Puan vermedi
Ahmet Mithat Efendi; He is an enlightened writer with a strong oratory who dominates all fields such as journalist, story and novel writer, philosopher of history and contributes to the enlightenment of the society he is in, transferring his knowledge and experience to all segments of society. He wrote about the renewal movement that started with the Tanzimat in his works and he became a guide by writing his writings for information purposes. He read a lot of French books, gained knowledge about literary movements and transferred them to his works with his own interpretation. Ahmet Mithat Efendi is the leading name in the works of the Tanzimat Period. He conveyed his existing experiences both in his novels and his works such as Müşahedat, Taffüf, Mesail-i Muğlaka, Ahmet Mithat Efendi, Edebiyat Yazıları 1 and 2, he became one of the most enlightened writers of Turkish novelism, and he deserved to be known as a novelist because he was mostly engaged in novels among prose genres. Ahmet Mithat Müşahedat criticized Emile Zola in his introduction titled 'Hasbihâl with Kâriîn' in his work titled Müşahedat and described the situation of Emile Zola, who wrote with a naturalist perspective of French society, from a critical point of view. Mithat Efendi wrote almost all his works to guide and educate people. And for this reason, according to him, transferring the events existing in the society as they are, instead of educating people, he was worried about leading them down the wrong path and therefore he opposed the Turkish society to read Emile Zola. Ahmet Mithat is a socialist and devoted writer. His aim to educate the public has led him to address the problems of the people. In this respect, he is in a way the sociologist of his period. Naturalism is established through the
Edebiyat & Roman
Emile Zola Hayatı ve Edebi FaaliyetiMihail Barro · Dorlion Yayınevi · 00 okunma
Roman İncelemesi: “Gülün Adı”
Puan vermedi·736 syf.··
2025 11. kitabı
Umberto Eco’nun, eline geçen Ortaçağ’dan kalmış bir elyazmasından mülhem bir şekilde yazmış olduğu “Gülün Adı” romanının, Ortaçağ’da hâkim olan kilise otoritesine ve bu kiliseye bağlı üniversitelerin skolastik yapılarından neşet eden Fransisken ve Dominiken tarikatlarına taalluk eden birtakım malumatları haiz olduğu muayyendir; bilhassa Aristoteles’in akıl yürütmelerini esas alan Dominiken öğretisinin kilise çevresindeki müsellem vaziyetine karşın, Augustunius’un doktrini üzerinden Hristiyanlığa dair yorum geliştiren Fransisken tarikatının Katolik Kilisesi nezdinde niçin sapkın olarak addedildiğiyse, hakkında dönemin temel dinamikleri üzerinden yapılacak spekülasyonları gerektiren bir durum arz etmektedir. Meselenin zihinlerde daha vazıh bir hâl almasını sağlamak adına öncelikle Fransiskenlerin tarikatının strüktürünü ve bu yapı dâhilinde gelişen düşünce ve eleştirilerin nasıl bir çatışma ortamı yarattığını anlatmak, şu vaziyette en makul hareket şekli olarak görülmeye ziyadesiyle muvafıktır. Yoksul bir şekilde bu fâni hayatı sürdürmeyi ve zahidane bir hayatın İsa’nın yaşantısıyla fevkalade özdeşleşeceği fikrini temel öğretileri olarak benimseyen Fransiskenler; Kutsal Baba Tanrı’nın oğlu olarak tarif edilen Hz. İsa’nın fakir yaşantısıyla, onun getirdiği dini beri yandan siyasi otoritesiyle ayakta tutan kilisenin içerisindeki din adamlarının zengin ve savurgan hayatları arasındaki uyumsuzluğa vurguda bulunarak kilisenin haiz olduğu mülkiyeti kendine münhasır hâle getirmek suretiyle biteviye mal ve mülk elde etmesine karşı çıkmış; böylelikle kilisenin Hristiyanlık diniyle iktisadi yaşantı cihetinden ne denli muvafakat dâhilinde olup olmadığını sorgulamaya açık hâle getirmişlerdir. Tabii ortaya atılan bu sorunsalın atıfta bulunduğu ahval yalnızca bununla sınırlı
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Batılı anlamda ilk Türkçe oyun ...
Puan vermedi·64 syf.··
2023 4. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2023 05:41
Şair Evlenmesi batılı anlamda ilk Türkçe oyun olarak kabul ediliyor.Yazar bu eseri oynatma amacı gütmeden yazmıştır. Zaten bu eser yayımlandığı zamanlar ilgi görmemiş ve unutulmaya mahkum edilmiştir. Daha sonra Mehmet Tayfur Efendi isimli bir kitapçı Tercüman-ı Ahval koleksiyonunda bu eserle karşılaşır ve kitabı yayımlar. Kitaba gelelim... Şair Evlenmesi 19.yüzyılın sonlarında yaşayan, batı hayranı olan Müştak Bey'in yaşadığı trajikomik bir olayı içerir. Müştak Bey'in evleneceği gün, sevdiği Kumru Hanım yerine Kumru Hanım'dan yaşça büyük olan ablası Sakine Hanımla evlendirilmeye çalışılması ile olay başlar .Şinasi bu oyunun sonunda görücü usulü ile evliliğin ne kadar acı bir hal olduğu mesajını iletmeye çalışır . Kurgu çok basit ve sıradan olsa da o dönemin şartlarına göre gayet cesur bir konu içermekte ve toplumsal bir eleştiri niteliği taşımaktadır.Şinasi bu oyunu ile beraber halkı da sanata katmıştır zira toplumun birkaç kesimini bu oyunda birleştirmiştir.Çöpçü,bekçi ,İmam Ebulaklaka gibi karakterlere yer vererek sadece yüksek zümreye değil tüm kesime ulaşmak istemiştir . İmam Ebulaklaka'nın Hikmet Efendi'nin para teklifine karşı nikah konusunda fikrini değiştirmesi ve Ebulaklaka'nın fikrinin değişmesiyle çevresindekilerin de fikrinin değişmesi durumuna dikkat çekerek toplumun iki yüzlü ve çıkarcı yönünü de yansıtmıştır. Türk Edebiyatı okumaktan zevk alan ve Türk Edebiyatına hakim olmak isteyenlerin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap . Tavsiye edilir ...
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma
AŞK 'ın SIRRI.
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2022 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2022 00:15
Evrensel mi? Yerel mi? İşte bu kitabı okuduğumda, cevabım yerellik oldu. "Bana damdan düşeni getirin" deyimini bilirsiniz. Düşenin derdini en iyi o anlar çünkü , sözleriyle girizgahımı yapayım. Yazarımız Şeniz hanımı tebrik ediyorum. O kadar keyif aldım ki okurken anlatamam. Şöyle kabataslak ifade etmeye çalışacağım duygularımı. Bu sene okuduğum kitapların içinde "Kurtlarla Koşan Kadınlar" ile karşılaştırma yapsam, belki aynı klasmanda değil evet ama, alanında doyuma ulaştıran bir kadın yazar olarak, emin olun ki Clarissa P. Estes hanımın kitabından çok daha fazla etkili buldum. Evet tatlar farklı, tanıdık bir tat bu. Yerelliğin tadını yaşarken, evrenselliğin de üzüntüsünü yaşadım. Nasıl? Nasıl ki her toprağın insanı için yetişen meyveler vardır ve orası onun habitatıdır, aynen onun gibi. Vatanında yetişen endemik ve o vatan insanlarına yarayan tarım ürünleri gibi. Avakado ve ananasın vatanı Türkiye değildir. Tropikal bölge de yetişirler ve oralarda bilinir yenilirler, ama bi sebeple ve şekilde ülkelere devşirme yollarla ulaşırlar. İşte bunun gibi her ülkenin şartları bitkisi ve hayvanı gibi o ülkenin tabiatına uygun yetişir kendi içinde.(teşbihte hatamız olmasın aman :)) Şimdi hal böyle iken , bu vatanının sorunlarını birebir yaşayan ve tespit edebilen bu hanımefendinin yazdıkları tam bize göre ve bizim içindir. Fakat diğer yandan yalnızca yerel olarak okunan bu satırların neden bi Clarissa'sı olamaz ki Şenez hanım. Kaldı ki çok kıymetli bir kitabı , çok kıymet verdiğim bir insanın elinden Migros alışverişi yaparken tesadüf rastlayip bana ulaştırmış olmasaydi, şu an bende bu satırları yazamamis olacaktım. 9.90 tl ye Migros'ta satılan bir rafta "Aşkın Sırrı" na rastlamak ,bilgiye bazen nasıl ve nerede rastlayacağız şokunu da yaşatmış oldu
Aşkın SırrıŞeniz Doğan · Doğan Novus · 20168 okunma
Derdim çoktur hangisine yanayım?
Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2022 101. kitabı
Zamanı anlayabilmek, içinden geçip gitmekte olduğumuz bu dünyayı, bu ülkeyi ve daha nice vakıayı anlamlandırabilmek belli alanlara vakıf olmayı gerektirmektedir. Bu anlamda şahsi kanaatimce sayılabilecek üç öncü alanın varlığından söz edilebilir. Olayların derinliğine kavranılabilmesi için bir tarih bilgisinin gerekliliğinin yadsınılanamaz olduğu az çok işin erbabının bugün amentüsü haline gelmiş bir bilgidir. Tarih, olayların derinliğine inebilmeyi ve yapılan analizler sırasında bilgilerin sağlamlaştırılabilmesini sağlayan en başat kaynaklardan birisi olagelmektedir. Tarih bilgisinin uzağında yer alan toplumlar ve insanlar yaptığı yorumlarla tabiri caizse dudak uçuklatabilir yahut insanları şirazeden çıkarabilir. Bugün Türkiye’nin de içinde yer aldığı problemlerin ilk sıralarında üzerine konuşulan mevzuların tarih bilgisinden yoksun olarak ve şartlar koşullar dışlanarak ele alınmasıdır, yani yaşanılan olayların hepsi bugün bir mercek varmışçasına ele alınmakta devre ilişkin değerlendirmelere ne yazık ki rastlanılamamaktadır. Tarihi derinliğe sahip olmamak, ne yazık ki daha düne kadar vatan toprağı bildiğimiz fakat bugün sınırlarımız dışında yer alan Balkanlar’ı bir el (yabancı) derekesine indirmekte ve sanki o topraklarda hiç yer almamışız bizden bir parça değilmiş gibi bir çıkarıma ulaşılmaktadır. Halbuki meseleye az çok ilgisi olanlar bilirler ki Anadolu’dan önce Balkanlar gelmektedir, hatta İstanbul’dan önce Balkanlar’ı vatan bellemişizdir. İşte tarih bilgisinin gerekliliği çok basit bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Çok basit bir ikinci örnek ile tarihe ilişkin kısma bir es vermek niyetindeyim. Bu topraklar 15 Temmuz 2016’da çok alçakça bir girişim ile karşı karşıya kaldı ve bu girişim ile bu topraklarda bir kere daha bir bedel ödendi. Eğer tarih bilgisine sahip
Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörlerİskender Öksüz · Panama Yayınları · 2017110 okunma
Mükemmeldi.
10/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2022 26. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2022 15:40
Her zamanki gibi muazzam kurgusu ve su gibi akıcı üslubuyla 24 saat içinde o hüzünlü sona ulaştığım bir Ayşe Kulin eseri oldu. Ayşe Kulin, okuduğum her kitabıyla beni kendisine daha çok hayran olmak mecburiyetinde bırakıyor. Konusuna geçeceğim ve bu incelemeyi çok uzun tutamayacağın çünkü kendi zihin dünyama dönüp kitabın kurgusunu düşlemeye devam etmek istiyorum fakat öncelikle bir kaç şey söyleyeceğim. Bilhassa son 20 yıldır bizim ülkemizde resmi tarihe karşı bir savaş açılmış durumda. Bu eğer iyi niyetle, ve yanlışları, hataları ortaya çıkartmak, doğruları irdelemek için yapılıyor olsa eminim aklı hür fikri hür vicdanı hür tüm yurttaşlar olarak bunu destekleriz. Fakat bu tahribat/tahrifat bilinçli olarak geçmişle hesaplaşmak, geçmişi yok etmek ve yeni bir geçmiş yaratmak için yapılıyor. Hal böyle olunca iktidara yakın tahrifçiler(ben onlara tarihçi demeyi uygun görmüyorum.) Veya yazarlar ellerindeki tüm olanakları kullanarak özellikle milli mücadele dönemi ve cumhuriyet dönemi hakkında vicdansızca iftiralardan, karalamalardan sakınmıyorlar. Tüm bu ahval ve şerait içinde Ayşe Kulin gibi yazarlarımızın bu dönemlerle ilgili kaleme aldıkları kurgusal-kurgu dışı metinler çok önemli bir misyona sahip. Bunları niçin söylediğimi kitabı okuyunca daha net anlayacaksınız. Özellikle Vahdettin ve İşgal altındaki İstanbulu bir kurgu içinde daha objektif, daha insani şekilde anlatan çok ender kitap vardır. Hiç bir ideolojik kaygı güdülmeden tamamen gerçekler ve anılardan yola çıkılarak yazılmış. Konusuna gelince... İşgal altındaki istanbul'da Osmanlinin son maliye nazırı Ahmet Reşat Bey ve ailesinin konaginda bir avuç insanın özelinde aslında bir şehre ve bir ülkeye odaklanıyoruz. Dönemin gerçeklikleri çok iyi aktarılmış. Okurken kendimi o günlerin, o olayların içinde hissettim
Edebiyat
VedaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 202316,8bin okunma