Sessizliğin Paradoksu: Anlaşılmayanın Yükü
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
“Bir şey dediğimde, yine de hiçbir şey demiyorsam bu hep ironidir.” (s. 150) Kierkegaard’dan okuduğum ikinci kitaptı. Açıkçası metne uyum sağlamam kolay olmadı, sık sık geri dönüşler yapıp bazı yerlerde durup yeniden okumam ve yer yer metin üzerine düşünerek araştırarak ilerlemem gerekti. Bu yüzden, bu kadar emek verdiğim bir okumayı bir incelemeyle taçlandırmak istedim. “İbrahim şöyle diyecek olsaydı: Hiçbir şey bilmiyorum, yalan söylemiş olurdu. Bir Şey diyemez çünkü bildiğini söyleyemez.” (s. 150) Bu kitapta İbrahim’in neden konuşamadığı, trajik kahraman ile İbrahim arasındaki fark ve etiğin açıklayamadığı o paradoksal tekillik olmak üzere üç farklı tema baskındı. Kitap ana eksende İbrahim’in neden konuşamadığı sorusuna odaklanıyor. Kierkegaard bu susma eylemini basit ve zarif bir suskunluk ya da şiirsel bir kapalılıktan öte bir imkânsızlık olarak sunuyor. İbrahim’in neden açıklanamaz bir figür olduğunu göstermeye çalışıyor. Metinde bu düşüncesini yer yer bazen keskin ifadelerle dile getiriyor: “İbrahim susar çünkü konuşmaktan acizdir.” (s. 84). Hatta başka bir yerde: “Çok şey der de bir tek şey bile diyemez.” (s. 144) diyerek İbrahim’in sessizliğini, psikolojik bir susma değil de söylenebilir olanın sınırına gelmiş bir dilsizlik olarak nitelendiriyor. Estetik birey (kahraman figür); bazen birini korumak, incitmemek ya da bir aşkı kollamak için susabilir. Ama İbrahim’in sessizliği bu türden bir gizlilik değil ortak dile çevrilemeyen bir paradoksun sonucu. Bu yüzden trajik kahraman ağlayabilir, anlatabilir, teselli bulabilir ama İbrahim konuşsa bile yine de asıl söylemesi gereken şeyi söyleyemez. Kitabın trajik kahraman ile İbrahim ayrımına odaklandığı kısımlar en etkileyici teması. Kierkegaard’ın İbrahim’i trajik kahraman yerine etiğin sınırlarını aşan paradoksal bir figür olarak sunuyor: “Harekete geçecek kişi kendi hakkında sonuca göre hüküm vermeye kalkarsa o işe asla başlayamaz.” (s. 88). Yazara göre İbrahim, ilginç bir şekilde yaptığı fedakârlık sonrası hala imanını sürdürüyor ve yazar bu noktayı özellikle yineliyor. Burada bizim yargılama biçimimizi de sorguluyor çünkü burada belirleyici olan şey mutlu son değil sonucu önceden güvenceye almadan korku ve belirsizlik içinde yine de harekete geçebilmektir. Kitap yalnızca iman üzerine değil Hegel’in evrensel etik anlayışına karşı bireyin tekilliği üzerine de yazılmış, Hegelci etik anlayışa da itiraz ediyor. Etik herkes için geçerli olabilir ama İbrahim örneğinde birey, Tanrı karşısında bu ortak alanın dışına taşar. Hegel için birey tümelin içinde anlam kazanırken Kierkegaard bazı durumlarda bireyin Tanrı karşısında tek başına kaldığını söylüyor. Kierkegaard’a göre insan imanı gerçekten yaşamıyorsa sadece düşünüyorsa aslında kendini oyalıyordur. Epilogdaki buna dair şu cümle geçiyor: “En yükseğe varmış olduğumuza o kadar eminiz ki geriye elimizde, zaman doldurmaktan kendimizi o kadar ileri gitmediğimize inandırmaktan başka hiçbir şey kalmadı mı?” (s. 153). Burada Kierkegaard bugünü de eleştiriyor. Gerçekten ilerlemek yerine ilerlediğimizi sanarak yerimizde oyalanıp duruyoruz. İbrahim’in yanında bizim kendimizi kandırma biçimlerimizi de eleştiriyor. Aynı yerde söylediği “İman, insana mahsus en üstün tutkudur” (s. 154) cümlesiyle de bu fikrini pekiştiriyor. “Yüreğinde Tanrı aşkı taşıyanın gözyaşlarına ihtiyacı yoktur, hayranlığa ihtiyacı yoktur” (s. 151) Kierkegaard’ın vardığı dinsel sonuca yakın düşünmesem de kitabın ortaya koyduğu problemi ve bunu irdeleme biçimini güçlü buldum. İnancı paylaşmayan bir okuru bile, bireyin tek başınalığı, açıklanamaz seçimi ve etiğin sınırları konuları üzerine düşünmeye yöneltiyor. Zihinde güzel sorular bırakıyor. René Descartes Immanuel Kant Georg Wilhelm Friedrich Hegel Aristoteles Jean-Jacques Rousseau Nicolas Boileau William Shakespeare Euripides Platon (Eflatun) Seneca Johann Wolfgang Von Goethe Aristophanes Voltaire Herakleitos Tevrat İncil
Felsefe
Korku ve TitremeSoren Kierkegaard · Pinhan Yayıncılık · 20152,260 okunma
·
743 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.