Aşkı neden bu kadar küçük ve alay konusu
olarak görüyorsunuz? Gerçi o bir hastalıktır ama bazı çocuk
hastalıkları gibi herkesin başına gelen cinstendir. Şunu da
unutmayın ki evlilik aşkın aşısı olmadığı gibi onun yaşı ve
zamanı da yoktur. Büyük Alman şairi Goethe, torunu
yerindeki Margaritte’ye, büyük Türk şairi Abdülhak Hâmid
torunu yerindeki Lüsyen’e âşık olmadı mı? Esrar Dede’nin
«Aşk olmasa ey dil seni biz neylerdik<< demesi ne kadar yerindedir.
Hamid'in bu konuda söylemiş olduğu şu beytine:
"Ne bulur meyde bilmem ol ayyaş
Her kadeh mevte doğru bir basamak."
karşılık, Hacı Hayrî:
İstekle değil içdiğimiz bâde velâkin
Hicr âteşini zehrile söndürmek içindir
Mey, neşveye de zevke de mahsus değildir
Erbâb-ı gâmı belki tez öldürmek içindir
The Sultan, Abdul Hamid the Red Fox, was as afraid of his own subjects as of the foreigners. He repressed every new idea.
He refused all reforms. He covered the whole Empire with a network of spies, so that wherever three men talked together there was a fourth eavesdropping and reporting to the secret police. He allowed no liberty or personal security. He filled the prisons with Turks and massacred the Christians.
ABDÜLHAK HAMÎD
O sıralarda Abdülhak Hâmid ölmüştü. Nitekim Zonguldak’ta ona ait bir de konferans vermiştim.
Seksenaltılık Hâmid, hemen her ân, benimle, otuzluk genç dostuyle buluşmak ister, bana ve düşüncelerime garip bir tiryakilik gösterirdi. Kendisine ve Lüsyen Hanımefendiye, Efendi Hazretlerinden bahsetmiştim. Çok alâkalanmışlardı.
Efendi Hazretlerinin eserinde «Edep» bahsinin başlangıcını, edebin tarifini okumuştum Abdülhak Hâmid’e:
«– Edep hududa riayet etmektir. En büyük edep, İlâhî hududu muhafaza...» Bu, her zamanki vekar içinde, muazzam ifade, o kadar hoşuna gitmişti ki Hâmid’in, o da Efendi Hazretleri gibi bir «ah...» çekmişti. Son günlerinde:
– Ah, bir mürşide ihtiyacım var, bir mürşide ihtiyacım var...
Deyip duruyordu.
– İşte mürşid, demiştim; en büyük mürşid!..
Bütün emeli, Efendi Hazretlerini görmekti.
– Görüşeyim de, demiştim; sizi bir otomobille karşısına kadar götürürüm.
Bundan Efendi hazretlerine de bahsetmiştim ve şu cevabı almıştım:
«– O bizden yaşça büyük... Biz onun ayağına gideriz.» Fakat olmadı, üstüne düşemedim; Efendimle Abdülhak Hâmid’i karşılaştıramadım. Nasip meselesi...