DÜNYA ÇAPINDA BİR HADİSE...
(...) İnsan, aradığının ne olduğunu bilmeden, bulduğunun da ne olduğunu bilmez; bulunan aranır sırrı… Aramadan bulamazsın; aranan bulunur sırrı… Bu iki sırrı, İmâm-ı Rabbânî Hazretlerine ait büyük bir ölçülendirmenin ışığında görmek gerek: “Gitmekle bulmak ve bulmakla gitmek aynı zamanda olmalıdır. Birinin öbüründen ayrı bulunması caiz değildir!” İşte, doğrudan doğruya bu sırrın vasıflandırılması hâlinde, teşhis için tecrit [ilim] ve tecrit için teşhis [sanat] hikmetine denk, kaçtıkça kovalanan ve yakalandıkça kaçan, Üstadım’ın sadece şahsıma sunduğu ve bu romanda “Yevmiye” başlığı altında geçen “reçete”lerin mânâsını kuşatıcı bir takdime muhatab oldum: “Dünya Çapında Bir Hâdise – Kaptan Kusto Müslüman!“ [*]
HIRKA-İ TECRÎD -Risâle-i Üçışık-, 18 Kasım 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Zaman, ilâhî nizamın ummanında bir gemi gibi kayıp giderken, geminin içinde vuku bulan binbir hadise, sadece oyun derecesinde kalır ve her hadise müsebbibini iki türlü yoğurur: Ya olgunlaştırır... Ya da tarumar eder. Müminin taşıdığı iman çekirdiği ise dünyayı bir nevî cennete çevirir. Onu hiçbir hadise ümitsizliğe düşüremez. Ölüm dahi, saâdet-i ebediyenin fermanı hükmüne geçer; kabir, İslam sarayının kapısı olur.
Sayfa 184·Kitabı okuyor
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tarımla birlikte başka bir olay daha karşımıza çıkıyor: Yerleşme. Çünkü tarımı gerçekleştirdiğiniz yöreden artık ayrılmıyorsunuz. İnsanları bir yere bağlayan iki hâdise var. Biri tarım, ekip biçme; ikincisi, ölülerini gömme. Ölülerin gömüldüğü yerden uzaklaşmak istemiyorlar. Oldum olası ölümle hayatın sonlanmadığına inanmıştır insanlar. Dinin çeşitli sebeplerinin en önemlilerinden biri ölüm olayına anlam verme, açıklık kazandırma işidir. İnsanın en acı tarafı ölümü biliyor olmasıdır. İnsan akıl varlığıdır. Ne yapıyor akıl? Kavramı meydana getiriyor. Kavram aklın bir ürünüdür. Ölümle ilgili sâhib olduğumuz olay kavramdır. Örneğin hayvan ölümü duyar. Duymak Türkcede hissetmenin karşılığıdır. His Arapcadır, hissin Türkcesi duyu ve duygudur. Duymak da onun fiil şeklidir. Bu işitmek değildir. Yanlış kullanıyoruz bunu. “Hocam ben sizi işitmedim” demek lâzım, “duymadım” değil. Sesin alınması işitmedir. Duymak yahut duyu çok geneldir. İşitmek bunlardan biridir. Tadarak duyarsınız, görerek duyarsınız, işiterek duyarsınız, dokunarak duyarsınız. İnsan ölümü duymaz, hissetmez; hayvan duyar. Hayvanda ömür boyu süren bir ölüm duyusu yoktur. Ölümü hatırlatan veya ölümü yaklaştıran olay zuhur ettiğinde hayvan onu içgüdüyle duyar. İnsanın öyle bir tarafı yoktur. O yüzden de çocuk yetiştirmek son derece Zor bir işdir.
1000Kitap
Hadiselerin zahirî ciheti bizi meşgul etmemeli; biz vazifemizi yapar, Allah'ın işine karışmayız. Vazifemiz hizmettir, hizmetimizi yapar, ücretini beklemeyiz. Çünkü burası ücret yeri değildir. İlerdeki bin batman balı, burada bir parmak bala feda edemeyiz. Hayat fanidir, kısadır. Hem çok hadise gösteriyor ki, dünya bizi istemiyor, biz dahi onu istememeliyiz. Asıl gaye ihlâstır. Allah'ı bulan her şeyi bulmuştur. Allah'ı bulmayan her şeyi kaybetmiştir.
Sayfa 168·Kitabı okuyor
Din
Beni karşılayan süküt
Bazen etrafımızda o kadar esrarlı bir hâdise olur ki ince teferruatına kadar bunu sezeriz, fakat hiçbir şey idrak etmeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh herşeyi anlar, fakat bize anlatmaz, böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar.
Sayfa 43·Kitabı okuyor
On Sekizinci Söz
Evet, kâinattaki her şey her hâdise ya bizzat güzeldir, ona hüsn-ü bizzat denilir. Veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki ona hüsn-ü bilgayr denilir.
Envar Neşriyat·Kitabı okudu