Rahip Pirard yarı gülümser gibi, "Dünya şatafatlarının sonu budur işte! dedi. "Siz hep güler yüzler, gerçekten yalan tiyatroları görmeye alıştınız. Gerçek ağırbaşlıdır, efendim. Bizim yeryüzündeki görevimiz de ağırbaşlı bir görev değil midir? Dışarının aldatıcı güzelliklerine fazla kapılmamalı. Vicdanınızı bu zaafa düşürmemeye bakmalısınız."
Aşk nazariyeleri üzerinde hiçbir zaman kafasını yormasa da taşra şehirlerinde her aşk lafı açıldığında basmakalığ türkülerin baş konusu, servet farkından sonra, hep yaş farkı olurdu.
Mathilde, "Asil olmak insana birçok meziyet kazandırır. Karşımdakinde bu meziyetleri görememek beni çok üzer, yaralar. Bunun bir örneğini Julien'de gördüm," diyedüşünüyordu. "Ama asaletin insana ölümü bile göze aldıran bu meziyetleri soldurduğu da bir gerçek."
Korkunç bir tavırla genç kıza yaklaşarak dedi ki, "Bir kelimeyle söyleyeyim, küçükhanım, yeryüzünden bilgisizliği, cinayeti sürüp çıkaracağız diye biri insan fırtına gibi aklına esen kötülükleri yapmalı mıydı?"