Hikmetçim Benol çok haklısın
Hikmet'e göre ülkemizde herkes aklını oynatmış; memleketin, İsviçre'ye tedavi için gönderilmesi icap ediyormuş.
Pamuk ile E. Şafak aynı yolun yolcusu gibi.. :)
“İşte, geldim, buradayım, ama sen? Kafan nerede, gözlerin nerede?” “Haklısın, kafam gerçekten karışık bu akşam. Aklım bir türlü gözden geçirip baskıya veremediğim kitabımda. Salt Amerika ve İsrail’in çıkarları öyle gerektiriyor diye türlü genetik numaralarla Yahudi kimliği aşılanan Barzani’den sözederken, az ötede Sam Amca kılığına bürünen adamla, kendine Orhan Pamuk süsü veren adamın otur­dukları masaya takılıyor gözüm; olmadık şeyler düşünüyo­ rum.” “Neler mesela?..” “Barzani’ye yaptıkları gibi, kimi yazarlara da Yahu­di kimliği giydirmeye yeltenebilirler mi?” “Nasıl yani?” “Orhan Pamuk’un Beyaz Kale'sini çeviren Victoria Holbrook Yahudi. Benim Adım Kırmızı'yı yayımlayan Alfred A. Knopf Yahudi, Kara Kitap'ı basan Harcourt Ya­hudi, Yeni Hayat’ı İngilizce yayımlayan Random House Yahudi, Vintage Books Yahudi.”
Sayfa 44·Kitabı okudu
Reklam
"..bunun yerine size baska, dogrudan dogruya ivan fyodorovic'e ait son derece ilginc, cok ozel, ufak bir hikaye anlatacagim. bes gun ya var ya yok, kendisi burada hanimlarin cogunlugu olusturdugu bir toplulukta, bir tartisma esnasında cok ciddi olarak, dunyada insanları hemcinslerini sevmek icin zorlayan bir gucun, insanligin ille de sevilecegine iliskin bir yasanin bulunmadigini ileri surmus. yeryuzunde sevginin varligini doga yasalarina degil, sirf insanlarin ruh olmezligine olan inanclarina baglamis. ivan fyodorovic parantez icinde, doga yasasinin da bu oldugunu soylemis; insanoglunda ruhun olmezligine iliskin inanc yok edilse, yalniz sevgi degil, yeryuzunde hayatin devami icin butun canli guc de soner gidermis. ote yandan, ahlaksizlik kavrami kalkacak, her sey, hatta yamyamlik bile dogal sayilacakmis. daha da ileri gitmis: ne tanriya, ne de olmezlige inanan herkes icin -mesela bizler gibi- dogadaki ahlak yasasi hemen eski din yasasinin tam tersine bir bicim almaliymis. insanlar icin kotuluge kadar giden her turlu bencil davranis sakincasiz goruldukten baska, en gerekli, en uygun, neredeyse en soylu bir kurtulus caresi sayilmaliymis. bu tur paradokslar ve gariplikler kumkumasi sevimli ivan fyodorovic'imizin sozu nerelere goturebilecegini, daha dogrusu goturmek niyetinde oldugunu tahmin edebilirsiniz beyler. ... -sana bir itirafta bulunmak zorundayim, diye basladi ivan. ben insanin yakinlarini sevmesinin nasil mumkun oldugunu oldum olasi anlayamadim. bence, ozellikle yakinlar sevilmez de uzaklarimiz sevilir. nasil olduysa, bir yerde "merhametli yohan" (bir ermistir bu) ile ilgili bir hikaye okumustum: bir gun ermisin kapisini fakirin biri calmis; ac, usumus bir halde isinacak bir kose istemis, ermis onu kendi yatagina almis, kotu bir hastaliktan cerahatlenmis, pis
Sayfa 314 - isyan·Kitabı okudu
Hepinizin içinde ulu Tanrı'nın bir nebze eksik olduğuna neredeyse inanıyorum, hepsi bu "Kendine sığınacağı bir yer bulamayan herkes insanlardan güvenli bir saygı görmeyi arzular - bunu öyle çok, öyle ivedi ve küstahça ister ki, bunun dışındaki her şeyi unutur, hatta insanlara içinden gelerek duyduğu sevgiyi bile, oysa bu onu kısır açgözlülüğünden kurtaracak tek şeydir. Mevki hırsı da sadece bir açgözlülüktür, ve haklısın, mevki hırsı kadar bizi birbirimizin karşısında yalnız kılan başka bir şey yoktur. Herkesin saygısını kazanacak bir şey mevcut değil, her durumda kuşku dışı ve ortak bir saygı olmalı bu. Ancak o zaman insanlar ve özgür ruhlar olarak, yani tarafsız ve sevgi dolu olarak, her şey üzerine konuşabiliriz, hatta kendimize dair şeyler üzerine bile... gerçekten inanıyorum, bizde eksik olan sadece ulu Tanrı."
Sayfa 44 - YKY·Kitabı okudu
Hepinizin içinde ulu Tanrı'nın bir nebze eksik olduğuna neredeyse inanıyorum, hepsi bu" "Kendine sığınacağı bir yer bulamayan herkes insanlardan güvenli bir saygı görmeyi arzular - bunu öyle çok, öyle ivedi ve küstahça ister ki, bunun dışındaki her şeyi unutur, hatta insanlara içinden gelerek duyduğu sevgiyi bile, oysa bu onu kısır açgözlülüğünden kurtaracak tek şeydir. Mevki hırsı da sadece bir açgözlülüktür, ve haklısın, mevki hırsı kadar bizi birbirimizin karşısında yalnız kılan başka bir şey yoktur. Herkesin saygısını kazanacak bir şey mevcut değil, her durumda kuşku dışı ve ortak bir saygı olmalı bu. Ancak o zaman insanlar ve özgür ruhlar olarak, yani tarafsız ve sevgi dolu olarak, her şey üzerine konuşabiliriz, hatta kendimize dair şeyler üzerine bile... gerçekten inanıyorum, bizde eksik olan sadece ulu Tanrı."
Sayfa 44 - YKY
Çok fakir bir ailenin çocuğu,Babasının çok hasta haliyle uğraşıyordu.Evi geçindirmesi gerekirken o karnını doyuracak parayı bile güç bela buluyordu. Belli bir mesleği olmadığı için iş bulmak zordu. Ambulans şoförlüğü, gazete dağıtıcılığı gibi birçok kısa süreli işe girip çıktı. Diyeceksin ki, e bu bizim yaşadığımız şartların aynısı zaten. Haklısın. Biraz daha şartları zorlaştırayım. Babasının durumu giderek ağırlaşmıştı. Ona yeterli tedavi sağlayamadığı için içten içe kendini suçluyordu. Bir gün iş ilanlarında bedava sanat kursları olduğunu fark edince resim kursuna katılarak çizimini geliştirdi. Birkaç ajansa kısa çizgi filmler çizip gönderse de olumlu yanıt alamadı. Son şans olarak Hollywood’a gidip kendini denemeye karar verdi. Ancak burada da umduğunu bulamadı bir süre. Birçok çizim yapmasına rağmen istediği ilgiyi görmedi. Hala meteliksizdi. Bu beş parasız gecelerden biri onun hayatını değiştirecekti. Geceleri yarı aç çalıştığı depoda yeni çizimler yapabilmek için kendini zorlarken yanından minik bir fare geçtiğini fark etti. Zaman zaman onunla ekmeğini paylaşıp dakikalarca farenin hareketlerini izliyordu. Farenin dans eder gibi ilginç hareketler yapması ona bir gece ilham vermişti. Şans o gece ayağına gelmişti. Aydınlanma o an olmuştu işte. Disney bir gece minik fareyi çizmeye karar verdi. Mickey Mouse işte o gece doğdu.
Reklam
Reklam