Gerçekte ne olduğumuzu itiraf etmekten çok korkuyoruz. İnsanlar neden olduğumuz vahşetin sorumlusu sanki insanlıktan yoksun olmamızmış gibi davranıyor, halbuki kökeninde aslında insanlık var.
Psikoloji
Kendimizi çok karmaşık varlıklar sanıyoruz. Çözebilmek için de karmaşık düşünceler içinde boğulup duruyoruz. Halbuki basit işte. Korkularımızın ve arzularımızın altını kısabilirsek biraz daha mutlu yaşayabiliriz Osman.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Ben sustuğum zaman bile sen beni anlamalısın, hâlbuki söylüyorum, söylüyorum, gene beni anlamıyorsun.”
Bir Demokrasi Prova Kesiti: İstişare mi, İtaat mi?
"Gazi Hazretleri, bu kez, hanıma geri oturmasını ve bana da ileri gelmemi emrettiler, 'Daha ne düşünüyorsun?' diye sordular. 'Paşam,' dedim, 'bana hitap ederek beni şereflendiriyorsunuz. Benim de prensibim, size karşı düşündüklerimi olduğu gibi söylemektir. Fakat bu da sizi sinirlendiriyor. Şimdi ben ne yapayım?' dedim. 'Sinirlenmeyeceğim! Düşündüklerini söyle; buyurdular. 'Pekâlâ! Fırka kurmanın gayet tabii ve hazır bir yolu vardır, dedim. 'Zatı devletlerince de malumdur ki, bizim fırkamızda bugün bile, birbirleriyle anlaşamamış ve ilk fırsatta çarpışmaya hazır iki unsur vardır: Terakkiperver ilericiler, muhafazakârlar ve gericiler... Bunlar bugün aynı fırkanın bayrağı altında toplanmışlar, yan yana oturuyorlar. Fırka ve Meclis'te bunlara serbest düşünmek ve serbest hareket imkânı verilirse fırka kendi kendine iki cepheye ayrılır ve bu cepheler gittikçe iki fırka halini alır, dedim. Gazi Hazretleri kahkahayla güldüler: Bu fikir profesör beyin başına gelmiş de kimsenin aklına gelmemiş. Hayır, ilk düşüncemiz bu oldu. Fakat o bırakmadı,' diyerek İsmet Paşa'yı işaret ettiler. İsmet Paşa benim karşımda oturuyordu. Ben, İsmet Paşa'ya sordum: 'Paşa, neden bırakmadınız?' Paşa, o dudaklarında eksik olmayan gülümsemeyle, Ben isterim ki, benim taraftarlarım belli olsun, dedi, 'On kişi olsun, arkamdan tabur gıbi gelsin! Yoksa bu gün burada, o gün orada. Ben bunu istemem!' Bana hitaben, 'Fırkada ve Meclis'te serbestsizlikten bahsettiniz. Siz ne zaman sôz istediniz de verilmedı, yahut söylemekten men edildiniz?' diye sordu. 'Resmen cevap isterseniz hiçbir zaman, fakat hakikati isterseniz daima! Çünkü…’ dedim, 'serbesti öyle bir şeydir ki sizi kuşatan havadır. O hava kurutulursa, elbette ki kimsede ne söz istemek ne söz söylemek hevesi kalır. Barem Kanunu münasebetiyle söz aldım,
Sayfa 46 - 47. Sayfa·Kitabı okuyor
Alıntı
Ah, sevdiğimiz kadınların bağlılıklarını, böyle elimizden her an, her an kayıp gittiğini görüp, bir şey yapmanın mümkün olmadığını anlamak işkencesi .. Hayır, soğuyan bir kalbi ne yapsak geri almanın imkansız olduğunu bilmek kadar kalbi harap eden başka bir üzüntü yoktur ... Bu öyle bir üzüntüdür ki hayatta başka bir benzeri yoktur ... Ölüme mahkum, yatağında belki can çekişerek kıvranan, değer verilen bir hastadan bile ümit kesilmez; halbuki uçan bir aşk, geri gelmez ... Tıpkı ölür gibi ... Evet, aşkın fecaati, işte ölümle böyle benzerliğinde ve temasındadır .
Sayfa 36·Kitabı okudu
Sevinci paylaşmak kolay ama kederi öyle mi?
Halbuki bu mutluluk takıntısına ifrit oluyorum ben. Herhalde insanları yakınlaştıranın, mutluluklardan çok mutsuzluklar olduğunu düşündüğümden...
Sayfa 120 - Everest
Alıntı