spoiler vardır
2/10
·436 syf.··
2024 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2024 22:53
O kadar boş bir kitaptı ki, hislerimi anlatmaya kelimeler yetmez. Eğer 35 yaşımda hala bekar olursam, kendime söz veriyorum ki, ‘Erkek erkek’ diye tutturmayacağım. Kitapta karakterlere hiç bağlanamadım, bir ihtimal Noah'ı sevmiş olabilirim, o köpek Noah’ı. Ama o da fiyasko çıktı. Üstüne Becca, bizim salak kızımız, Noah’ın affedilmeyecek hatalarını affetmeye çalıştı ya, resmen saçımı başımı yolacaktım. 400 sayfa iyi kötü bir şekilde okuduk, son 10 sayfada kızımız gidip Carlos’la oldu. Tamam, belki yazar şunu anlatmak istemiştir: ‘Öteki tarafta hayatının aşkını ararsın ama ruh eşin tam dibindedir. Belki aynı mekanda çalışıyorsunuzdur, hatta belki ortağındır!’ Fakat bence Carlos'ta, Becca için iyi bir seçim değildi. Carlos, Becca'ya aşık olabilir, ama aşık olmasına rağmen bir yandan da her gece bir başka kadınla yatıp çapkınlık yapıyorsa, o da doğru adam falan olamaz hiç kusura bakmayın. Mike’i zaten hiç sevmedim, sahnelerini yarım yamalak okudum. Birisi eskiyse, eskiyi yenilettirmeye çalışmayın, zamanınıza yazık. Adam batmasaydı, sevgilisi onu çöp gibi ortada bırakmasaydı, sana bile uğramazdı. Salak mısın, nasıl bir boşlukta yaşıyorsun da hemen ‘Hadi manita olalım’ teklifine tamam diyorsun? İşte, son sahnelerde gördün, sana bile danışmadan, başka bir iş bulup yanından defolup gidiyor. Ve hala kızımız onu teselli etmeye çalışıyor. Çıldıracağım! Normalde Mike, şirketi batmadan önce Becca’nın şehrine geliyordu ama ne uğramıştı, ne de bir selam göndermişti. Hiç mi aklın yok düşünsene, neden birden geldi? İlla batması mı gerekiyordu bu adamın diye? Noah desen, ‘ Annem beni terk etti!’ triplerinde. ‘Beni terk etme Becca’ falan, sen bana eski sevgilinin çiçek gönderdiğini bile söylemedin, o yüzden Rachel’le bir olup işleri pişirdimler filan. Sonra 'Çok pişmanım, beni
1000Kitap
Delice ÂşıkLaura Jane Williams · Artemis Yayınları · 202444 okunma
Yetişkinler
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 24. kitabı
YETİŞKİNLER MARİE AUBERT Herkese merhabalar benim sevgili dostlarım. Bugün sizlerle paylaşacağım bu eser her yönüyle ele alınmış, sosyolojik ve psikolojik açıdan iyi değerlendirilmiş bir kitap. Yazarın kalemi hem akıcı hem de sürükleyici. Bir sonraki sayfada beni nelerin beklediğini oldukça merak ettim. Size biraz eserin ana karakteri Ida dan bahsetmek istiyorum. Hani böyle filmlerde de olur ya başarılı iş kadını ama özel hayatı ile alakalı sıkıntı yaşayan. İşte tam olarak Ida da böyle biriydi. İyi bir mimar ve 40lı yaşlarında, ancak anne olmak için zamanın kendisine acımadığının farkında. Bu sebeple ne olursa olsun kenarda köşede dursun diye yumurtalıkların dondurma kararı alır.Fakat bekar olduğundan dolayı, bu isteği oldukça zordur. Onu da mutsuz eden budur. Gel gelelim annesinin doğum günü olacak ve kız kardeşi Marte de orada olacaktır. İşte bilirsiniz tipik aile ilişkileri. İki kız kardeşin birbirine kendini kanıtlama çabası. Doğum gününün aile çerçevesindeki ortamı yumuşatacağı düşünülse de bir takım gerginlikler aşikar olacaktır. Çünkü Ida annelik isteğini kız kardeşi burnundan getirip gözüne sokarcasına hamile olduğunu açıklayarak, Idayı üzme planında başarılı oluyor. Ay bide ailenin en masumu gibi görünmeye çalışması hep spot ışıklarını üstüne çekme derdine düşmesi yok mu? Biraz gıcık oldum. Ama Ida nında atağa geçmesi bana göre doğru değildi. Kendini küçük düşürdü. Kutla annenin doğum gününü bas git işte. Yok illa konu konuyu çekecek ya. Ne kadar kardeş ye olsalar işte,biri içten içe kıskanınca ortalık böyle yangın yerine dönüyor. Marte nin sevgiliside maşallahı var. Al sevgilini karşına, yapma siz kardeşsiniz ona ilgi şefkat göster, o da ana olmak istiyor gel el birliği ile şu kadıncağınızı biriyle baş göz edelim. Ama yok nerdeee Aslında tüm ailenin elle
YetişkinlerMarie Aubert · Yan Pasaj · 2024287 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şeytanla Anlaşma
6/10
·336 syf.··
2024 89. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2024 21:01
Herkese Merhaba, Yeni bir romcom serisi ile karşınızdayım. Çerezlik bir kitaptı. 8 üzerinden değerlendiyorum ona göre puanımı bakabilirsiniz. Beğendim sayılır, bir çok romantık kitaba göre güzeldi. Sadece beni biraz beni hayal kırıklığına uğrattı, oda ismiyle alakası olmayan erkek başrol kahramanız yüzünden.Kitabın ismi Şeytanla anlaşma ama şeytanlıkla alakası olmayan bır karakterdi. Bide ceviri ve editörlük kısmı kötüydü valla... cümlelerdeki anlatım bozukluğu coktu. Kitabın konusu 6 hafta boyunca Hayes Flynn yanında arkadaşının yerine çalışmaya başlayan Tali. Sevmediği ve hatta nefret ettiği adamla. Birlikte ne kadar uzun süre vakit geçirirsek ondan nefret etmek de o kadar zorlaşacak. Aslında gösterdiği kişilikte olmadığı anladğında kalbini koruması ımkansız hale gelecekti. Kitabımız konusu tabi klasıkdir. Ben Tari daha çok sevdim. Aklı başında biriydi, sonlara doğru o aklı başındaki halleri gitti ama neyse... Hayes ben sevemedim yaa, karakterde bir olmamışlık vardı. Ben gerçekten şeytan bir kişiliği olan biri sandım ama asla öyle değil, hani sonrada iyi kalpli olduğu ortaya cıkar ama bu kitabında başından beri normal bir adamdı. Yani bekar adamında yattığı kadınlardan dolayıda şeytan yada kötü kalpli demek biraz saçma geldi. Kitabın ilerleyişi güzeldi öyle hemen oo yakışıklı ooo seksi yatalım olayına girmediler , o yerlere sevdim. Sadece aralarındaki o sevgi ve tutkuyu çok hissedemedim ve smut sahneleri beğenmedim. Hayes yani böyle seks tanrısı gibi anlatılmış hatta üçlü fılan yapmadığı şey yok. Kızla olan sevişme sahnelerinde ilk defa seks yapıyormuş gibi ‘’omg omg omg’’ diyip durdu... len göstersene kendini aklını alsana kızın nerdeee.... kız onu aklını aldı o tecrübesizlikle, zaten ceviriden mi artık ne yaptıklarını anlamadım. İkisininde geçmişte
Şeytanla AnlaşmaElizabeth O'Roark · Martı Yayınları · 2024522 okunma
9/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2024 67. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2024 14:54
"Kötülüğün sıradanlaştığı" sosyolojik çürümenin her yerde hissedildiği günümüz toplumunda bunun önüne nasıl geçebiliriz? Aklıma iki kurumun geri getirilmesi geliyor. Birisi köy enstitüleri diğeri de umumi hıfzısıhha kurumudur bana göre. Kentten köye yatay göçün(sınıf atlarsa dikey hareketlilik) ancak gelir seviyesinin artmasıyla sağlanacağını da bir çok açıdan gözlemledim. Ve şuan ki ekonomik krizde de şehirde yaşamanın, gelirden çok gider olarak görülmesi de yatay göçe neden olacağı konusunda eminim. Lakin şöyle de bir gerçek var eğitimin de özel okullarla sınıfsallaştığı(maalesef sağlığın da), iyi eğitimin mevcut okul müfredatlarıyla mümkün olmadığı teorik eğitim ve tekrarlarıyla ömrümüz geçtiği için de nesillerin beyninin uyuştuğunu; kendini yetiştirecek düzeyde eğitim verilemediğini bunu göremediğimi de belirtmek isterim. Ve şöyle bi beylik lafı da yıllardır duyar ve hak veririm. Bir köy enstitüsünden mezun olan bir kişinin bilgi birikimiyle şimdiki ortalama fakültelerden mezun olan bir kişinin bilgi birikimini kıyasladığımızda aynı olmadığını söyleyebiliriz. Mesela güneş ışınlarından günün zamanını bulmak ya da bi çubuk yardımıyla ya da kendi pusulasını kendisi yapması gibi ya da dünyanın dönüş hızıyla bağlantıyı kendi yöntemleriyle hesaplayıp her yıl Ekim-dikim zamanını ya da yaz yağmurlarını(zira nisan yağmurlarının mayısa sarktığını fark etmek artık su götürmez bi durum bana kalırsa) hesaplayacak birikime sahip olmak. En sevdiğim kısmı da kişinin karekterine uygun bir zanaat edinmesi. Ve mutlaka bi köyü ya da kasabayı bayındır edecek bir bilgilere sahip olması. Ahh işte köy enstitüleri ne olur geri dönsün. Kitaba gelirsek kitapta hele bi yapsınlar bi yolunu bulur kapatırız diyen(bunlar gominist yetiştiriyor gibi) dalkavuk vekillerle ve tek parti genel
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20171,420 okunma
Ahh o güzel İzmir
10/10
·340 syf.··
2021 4. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2021 15:36
Gerçekten çok doyurucu bir tarzı var.Okurken (hani nerdeee o eski bayramlar...derler ya büyükler)70.80 yıl önceki İzmir de çocukluk günlerine götürüyor bizi.Bununla kalmayıp bilgilerde veriyor.Keşke biraz da resimler koysaydı kitabın içine yazarımız. Belki çogu insanın (50 yaş ve üzeri)bildiği ve yaşadığı şeyler.Çok iyi gözlemleri var ve bunları bize hiç tekrara düşmeden akıcı bir şekilde aktarıyor. Böyle kendi şehrini ve çocukluğunu gençliğini kaleme almak isteyenler için güzel bir örnek. İzmirde yaşayan veya bir şekilde bu güzel şehirle yolu kesişen herkes okumalı derim.
Hayat
Geride KalanTekin Özertem · Delidolu Yayınevi · 20196 okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 63. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2020 07:13
"Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer. " Kitap kapağından bu söz. İlk okuduğum zaman gerçekten bu kadar etki mi bırakıyor içinde yazan cümleler diye düşündüm çünkü Hasan Ali Toptaş'la ilk defa tanışıcaktım. Evet bu kadar etki bırakıyor. Sırf bu cümleler için bile okumaya değer. Konusundan mı bahsetsem anlatımdaki o güzel cümlelerden mi bilmiyorum. Her ikisi de beni çok etkiledi. Konusundan bahsedeyim ilk. Bir aile var ve büyük bir dertle uğraşıyorlar. Bu dert tabi bir başka derti çekiyor. Gittikçe çığ gibi oluyor. Bu dert karşısında insanlar hiç de şaşırmadığımız o mide bulandırıcı tavırlarını sergilemekten çekinmiyorlar. Ne yardım eden var ne hal hatır soran ne çare arayan. Sadece seyrediyorlar. Seyretmekten öteye de gidiyorlar. Zevkle seyretmeye başlıyorlar. İnsanların acısından yarar sağlamaya başlıyorlar. Neden? Çünkü "kötülük gelip bize kötülük edinceye kadar iyidirler, başımızın üstünde yerleri vardır" diyorlar. Dediklerinin farkında değiller tabi hal diliyle gösteriyorlar bunu. Aslında bir araya gelseler yardım etmeyi düşünseler ama nerdeee... Bana dokunmayan yılan bin yaşasın cümlesini hayatının merkezine koymuş insanlardan ne beklenir. Hani bir söz vardır sen düşersen bir tekme de onlar vurur. Hah işte bu söz anlatılıyor. Okurken, ya gerçekten bu kadar olmaz diyebilirsiniz ama gerçek hayatın bu kitaptan farkı yok. Anlatımına gelecek olursam birkaç cümle yazayım siz o cümlelerin güzelliğinden anlarsınız zaten nasıl hoş bir dil kullanıldığını. ~"Kızım," dedi anne sütünden yapılmışa benzeyen sıcacık bir sesle.. ~Ot kokulu karanlığın içinde tıpır tıpır, ayak sesleriyle kayboldu gitti. ~..o bir eliyle sokak lambalarının sarı ışıklarına tutunarak yürürken ağrısı sızısı, gamı kasaveti olmayanlar uyudu.. ~ Dünyanın renkleri değişti
Edebiyat
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma