Bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey, ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kâfi mazeretler tedarik etmiştir.
İkna ettiler güvercinleri. Kimse dediler, ateş açmaz üzerlerine. İnandı Hrant.
Gerçi ürkekçe,
İnandı bir güvercin olduğuna.
Gel gör ki, ateş açtılar işte!
Öngörmüştü, birkaç yıl önce söylemişti bana:
-Ayakta olacak ölümüm, dimdik,
Değil yatarak yatakta…
Yatıversin ışıklar içinde şimdi.
Bize sorsanız, o hep muzaffer kalacak
Lekesiz bir heykel gibi.
Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi ?
Ekmek çalmak kolay, yakalanınca, Semih fırıncıya bir çıkışacak, bir çıkışacak, her zamanki yaptığı gibi, ne be, bu dünyada bu kadar kızarmış, taze taze, mis kokulu ekmek varken biz acımızdan mı öleceğiz be! Fırıncı suçlu çıkıp yakasını bırakacak.