına dair psikolojik derinlik kasıtlı olarak verilmez. Çiftin sevinçleri, üzüntüleri veya aşkları yoktur; sadece alım
ŞeylerGeorges Perec · Metis Yayınları · 20161,363 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·112 syf.··
2026 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 11:33
O kadar ağır bir kitap idi ki aşırı fazla zamanımı aldı. Hoşuma hiç gitmedi kimseye tavsiye etmem. Kitabın içi cevher gibi idi 80 sayfanın içine hazine gömmüş ama toprak değil demiri kazmak gibiydi yeminle. Yapay zekâ kullandım incelemeyi anlatmak için şimdi şu şekilde : Mış Gibi Yapma Sanatı ve Etiket Dini Romanın kahramanları Jérôme ve Sylvie, aslında hiçbir şey olmak istemezler; sadece her şeye sahip olmak isterler. Onlar, günümüzün "old money" (eski zengin) estetiğine özenen, ama ay sonunu zor getiren kitlelerin 1960'lardaki prototipleridir. En büyük fantezileri, paraya doyup parayı umursamıyor gibi yapmaktır: > "Zenginliklerini unutacaklardı, bileceklerdi zenginlikleriyle gösteriş yapmamayı. Övünmeyeceklerdi bununla." > Ne kadar tanıdık, değil mi? Marka logosu görünmeyen ama binlerce lira eden o "sade" tişörtleri giyme arzumuzun birebir aynısı. Ancak gerçeklik çok daha acımasız ve komiktir. Bir tarz yaratmaya çalışırken düştükleri durum tam bir fiyaskodur: > "...İngiltere'ye yeni gelmiş, çok düşük maaşlı bir göçmenin son derece Avrupalı karikatürünü andırdı." > Estetik, kültür, sanat dedikleri her şey, aslında etiketlerin arkasına saklanmış bir görgüsüzlükten ibarettir: > "Lüks adını verdikleri olguda asıl sevdikleri, bu lüksün ardında yatan paradan başkası değildi çok kez." > "Zenginlik belirtilerine kaptırmışlardı kendilerini; yaşamdan önce zenginliği seviyorlardı." > 35 Metrekarelik Şato ve "Hak Etme" Yanılgısı Bugün hepimizin içini kemiren o "ben en iyisine layığım" kibrini Perec tek bir cümleyle özetler: > "Sahip olmaya layık olduklarından başka şeyleri yoktu." > Mükemmel hayatlar, Chesterfield divanlar, ipek gömlekler düşlerler ama uyandıkları yer 35 metrekarelik döküntü bir dairedir. Sahip olamadıkları o lüks, hayatı yaşanmaz kılar. Yaşadıkları sıkıntı
Hayat ve İnsan
ŞeylerGeorges Perec · Metis Yayınları · 20161,363 okunma
6/10
·136 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 02:42
Hz. Yusuf'un üç dönüm noktası, üç gömlekle tasvir ediliyor. İlki Masumiyet, Mağduriyet ve Mazlumiyet Gömleği yani kanlı gömlek. Yusuf'un hayatı burada değişiyor ve mazlum duruma düşüyor , bu kısımda ilgili ayetler açıklanıp okuyucuya bu ayetler eşliğinde öğüt veriliyor. Diğer iki gömlek ise " İffet, İsmet, İhlas Gömleği ve İktidar, İstikrar , İstikâmet Gömleği " yani arkadan yırtılan gömle ile Hz Yakup'a gönderilen gömlekler. Bu iki olayda da Yusuf'un hayatı değişıyor, yine ilgili ayetler açıklanıp okuyucuya öğütler veriliyor. İçinde bulunduğumuz duruma göre bu üç gömlekten birini kuşanmamız tavsiye ediliyor. Yussuf kıssasına da farklı bir boyuttan bakılmış oluyor. Hz Yusuf kıssasına ve mesnevilerine hatta ilahisine bayıldığım için bu kitabı da sıkılmadan okudum.
Din
Yusuf'un Üç GömleğiAbdullah Yıldız · Pınar Yayınları · 20172,189 okunma
Ne şimdi, yaşamak mı sürüklenmek mi?
9/10
·288 syf.··
2026 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 13:16
Peki ya sürüklenmiş gibi yaşamak? Gibi, normlara sıkışıp kalınca anca bu kadar edatlığa boyun eğebiliyor! Yaşamı bilmeden yaşamak doğru mu diye sormayın, yaşamı bilebileceğimizi nereden çıkardık ki? Yine de haklılar, baklava hamuruyla börek yapmaya çalışabiliriz, bu yüzdendir ki bir el yordamı, yolu olmalı, diyorlar. Var mı, yok mu? Kitap buna asla net bir yanıt vermedi ki verseydi genel ahengine ters düşerdi. Sahi aheng demişken... Simio Bernstein adlı hayali(?) piyanist, hayatın ahengi olduğunu yazmış, kitapta diyalogda yer vermiş buna. Ahengin ne olduğunu, kimine göre ne olduğunu doğrudan sormadan boşluk bırakmış, yan karakter. Aslında Minjun yan karakter de pek sayılmaz, baş karakterin başka bir yansısı denebilir, herhalde. Hiçbir kitap hayatımı, bakış açımı değiştirmedi, demek çok mu abartı olur? Değiştirse fark etmez miyim? Bilmiyorum. Yine de kitaplar ve yazarlarla kitapevleri hakkında bu tarz soru işaretlerini tekrardan gündeme getirdi, işte bu yansıma ve aynanın kendisiyle bakan. Eklemek gerekir ki soru işareti ne nokta koyabiliyor ne koydurmaya tenezzül etmemizi istiyor. İtiraf edeyim ki hep böylesi sevilesi ben de! Neden mi? Fazla kafa yormamakta kafa yordurarak verilen bir mola da ondan (molalarla kaçamak yapıp süreci uzatırlar). "Nehir ya da okyanus gibi enginlere sığmayıp taşmasam da kimse fark etmeden çiseleyen yağmur gibiyim. En azından o kadarı olabilirim diye düşünüyorum." Bu, başka bir diziden alıntı, bana göre benzer kıvamda atmosferler, ahengler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, dizi biraz keskindi. Kitaptaki baş karakter o kadarın ne olduğundan da emin değil. "Yüzünü yıkadıktan sonra yaptığı kahveyi içerken gününü nasıl geçirmek istediğini düşündü ancak pek bir şey yapmayacağını Youngju da gayet iyi biliyordu." diye geçiyor bir yer, bana
1000Kitap
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
On beş buçuk yaşında, lame pabuçlu, melon şapkalı yoksul bir Fransız kız ile otuzlarında, çelimsiz, ipek gömlekler giyen, limuzinle gezen zengin bir Çinli adam... Mekong Nehri üzerindeki bir arabalı vapurda karşılaşan bu ikili birbirine karşı konulmaz bir arzu duyar. Sınıfsal ve etnik farklılıklarına, çevreden gelen baskılara rağmen sevgili olurlar. Biyografik öğeler taşıyan bu romanda Duras, bir yandan cinsellikle ilk karşılaşmasını anımsarken, diğer yandan da sıradışı ailesiyle yaşadığı çalkantılı hayattan kesitler sunar.
SevgiliMarguerite Duras · Can Yayınları · 19921,303 okunma