Adam 7 kitaplık bir seri yazmış, biz kafaya koymuşuz bu seriyi yardımcı ve dönemi aydınlatıcı eserlerle birlikte 10-15 kitaba çıkarmaya. Zaten şu incelemenin içerisinde geçen "Bazen bir romanın verdiklerini/düşündürdüklerini hiçbir akademik makale veremeyebilir…" bu cümlen bile Proust hakkında istendiği kadar makale ve tez okunsa dahi Proust'un gözlerini kendi dünyamıza indirgemeyi öğrenemediğimiz sürece beyhude kalacağının işaretidir, kanıtıdır. Hatta bahsettiğin Guermantesler ve Dreyfus olaylarının açıklamasından bile daha içten bir cümle gibi...
Daha iyisinin olmaması, yeni kitaba başlandığında hiçbir zaman Proust gibi olmayacak bir kalemle tanışıyor olmamız muhtemelen edebiyat ve izlenimcilik çıtasının en yükseklerde seyretmesinden dolayı.
Misal; Proust'un "Ama daha ayrıntılı, sevgili dostum, çok hızlı gitmeyin." cümlesinin tam olarak zıttı belki de Türkiye'de Latife Tekin'in "Ama daha hızlı, sevgili dostum, çok hızlı gidin." olarak uyguladığı kurgular olabilir. Ama kah deneyim zerreciklerinde kah şehirlerin insana dokunduğu modern sanrılarda insan kendine mutlaka Proust'un dünyasından bir şeyler bulabiliyor.
Bugün bir cümle okudum. Şöyle; "Dış yaşantı iç yaşantıyı dengelemeli. Yoksa, dış etkilerin yokluğunda, iç etkiler çok tehlikeli bir üstünlük elde ederler." Evet, işte tam da dış ve iç yaşantının kavgasının kanıtlarla ve panoramalar silsilesiyle bu kadar yansıtılabilmiş olması eşsiz bir Proust başarısıdır.
Yorumu yazarken aklımda hiçbir fikir yoktu ama bu adam insana yazdırıyor dostum, seni çok iyi anlıyorum. Eline sağlık...