Edebiyatın Fiyakalı Serserileri ve Özgür Ruhları: Beat Kuşağı
9/10
·144 syf.··
2021 97. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2021 18:00
‘’Dikkatli ol. Harikalar Diyarı’nda değilsin. Ruhunda uzun zamandır yetişen bir delilik işittim. Ama bilgisizliğinin, yalnızlığının içinde sen kısmetlisin. Mağdur biri olarak aşkı saklandığı yerde bul. Ver, paylaş, kaybet. Hadi açılmadan ölelim.’’ –Allen Ginsberg Louis Ferdinand Celine’in 1932 yılında yayımlanan Gecenin Sonuna Yolculuk kitabı hakkında internette bir şeyler okurken, Beat Kuşağı akımının oluşmasında ve filizlenmesinde büyük bir etkisi olduğunu öğrendim. Ayrıca Beat Kuşağı’nın önde gelen yazarlarından Jack Kerouac’ın ustası olarak gördüğü Celine hakkında konuşma yaptığı videoya da denk geldim; youtu.be/F8VMIwY2hp0 Ben de daha önceden duyduğum, ama hakkında pek de bir fikrimin olmadığı ‘’Beat Generation’’ hakkında okuma yapmak istedim ve bu giriş kitabını seçtim. Beat Kuşağı’nı anlatabilmek için ise biraz geriye gideceğim. 1930’larda yaşanan Büyük Buhran dönemi ve ardından gelen küresel ekonomik krizler 1945’te İkinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. Bu dönemde yolda yürürken başınıza bombalar düşebiliyordu, evinizde rahat rahat uyku uyuyamıyordunuz çünkü insanların ölüm çığlıkları buna izin vermiyordu, kanlar sokaklarda oluk oluk akarken cesetlerin üzerine basmadan yürümek bile zordu. Bu habis zamanları bize anlatan, aktaran, insanlığın çaresiz hallerini, savaşı ve kanlı sonuçlarını bize betimleyen bazı yazarlar vardı; Ernest Hemingway, T. S. Eliot, William Faulkner, Ezra Pound, Gertrude Stein gibi… Ve bu yazarlar da Kayıp Nesil olarak adlandırıldılar. 1940’lara doğru ise Kayıp Nesil etkisini yavaş yavaş yitirdi. Kayıp Nesil, kaybolduktan sonra, Beat Kuşağı’nın genç yazarları da 50'lerin başında, bu kurtulmaya çalıştıkça insanı içine çeken bataklık atmosferinden ve umutsuzluk kıskacından kaçmayı umut ederek, ölü toprağını üzerinden atmak isteyen yeni bir edebi topluluk oluşturdular. Bu yazarlar çocukluklarını Büyük Buhran döneminde geçirmiş ve İkinci Dünya Savaşı’nı atlatmışlardı. İlk başlarda, böylesine bir etki yaratacak, dünyayı etkisi altına alacak bir akım oluşturmayı planlamıyorlardı tabii ki. Üniversite’de tanışan arkadaşlar, daha çok coffe-house’larda, evlerinde veya barlarda buluşup, alkol ve uyuşturucu kullanarak edebi sohbetler ediyor, kadehlerini okuryazarlığa kaldırıyorlardı. Bu genç yazarların en öne çıkanları ise; Jack Kerouac, William S. Burroughs, Allen Ginsberg ve Neal Cassady idi. “İlgimi çeken çok fazla şey vardı ve geberinceye kadar birinden ötekine koşacaktım.” Jack Kerouac, Yolda Eserlerinde deneysel olarak modern cazın özgürlüğünden ve rock’n’roll’un atılganlığından ilham alan Beat Kuşağı yazarları yalnızca formun değil içeriğin de sınırlarını genişletmiştir. Amaçları günlük yaşantımızın tekdüzeliğinden, materyalist bir yarış içerisinde yaşamayı unutup tek nihai amacı para kazanmak ve onu harcamak olan topluluktan kaçıp, insanın asıl özündeki iyiliği ve mutluluğu bulmak ve onlara sımsıkı sarılmaktı. Kendi kültürlerindeki eksik olan şeyi, yani canlılık ve yaratıcılık hissini aramaya koyuldular. Otostopla yola çıkıp, cismani dünyadan kurtulmak ve ruhani yaratımcılığa ulaşmak amacı ile uyuşturucu kullanmak, önlerine çıkanla düşüp kalkmak ve gecenin en sonunda bunları yazıya dökmek sıkça yaptıkları işler arasında yer alıyordu. ''Azizlerin hayatının cazibesine kapılmış, papaz olma hayalleri kuruyordum ancak daha sonra şeytanın daha zevkli görünen yolunda kayboldum.'' - Neal Cassady Bu yeni gençlik kültürü adeta alkolizmin, cinselliğin, sıradışılığın, müstehcenliğin ve küfrün dışa vurumuydu. Eserlerinde bol miktarda hedonistik yolculuklar, homoseksüellik, şiddet, uyuşturucu, antikapitalist fikirler, ırkçılık-din karşıtlığı ve özgürlük bulunuyordu. ‘’Rahat bir yatakta tutsak şekilde yatmaktansa, rahatsız bir yatakta özgür olmak her zaman yeğdir.’’ Jack Kerouac, Yolda The Beats veya Beat Kuşağı kitabına gelecek olursak gerçekten bu itlik ve serserilik yapan ‘’delikanlıları’’ objektif bir şekilde incelemiş. Eksisi ve artısı ile ele almış Beats Kuşağı’nı ve olumlu yorumlar yaptığı gibi gerektiği yerde olumsuz yönlerinden de cesurca bahsetmiş. ‘’Delikanlı’’ her ne kadar çocukluk döneminden çıkmış genç erkek demek olsa da, Diane di Prima, Anne Waldman, Elise Nada Cowen gibi gerçekten ‘’delikanlı’’ kadın yazarlar da vardı bu kuşağın içinde, çünkü erkek veya kadın demeden hepsinin kanları delice akıyordu. Beat Kuşağı’na başlangıç yapmak istiyorsanız bu kitabı gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz. Ayrıca Beat Kuşağı’nın önemli eserleri arasında Jack Kerouac’ın Yolda romanı, William S. Burroughs’un Çıplak Şölen’i ve Allen Ginsberg’ün Uluma ve diğer şiirleri bulunuyor, Türkçemizde ise Hakan Günday’ın Kinyas ve Kayra’sı ve Metin Kaçan’ın Ağır Roman’ı Beat Kuşağı’nın işlediği temaların izlerini taşıyan eserlerdendir, belki okumak isteyenlere fikir olur. Bu gençlerin yarattıkları kültür, sadece edebiyatla kalmayıp, sinema, resim, müzik gibi sanatın birçok alanında da etkisini gösterdi. Müzik kültürü bu akımdan belki de en çok etkilenen sanat dalı oldu. The Beatles, Bob Dylan, The Doors, Nirvana, Pink Floyd, Patti Smith, Leonard Cohen dinlerken Beat Kuşağı’nın duygularını, hislerini bir nebze de olsa hissedebilmek mümkün. Eğer ki bu çılgın çocukları okumak istiyorsanız, onların bizim ‘id’imizin dile gelmiş hali olduğunu unutmayın ve bir an önce okumaya başlayın. Herkese keyifli ve verimli okumalar! ^^ "Vakit varken tomurcukları topla. Zaman hâlâ uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüyor olabilir." To the Virgins, to Make Much of Time, Robert Herrick.
Edebiyat
The BeatsDavid Sterritt · Oxford University Press · 201324 okunma
··
1.993 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık.. Farklı kitaplarda aynı konuya pişti olmuşuz:))👇 #103457141
Kayaberk İpek
Gönderi Sahibi
Hiçbir piştiye bu kadar gülmemiştim. :)) Tabii benimki incelediğim kitabın giriş niteliğinde olmasından ötürü biraz yüzeysel kalmış haliyle :)) Yolda'yı okuduktan sonra uğrayacağım durak belli oldu, sizin de elinize sağlık. ^^