- Güzelliğin aşk için yeterli olduğunu mu düşünüyorsunuz hanımefendi? - Aşkın ne olduğunu bilen biri gibi konuştun! - Haşa hanımefendi, aşkın ancak öğrencisi olabilecek biriyim! - Kim öğretecek onu sana? - Arayacağım... Arayacağım ve inşallah bulacağım! - Unut bunu! - Bir vakit unutmayı istedim ama sonra bunun sevgiliye ihanet olacağını anlayıp vazgeçtim. Şimdi onunla geçen dakikalar hatırlıyorum ve aklım başıma o vakit geliyor. - Kalbin çarpıyor, içini hüzün kaplıyor mu? - Hüzünden öte ıstırap... Ama huzurlu bir ıstırap... - Aşk huzurlu bir ıstıraptır zaten! - Bilmiyorum! - Ama bilmeyi istiyorsun?
Vatana Verilen Ömürler
"Anam bacım, sizi niye çağırdım sormayın gitsin. Safiye Nine geldi, Şerife’yi Fidan Kadın’ın oğlu Yusuf’la everelim; herkes, bu kız daha genç, taze; böyle yalnız durması yakışık almaz, diyor, dedi. Herif de sabah muhtara gitti. O da öyle demiş. Deyin hele, ben ne yapayım şimdi?” Melek Bacı, hırıltılı hırıltılı nefes alıp vermeye başladı. Sonra da “Kız o ne, sus! Yazık değil mi elin garibine! Yusuf iyidir de harpte bacağı koptu, gözü görmez. Kulağı da az duyar olmuş. Haşa!.. Hor görmem, oğlan vatana vermiş bunları, gazi olmuş amma bu kıza da yazık. Ne yapar o kapıda?” dedi.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Reklam
Hadsiz rahmetli, muhabbetli ve nihayet derecede şefkatli ve kendi san'atını çok sever ve kendini sevdirip ve kendini sevenleri ziyade sever bir Zât-ı Kadîr-i Hakîm, en ziyade kendini seven ve sevimli ve sevilen ve Sâni'ini fıtraten perestiş eden hayatı ve hayatın zâtı ve cevheri olan ruhu mevt-i ebedî ile i'dam edip; kendinden o sevgili muhibbini ve habibini ebedî bir surette küstürsün, darıltsın, dehşetli rencide ederek sırr-ı rahmetini ve nur-u muhabbetini inkâr etsin ve ettirsin? Hâşâ, yüzbin defa hâşâ ve kellâ!.. Sözler - 107
Onu seven herkes,sadece O'nu sevdiği için işkence altındaydı. Daha önce şerefli görülen arkadaşları,O'nunla beraber oldukları için artık zelil görülen kimselerin oldular. Eskiden de ezilen sınıfta olan takipçileri,O'nun yüzünden ağır işkencelere maruz kaldılar. Engelleyebilecek olmasına rağmen, söylediği bir yalan için tüm bu insanların ölümüne göz yumruysa gerçekten çok çok kötü bir insan olması gerekirdi. Sayfalardır okuyorsunuz. O, kötü bir insan mıdır? Haşa ve kella!..
Sayfa 259·Kitabı okuyor
Buna mı tav oldun? Buna mı tav oldun! Evet, buna mı tav oldun, güzel söyledin. Ahitleşmedik mi? "Elestü bi-rabbikum, ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dediğimde "Bela, evet," demedin mi? Sen bana söz vermedin mi? Ben bir şeye muhtaç olduğumdan mı sana emirler, yasaklar koydum? Haşa! Ama sen benim hatırımı gözetmedin. Kulunun tövbe etmesi hâlinde Allah seviniyor. Hem de nasıl seviniyor. Neye? Senin tövbe etmene. Niye peki? Bu, sana olan sevgisinin şiddetini, gayretini ve seni kıskandığını gösteriyor. Bu hususta bir örnek daha arz edeceğim. Sahabilerden Muâz b. Cebel bir soru soruyor Resulullah Efendimiz'e (s.a.v.): "Ya Resulullah, hanımımı suç hâlinde görsem, cezalandırmak için bir şey yapamaz mıyım? İnisiyatif alamaz mıyım? İhkak-ı hakta bulunamaz mıyım?" Efendimiz (s.a.v.), "Hayır!" buyuruyor. "Dayanamam ya Resulullah," diyor, "dayanamam." Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki, "Kavminizin reisinin gayretini gördünüz, o çok gayret sahibidir, yani kıskanır. Ben ondan daha gayretliyim, Allah benden gayretlidir." Buradan anla ki sen hududa tecavüz edersen, Allah indindeki durumun ne olur? Yani Allah'ın fuhşu men etmesi, Allah tarafından fuhşun yasaklaması, kuluna olan gayretindendir. Kıskanıyor bizi.
Makineyi icat eden Avrupalı bir zamanda ona kul oldu. Zaman ilerledikçe putlar çoğaldı azalmadı. Şimdi ise Allahları (haşa) Dolar, Sterlin, Mark, Frank... Taptıkları yetmiyormuş gibi başkalarını da taptırıyorlar bu yeni putlarına. Yetişecekmişiz güya! neye yetişeceğiz biz!. Batının tavşanını kovalayan ahmak tazılara benzedik, yörüngemizden çıktık işte!
Sayfa 91 - Kadim Yayınları
Reklam
Reklam