“Gülerek, sohbet ederek dalgalanan bir insan kalabalığının ortasında ben kendimi arıyordum, içimdeki o yitik insanı arıyordum, idrak edişin o büyülü sürecinde yılları yoklayarak gerilere gittim.”
Kişinin yaşamının anlamının bulunduğu yere götüren yönü, onu, en açık olarak bildiği, ama, daha nasıl bir yol olduğunu hiç bilmediği bir yolda yürütür.
Bir inanç için acı çekmiş olandan daha tehlikeli varlık yoktur. En büyük zalimler kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar. Acı, güç iştahını azaltmak şöyle dursun, onu azdırır; zihin de kendini bir soytarının meclisinde bir kurbanınkinden daha rahat hisseder; onu, bir fikir için ölünen gösteriden daha fazla tiksindiren hiçbir şey yoktur.