Hade bakalım:)
bana öyle bir yalan söyle ki sana özgürlük teklif etsinler.
Biz bir kitabın ortalarından düşmüş, yerlerini arayan, kendi halinde ortaboy tümcelerdik, bilmediğimiz bir kentte (kentin adı hiçbir yerde geçmiyor çünkü) bütün bir gece sürttük durduk. Londra’ya benziyordu ama değildi, bu kesin; nasıl mı anlıyoruz: hiçbir yerde Taymis, köprüler önümüze çıkmıyor; Oxford caddesi de öyle, asıl da Hade Park; İstanbul’a benziyordu, ama İstanbul değil; Venedik, Amsterdam da olabilirdi bu, her yer kanal, su, her şey de suda yaşıyor, ama değil; Bağdat, Delhi, Pekin belki; üçümüz de önümüze bakıyor hiç konuşmuyoruz, yalnız ateşböcekleri, kuşlar, iskambiller, karıncalar, asmaköprüler, Kartaca –evet Kartaca– dinozorlar, köpekler, su yolları, lağımlar, su sinekleri, sargıbezleri ayaklarımıza takılıp duruyor ama sayfalardaki yerimizi bir türlü bulamıyoruz. Belki de varlığımızın üstü çizildi. Atıldık.
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Erkeğe şiddete hayır :)
Nassı yanaasa yansın. Gadınlaaa doğradın hade ağnadık. Eekekleeden nestedin a zilli? Bak, bak, bıyığına bak şu dazenin.
1000Kitap
Hade bakalım herkes hemcinsine dönsün:))
* Karşı cinse dönüklüğün salt alışkanlıktan doğduğunu mu savunuyorsunuz? * Yok canım! Demek istediğim; bizim ancak karşı cinse dönüklüğü doğal saymamız alışkanlıkla varılan bir yargıdır.
Su arama konusunda Anadolu'da şöyle bir adet vardır. Bir tane çatal çubuk alınır, genelde dut ağacından olan bu çatal çubuk ile sahralarda su aranır. Sapan çatalı gibi olan çubuğun, iki ucundan tutulup ters "y" harfi gibi tek ucu yere doğru çevrilir. Suyun olduğu yere gelindiğinde ilginç bir şekilde çubuk elde titremeye başlar. Dut çatalının bu hâde tutulması, sanki bir okun ucundaki ucu sivri temreni (peykân) andırır.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Hade bakalım hayırlısı :D
Nihayet bu kızın karşısına zengin ve güzel bir adam çıkar.
Alıntı
Reklam
Reklam