On sekiz yaşında insanın elinden tutanı olmadan yalnız başına girdiği ilk salon: Gülünç, dokunaklı bir hatıra! Hoşa gideyim derken, daha beceriksiz oluyorum. Her şey hakkında yanlış düşünceler ediniyorum. Ya hiç nedensiz, içimdekileri döküyor ya da karşımdakini bana sert sert baktı diye düşman belliyorum. Çekingenliğim yüzünden ben bunları çekerken bile, güzel bir gün, güzel bir gün ne güzel şeydi!
KANT
Yüreğim senin için aşkla dolu. Doğrusunu istersen, içimde duyduklarımı aşk sözü bile anlatamaz. Sana karşı ancak Tanrı'ya karşı duyduklarımı duyuyorum. İçinde saygı, aşk, boyun eğme bulunan bir duygu bu. Valla, beni nasıl büyüledin, bilmiyorum!