... Handolsun ki, Cenâb-ı Hak bu noksanımızı bildirdi de bizi cehl-i mürekkebde, yani bilmediğini de bilmez bir vaziyette bırakmadı. «...Bu, Allah'ın bir fazl u ihsânıdır. O'nu dilediğine lütfeder.» (el-Hadid, 21)"
*M. Es'ad Efendi
Bakarsanız yüzde doksan dokuz Müslümanız. Ben bunlara musalla taşı Müslümanı diyorum. Evet, musalla taşında yüzde doksandokuzumuz Müslüman... Yani haberimiz olmayacak olan zamanda... Bu yüzde doksandokuzun yüzde biri, dinine aşkla, alâkayla, alışmalar ve tesir dışında bağlı olan yüzde biri, bu yüzde birin de binde biri aradığımız gerçek ve hâlis Müslümandır!.. Düşünün kaç kişiyiz? Çok defa arkadaşlarıma demişimdir ki: “Kalabalığımıza bakmayın, –ki bu kalabalık şimdi artıyor hamdolsun- biz bir tekne dolusuyuz. Bir dolmuş motorunu, ya doldururuz, ya doldurmayız!"
“İyi bir şey ile karşılaştığında şükür ve hamdolsun demez isen zamanı geldiğinde kötü ile karşılaştığında duaya sarılacak ve neden diyecek gücü, kuvveti veya yüzü nasıl bulabilirsin?”
Kebşe bint Rafi gelir, gözünde yaş: “Ya Resûlullah! Senin şehit olduğunu duyduk, çok üzüldük, ama hamdolsun hayattasın.” dedi. Efendimiz (sas) kendisinin hayatta olduğunu ama oğlunun şehit olduğunu ona söyledi. O anda Kebşe’nin sözü şu oldu: “Sen ki hayattasın, ben artık hangi musibete üzülebilirim ki Ya Resûlullah? Hamd olsun Rabbime beni şehit annesi kıldı.” Bu söz üzerine Efendimiz (sas) dedi ki: “Ey Sa’d’ın Annesi! Ben sana bir müjde veriyorum, sen de git bu müjdeyi diğer şehit ailelerine ver. Onlara de ki Resûlullah (sas) dedi ki: “Hepiniz cennette beraber olacaksınız. Çünkü şehitler Allah katında aileleri için şefaatçi olacaklardır.”