Soldan sağa altı harfli bir tatlı...
Puan vermedi·245 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 01:33
Sütlaç, keşkül, künefe, güllaç? Doğru cevabı görünce yüzünüzde bir tebessüm oluşacak. 》Şermin Yaşar bu kitabında, çocuklarının dünyasında yer bulamayan Selime Teyze ile kimsesizlik hissini sonuna kadar yaşayarak büyüyen Meltem'in hayatlarını kesiştiriyor. Yine çok samimi, cok duygusal, insanın içine dokunan bir üslup ve kurguyla... 》Selime Teyze, bir gün çocuklarına sinirlenir ve çekip gider, bir köyün sessizliğine sığınır. Kimseye haber vermeden, ardında iz bırakmadan. Ama bir yandan da bulunmayı bekler. Meltem ise çocukluk yaraları olan, babaannesi ve dedesiyle büyümüş, hayatta her zaman tek başına mücadele etmek zorunda kalmış bir kadındır. Onun yolu da Selime Teyze'nin köyüne düşer. Ve başlarlar birbirlerine hikayelerini anlatmaya. 》İki hayat, iki kayboluş, iki yaralı yürek, iki yabancı ama bir o kadar tanıdık kadın bir evde buluşur. Bir sedire oturmuş, ellerinde çay bardakları, Kaz Dağları'nın eteklerinde, yeşilin, sakinliğin huzuruna sığınmışlar ve dökülüvermiş bütün sırlar dudaklardan... 》Selime teyzeyi okurken yaşlı insanlara, Meltem'i okurken de bir kız çocuğunun ihmal edilmişliğinin ruhunda bıraktığı hasarlara empati ile yaklaşacağımız bir yolculuk aslında bu kitap. 》Selime Teyze bir anne olarak evlatlarıyla sınanmış. Belki yeterince sevgi ve hürmet görmemiş kendi açısından bakınca. Anlaşılamamış onlar tarafından, belki de çocukları gözünden bakmamış bazı şeylere. Çocuklarının da mücadeleleri var elbette. Oğlunun onun dizine yatıp içini döktüğü kısım çok güzeldi. 》Meltem'in hikayesi ise beni daha çok etkiledi. Kimsesiz olmak, seni koruyan, sana sahip çıkan, çocukluk anılarının başrolünde olması gereken, seni seven ve yetiştiren bir ailenin olmaması dünyadaki en kötü şeylerden biri. Bunun yanımda evliliğinde de istediği aile sıcaklığını bulamıyor. Onun
Alıntı
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202514bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 14:58
Yazarın Söyleme Bilmesinlerden sonra okuduğum ikinci kitabı.Şermin Yaşar’ın Altı Harfli Bir Tatlı kitabını okurken açıkçası çok büyük beklentilerle başlamamıştım ama sayfalar ilerledikçe kendimi hikâyelerin içinde buldum. Öyle çok çarpıcı olaylar yok belki ama zaten kitabın gücü de buradan geliyor gibi geldi bana; gündelik hayatın içinden, bizden şeyler anlatıyor..Konusu itibariyle duygusal yoğunluğu olsa da kolay okunan,akıcı,gündelik bir dil.Bu nedenle hikayeye kolayca dahil oluyoruz.Sanki Selime Teyze'yle parkta ya da pazarda karşılaşmışız gibi. En çok hoşuma giden tarafı anlatımın doğallığı oldu. Bazı cümleler vardı, sanki bir arkadaşım bana bir şey anlatıyormuş gibi hissettirdi. Özellikle aileyle ilgili kısımlar ve çocukluk anıları biraz içime dokundu diyebilirim. Abartıya kaçmadan, küçük detaylarla duyguyu vermesi bence kitabı daha etkili yapmış. Bazı hikâyelerde hafif bir hüzün var ama bu rahatsız eden türden değil. Daha çok insanı durup düşündüren bir his bırakıyor. Genel olarak çok akıcı bir kitap. Öyle ağır ağır ilerleyen bir dili yok, o yüzden okurken zorlanmadım. Ama bitirdikten sonra aklımda kalan şeyler oldu, bu da benim için önemli. Kısacası, çok büyük iddiaları olmayan ama samimiyetiyle öne çıkan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çok şey vaat etmiyor gibi görünse de okuduktan sonra insanda bir iz bırakıyor. Bir köy evinde yolları kesişen iki kadın;Selime Teyze ve Meltem...Daha önce kimselere söyleyemediklerini karşılıklı birbirlerine dökerler.Bir tarafta yaşlılık yalnızlığı,bir tarafta genç bir kimsesizlik.Hikayeyi ikisinden de sırayla dinleriz. Selime Teyze çocuklarından habersiz sığındığı bu köy evinde,kimselere yük olmadan,bahçe işleriyle vakit geçirir.Ölüm kapısını çalana kadar oyalanmalıdır.Meltem ise kimsesizliğine sıkı sıkıya
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202514bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
Meltem’in hikâyesi daha en başından içimi burktu. Daha bebekken hem annesi hem babası tarafından isteyerek terk edilmesi… Bir çocuğun bunu anlamlandırma biçimi çok acı: “Sevilmiyorsam, demek ki sevilmeye layık değilim.” Bu düşünceyle büyüyen birinin kendini sevmesi zaten kolay değil. Bu yüzden Meltem’in, büyüdükçe kendini iyileştirmesi ve sevmeye-sevilmeye kapı aralaması beni en çok mutlu eden şey oldu. . Altı harfli tatlı… Güllaç, sütlaç, künefe, keşkül… Hepsi ayrı güzel ama aslında mesele hiçbiri değil. Asıl tat, birinin gözünde hâlâ değerli olabilmekte saklı. Çünkü insan en çok orada doyar; görülünce, önemsenince, yerinin hâlâ aynı olduğunu hissedince. Selime Teyze, eşini kaybettikten sonra kalabalıkların içinde yalnız kalmış bir kadın. Dört çocuğu var ama her biri kendi hayat telaşesinde, kendi yükünü taşıyor. İlk başta bu durum bana oldukça üzücü geldi; yaş aldıkça evlatlarından ilgi bekleyen bir annenin yalnızlığı çok tanıdık ve insani. Selime Teyze’nin bu beklentisini anlayabiliyorum. Ama işin diğer tarafında, çocukların da kendi yaraları ve yorgunlukları var. Her biri hayatın içinde mücadele ediyor ve aslında hiçbiri “keyfinden” uzak değil. Bu noktada Selime Teyze’nin onlara yaklaşımı beni en çok zorlayan şey oldu. Dobra olmak adına kullandığı dil çoğu zaman kırıcı, iğneleyici ve empati kurmaktan uzak. Üzülmekten çok iğneleyen, empati kurmayan, hatta yer yer küçümseyen bir dili olması, karakteri benim için zorlaştırdı. Oğluna kılıbık, torunlarına sevgisizlik, kızının/torununun kilosuna yakışıksız benzetmeleri, kızının psikolojik zayıflıklarını görmeyişi vb. Çocuklarının yaşadıklarına karşı takındığı tavır beni rahatsız etti. İnsan evladına her şeyi söyleyebilir belki ama bu kadar sert ve incitici bir yerden söylemesi insanın içini burkuyor. İnsan, en
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202514bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 16:13
Altı Harfli Bir Tatlı Soldan sağa altı harfli bir tatlı? Sütlaç, Keşkek, Künefe Güllaç, Revani, Katmer, Pestil; ….. I ıh hiç biri… İnsanlar mutluluk hormonu için tatlı yer. Tatlılar bile bana mutluluk vermiyorsa “Sevmiyorum artık” der aslında bulmaca bize… Hayatın tadı, tuzu yaşadığın zorluklara göre değişir. Bazen çok tatlı bir hayatın olurken bazen de acılıktan yenmez hale gelir. Karakterler: -Meltem -Selime teyze -Mustafa (Selime teyzenin kocası) -Erkan(Selime teyzenin oğlu) -Meral(Selime teyzenin kızı) -Yıldız(Selime teyzenin kızı) -Seher(Selime teyzenin kızı) -Ebru -Fırat(Meltemin arkadaşı) -Mehmet(Meltemin eski eşi) -Hikmet Anne( Meltemin üvey annesi)
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202514bin okunma
10/10
·248 syf.··
2026 4. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 22:52
"Hakikat derdi olan, "yok" der, derdi olmayan dert uydurur zaten" -Soldan sağa altı harfli bir tatlı? -Sütlaç, güllaç, künefe, keşkül... Bu sayfayla yüze oturan o tatlı tebessüm ve kitabın öncesi ve sonrası... Altı Harfli Bir Tatlı kitabı Selime teyzenin ve Meltemin yolculuklarının kalbe hafifçe dokunuşuyla hayata birlikte eşlik edişimizden daha fazlası oldu benim için, yalnızlığın iki farklı tarafını tanımak bizlere unuttuğumuz yaşamı hatırlattı. Okurken meltemin babannesinin tarifleri arasında nefeslendim kendime dair parçaları hissettim. Yaşamın akışında kendimi saatlerce dinlendirdim.. Ve soba kenarında son sayfalarda gözyaşlarım eşlik etti. Şermin Yaşar okumayı çok seviyorum ama okuduğum zamanlar hep seçilmiş bir zamanın hissini yaşatıyor, kitaplarında hayatın içinden bir parça hissediyorum her zaman bu yaşayabiliyor oluşuma - hikâyenin sonu nasıl bitiyor olsa da- umut oluyor. Bana bu seçilmiş zamanı sunan dostum Ruhberuh iyi ki. "Cevizleri ufalayıp kâselerin üzerine serptim. Selime Teyze... Ne yapıyordu acaba?" Keyifli okumalar. " İnsan anlatamadıkça bir düğüm atılır boğazına. " "..kocam benim bugünümle ilgiliydi, oysa ben dünden bugüne hiç gelemeyecektim.'' "Varken nasıl yok olabilir insan? Ben o yokluğa düşman oldum."
İnsan ve Hayat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202514bin okunma
PİR-İ LEZZET: KALBİME YERLEŞEN, DAMAĞIMDA KALAN ROMAN
Puan vermedi·314 syf.··
2025 33. kitabı
Pir-i Lezzet’i düşündüğümde aklıma önce koku geliyor, sonra tat, ondan sonra da kitaplığımda durduğu yer. Okurken hissettiklerimi tam anlatabilmem zor, çünkü bu roman benim için yalnızca güzel bir okumadan ibaret değil. Hayatımda en sevdiğim ilk beş kitabı saysam, hiç düşünmeden arasına koyarım. Hatta artık biriyle edebiyat konuşurken, ona bir kitap hediye etmem gerekse, elim önce bu romana gidiyor. Pir-i Lezzet’i okurken yaşadığım en belirgin şey, sürekli canımın tatlı, özellikle de şerbetli bir şeyler çekmesi oldu. Normalde okurken atıştırmalık arayan biri değilim, ama bu romanda sayfalar çevrildikçe zihnimde hep bir baklava tabağı, bir revani dilimi, bir güllaç parçası canlandı. Sadece tatlı da değil, ağır kokulu baharatlar, özenle pişmiş etler, farklı pilavlar, şerbetler, aklıma geldikçe bile içimi kıpırdatıyor. Yazar, mutfağı öyle bir anlatmış ki, kitap bittiğinde sanki uzun bir sofradan yeni kalkmış gibi hissettim. Karnım doymuş gibiydi, ama ruhum bir süre daha masadan kalkmak istemedi. Romanın dünyasına girmek, bana biraz eski bir İstanbul rüyasına adım atmak gibi geldi. Tam olarak hangi yüzyıl olduğunu söyleyemiyorum, zaten kitabın da böyle net bir tarihi yok, ama Osmanlı kokusu her satırda hissediliyor. Saray koridorlarında dolaşırken, mutfağın sıcak taşlarına basarken, liman kentlerinin tuzlu havasını içine çekerken, arka planda hep o dönem var. Bazı detaylar, bazı isimler, bazı atmosferler insanın aklına Kösem Sultan dönemini getiriyor. Yazar bunu açık açık söylemiyor ama okur olarak sezdiğin, hissettiğin bir hava var. Ben de o havayı çok sevdim. Tarih dersi gibi değil, belgesel gibi hiç değil, daha çok hatırlanan bir rüya gibi. Pir-i Lezzet’in en vurucu tarafı, baş karakterin kendisi. Beş yaşındayken kardeş katlinden sağ kurtulan bir şehzadenin, yıllar
Edebiyat
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,055 okunma