Çehov’un vişne bahçesi tiyatro oyununu izledikten yıllar sonra okuduğum bu kitabındaki tiyatro metni hali beni çok etkiledi çünkü bambaşka alt metinlerinin olduğunu fark ettim.
Öncelikle kitabın adının neden vişne bahçesi olduğunu aklıma takıldı. Şöyle bir düşünelim. Vişne ağaçları ilk baharda çiçek açtıkları zaman bembeyaz ve çok güzel çiçek açan bir ağaçtır. Beyaz, Rusya’nın kendi doğal tabiatının en büyük parçası olan bir renk ve vişne ağacının bu özelliğinden ötürü seçilmiş olması da özellikle düşünerek alınmış bir karar gibi geldi. Vişne bahçesi eserinin sonunda herkezin içine bahçesini terk ederken ilkbaharda yeniden buraya dönmeye kararlaştırmaları ve ilkbaharda vişnenin çiçek açarak her tarafı bembeyaza tekrar çevirmelerine çevirmesine dair hala bir hayallerinin olduğunu görülüyor. Oysaki durumun vehametini anlamamaları ve vişne bahçesini terk edip arkalarında o bahçenin balta darbeleriyle yok oluşunu izlememeleri gerçek anlamda bu bahçeyle bağlarının ne kadar hayalperest bir zeminde pamuk ipliğine bağlı olduğunu hissettiriyor bize.
Temel zemin olarak Rusya’nın çarlık rejiminin yıkılıp yerine köylü bir kökenden gelen burjuvazinin egemen olma mücadelesi belirlenmiş. Çehov, bu dönüşümü inceden inceye işliyor ustaca.
Rusya’nın aristokrasi sınıfını temsil eden L. Andreyevna ve ailesi bir romantik hayal ile Paris macerasına atılıp yeniden evlerine dönerler. Bu süreçte iyice yoksullaşıp meteliğe kurşun atacak hale gelirler ancak L. Andreyevna bu durumu farketse de eski alışkanlıklarından uzaklaşamaz ve ailesini zor koşullar altında yaşamaya mecbur bırakır. Hatta uzak teyzesinden borç para isteyecek noktaya gelir ve aldığı borç paraları da yine çarçur eder. Burada gördüğümüz zengin akraba teyze aslında Rusya’nın yıllar boyunca Avrupalı akrabala ülkelerden aldığı