Güzellik Yarışması
"Veee birinci söz alıyor: "benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!" Hakikatli kız. Bana birini hatırlattı ama kimi?..
Sayfa 113
“Hakikatli söz gıdadır.”
Sayfa 171·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
SÖMÜRÜLÜYOR MUYUZ?
Geçenlerde bir Orhan Veli edasıyla kendimi anlatan bir post paylaşmıştım. Amacım sade düz bir insan olduğumu dile getirmekti, böyle de yaşanıyor işte demekti. Ancak birisi şöyle yazmış yorumlara: "Sizi çok mu çekemeyen var, ne bu böyle kendini ispat havası filan?.." Yahu ne alakası var; işim gücüm yok, beni çekemeyenlere peynir-ekmek yediğimi beyan eden yazı mı yazacağım. Ama bir başka yorum da şöyle idi: "Hocam, böyle yaşayamayanlara ne tavsiye edersiniz?" Mis gibi soru, teşekkür ederim. Ben tavsiye makamı değilim ama bazı düşüncelerimi birkaç cümle ile dile getirmeye hakkım olduğunu düşünüyorum. Sosyal medya hepimizin sayfası, gazetesi, televizyonu... İsteyen dilediği gibi doldurur. Beğenen takip eder, beğenmeyen gider. Kötü niyetli yorumlara gerek yok. Ben otuz beş yaşımdayım. Artık evliyim. Hadi bekarken paranı belki daha rahat harcıyorsun; ki ben o zamanlarda da çok düzenli bir hayat yaşardım. İsraftan kaçınırdım. Ama evlenip yuva kurunca giderler farklılaşıyor, daha da dikkatli olmak zorunda kalıyorsun. Yeni durumu iç dünyanızda kabul ederseniz zorlanmıyorsunuz, sizin normaliniz oluyor. Yani idareli yaşamaktan söz ediyorum. Gerekmedikçe dışarıda yemek yemiyorum, kahve dahi içmiyorum. Bir fincan kahve otuz lira, en basitinden. Düşünüyorum, gerek var mı? Yok, diyorum. Bir dost sohbeti yoksa bir fincan kahveye otuz lira vermek bana normal gelmiyor. Sömürüldüğümüzü düşünüyorum. Geçenlerde markete girdim. Bir atıştırmalığa gözüm takıldı. Canım çekti. Baktım ki çok pahalı... Almadım. Gerek yok dedim. Yemesem ne olur, hiçbir şey olmaz. Belki o an alacak durumum var, ama diyorum ya bana sömürülüyoruz gibi geliyor. Kazancımı biliyorum. Buna göre yaşamak durumundayım. Belki refah düzeyi yüksek biri olsam harcarım; bilmiyorum. Ama memur maaşıyla geçinen biri
Sayfa 41·Kitabı okudu
Aminnn
​Türkiye Türkçesinde özü ile sözü bir, vefakâr kimselere ‘hakikatli adam’ denildiğine şahit olmuşsunuzdur. Bunun bir benzerini Türkmen Türkçesinde görürüz. Turan tomurcuğu soydaşlarımız “cesur, mert” yiğitlere ‘gerçek’ derler. Hatta bu söz, gönül erleri için de kullanılmış, Oğuz atalarımız “evliya” manasında da gerçek kelimesine müracaat etmişlerdir. Oğuzların ulusu Dedem Korkut dualarında “gerçeklerüng üç otuz on yaşını toldursa yég” diye yakarmış, adam gibi adamların yüz yıl yaşayıp uzun ömür sürmelerini niyaz etmiştir. Etrafımızdaki hakikatli insanların birer birer hayattan çekilip günden güne azaldıklarını gördükçe onun duasına “Âmin!” demekten kendimizi alamıyoruz. Hisli yürek Mehmet Akif Ersoy’a Safahat’ında “Kaç hakiki Müslüman gördümse, hep makberdedir / Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir...” mısralarını söyleten de galiba aynı dertti...
Sayfa 125·Kitabı okudu
Her şeyi bilen ve her şeye kadir olan, ama amacının yarattığı canlılar tarafından anlaşılmasını sağlamaya çalışmayan bir tanrı, iyilikler tanrısı böyle mi olur? Sanki insanlığın selameti için çok gerekliymiş gibi binlerce yıl boyunca sayısız kuşku ve tereddütün sürmesine izin veren, buna karşın hakikat ile ilgili bir yanlış algılamada, en korkunç sonuçları söz konusu eden bir tanrı? Eğer hakikatli olup, insanların hakikat uğruna ne kadar acı çektiğini görebilseydi, acımasız bir tanrı olmaz mıydı?
Bir tek romanlarda olur böylesi
“Aferin, kocacığım! Bak beni ne güzel düşünmüş! İşte bir soğanlı kavurma yapmış, bir de kabak pişirmiş. Oh ne âlâ! Bu beni düşündüğü için. Belki geç gelirse yemekleri hazır bulsun, diyedir. Bunları pişireceğim diye vaktinden önce uykudan kalkmıştır. Öyle ya! Zamanında işe yetişecek. Baksana taptaze, mis gibi kokuyor. Mutlaka bugün pişirmiştir. Ah, benim hakikatli kocacığım!
Sayfa 12 - TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI III. BASlM: OCAK 2020·Kitabı okudu
Alıntı