Az önce hem büyük bir üzüntü hem de büyük bir hışımla kitabın son sayfasını çevirmiş ve kitabı bitirmiş bulunuyorum.
Öncelikle Talha Uğurluel’e teşekkür ediyorum. Ülkemizde Kur’an tarihi üzerine gerçekten emek verilmiş bilgi birikimini bizlere zevkle aktardığı için Allah razı olsun.
Gelelim benim sinirlendiğim ve çok üzüldüğüm kısma. İlki, kendimle alakalı: Ne kadar bilgisiz olduğumu ve öğrenmem gereken daha pek çok mesele bulunduğunu fark ettim. Buna rağmen kendimi düzeltmek için elimden geleni yapıyorum.
İkincisi ise gerçekten ağlayacak hâlimiz var. Hz. Nuh’un kabri ve yapılarının saçma sapan şekilde bozulmasına, “yenilenme” adı altında tahrip edilmesine engel olamayan; cahilliği ve bilinçsizliğiyle öne çıkan bir Türkiye gerçeği var karşımızda (Kur’an’ın Anlattığı Tarih I).Ama herhangi bir ilerleme herhangi bir gelişim gösterememişiz.
Hz. İbrahim’in Harran'da evi var evi Oysa ne hâlde… Güncel zamandan bahsediyorum, eski tarihten değil. Bir dinin mensubu olmanız da gerekmiyor; milattan çok önceye ait, ehli kitap dinlerin atasına ait bir yapı var ve bugün çöp alanı olarak kullanılıyor.
İnsan ister istemez düşünüyor: “Ne yapalım, Yahudiler ya da Hristiyanlar gelsin alsın bu yerleri, bizden daha iyi bakarlar; sonra belki tekrar geri alırız.” Tövbe estağfurullah…
Ama tablo gerçekten çok acı.
Genelde pozitif olana odaklanırım, bu kadar siyah konuşmam; fakat bu konuda herhangi bir beyazlık göremiyorum. Hâlâ elimizdeyken inşallah bu değerlerin kıymetini anlayabilir ve buna göre hareket edebiliriz.
Allah ilmimizi artırsın.