Biz, zaman kırıntıları,
Zaman sinekleri,
Tozlu camlarında günlerin sessiz kanat çırpanlar
Ve lüzumsuz görenler artık
Bu aydınlıkta kendi gölgelerini!
Sanki siyah, simsiyah taşlar içinde
Siyah, simsiyah kovuklarda yaşadık biz,
Sanki hiç görmedik birbirimizi,
Sanki hiç tanışmadık!
Dünya bize öyle kapattı kendisini…
Neye yarar hatırlamak,
Neye yarar bu cılız ışıklı bahçelerde
Hatırlamak geçmiş şeyleri,
Bu beyhude akşam bahçesinde
Kapanırken üstümüze böyle
Zaman çemberi
Hatırlıyor yetmez mi
Güneşe uzanan ellerimiz!
Aynalar sonsuz boşluğa
Çoktan salıverdi çehremizi,
Yüzüyoruz,
İpi kopmuş uçurtmalar gibi.
Biz uzak seyircisi bu aydınlık oyunun,
Birdenbire bulanlar içlerinde
Gülüncün sırrını,
Ne kadar benziyoruz şimdi,
Aynı tezgâhtan çıkmış testilere
Bir şey, bir şey kaldırdı bütün ayrılıkları!
Baksak aynalara
Tanır mıyız kendimizi,
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Suat kendine de Süreyya'ya seslendiği sesle, ona baktığı gözle, onu sevdiği aşkla sevse, baksa, söyleseydi ya Rabbi... Bu fikri derinleştirip saatlerce düşündükçe harap oldu kaldı.
Muhammed b. İsa, Abdülaziz'den naklediyor:
Ömer b. Abdülaziz'in bazı memurları ona şöyle bir dilekte bulundular:
"Bizim şehrimiz iyice harap oldu. Eğer emîrü’l-müminîn lutfedip bir parça mal ve para gönderirlerse, bu işi o yapar, şehri mamur kılar".
Ömer de onlara şu cevabı yazdı:
"Yazdıklarınızdan, şehrinizin ne durumda olduğunu anladım. Şimdi hemen şehrinizi adalet suruyla çevirin! Yollarınızı zulümden arındırın! Şehrin ilâcı budur, vesselam".
Aşk- iki tükürüğün karşılaşması ... Bütün duygular mutlaklarını salgı bezlerinin sefilliğinden alırlar. Asalet varoluşun yadsınmasındadır, harap olmuş manzaralara tepeden bakan bir tebessümdedir yalnızca.