— Kızlar çok güzelmiş, değil mi?
diye gülerek, barın köşesindeki konuşlanma yerine tünüyor.
— Küba’da herkes güzel Ferit!
diyorum. O derhal futbol konusuna geçiyor ve bana:
— Eeee, n’olucak bu Galatasaray’ın hali?
"Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen," dedi, "hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar... Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşam daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırırsın. Uzaklığı ararsın — ara vermeyi. Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor."
- Aman oğlum! Senin Ayşe avluda!..
- Yok canım!.. Dur şöyle..Hani?
- İşte..Çamaşır seren o değil mi?
- Tamam,kendisi.. Bugün avluya çıkması bununla üç oluyor. Sık çıkarsa gönlü var mı sayılır?
- Sayılır ,ama Oğlan görsün" diye çıkmalı bu yana sıkça bakmalı
.-Bu yana hiç bakmaz!.. Bizim burada olduğumuzu bilmez mi? Domuz gibi bilir.Bakmaz.Töbe töbe..Bir kez demin çamurdan ayağı sürçtü.Az kalsın çamaşırları düşürücekti. O zaman baktı bir okuldan yana..
- Baktığı iyi! Kız yüreğini yaktığı kadar varmış hay Mustafa! Maşallah fidan gibi. Mor şalvarını savuruyor.Gerçekten güzelmiş senin Ayşe!
Ayşe,arkadan görünüyor,Mart rüzgarı,başörtüsünü havalandırdıkça, siyah saç örgüleri pırıl pırıl meydana çıkıyordu.Boyunun uzunluğundan vücudunun tıkızlığı pek belli olmuyordu ama,ondört yaşında,çabuk boy atan kızların çoğu gibi kalçaları dar,omuzları sivri de görünmüyordu.