"Basit bir gravürde bile olsa, insanoğlunun gözlerinde korkunç bir şey var: görmezden gelinemeyecek bir bilinç, o bedende bir ruh olduğunu kanıtlayan gizli bir haykırış."
ve devrimci olmalıdır. Biz yirmi yaşında Haydutları yazan Schiller gibi bir dehaya muhtacız. Bize bir Grabbe, bir Heinrich Heine ister. Bize bir deha, hamleci bir zekâ gerek. Biz romantizmden uzak, realizme yakın, azimli bir gençlik arıyoruz; öyle bir gençlik ki hassasiyeti bir yana bırakacak, objektif ve hâkim, hayatın karanlık sayfalarına cesaretle bakacaktır. Biz gençlere muhtacız, dünyayı olduğu gibi görüp seven bir nesle muhtacız. Gerçeği her şeyin üstünde tutan; planları, tasavvurları olan bir nesle muhtacız. Bu tasavvurların öyle çok derin hikmetler olmasına da lüzum yok. Bunlar öyle eksiksiz, olgun, süzülmüş şeyler olsun demiyoruz, asla! Bir çığlık olsun, gönüllerinden kopan bir haykırış olsun. Soru, ümit, açlık!
Hakiki olduğunda, söyleme gereksiniminden doğduğunda insan sesini durdurabilene aşk olsun. Ona ağzı yasakladıklarında ellerle ya da gözlerle ya da gözeneklerle ya da artık neresi olursa orasıyla konuşur. Çünkü hepimizin ama hepimizin diğer insanlara söyleyecek bir şeyi vardır, diğerleri tarafından kutlanmayı ya da bağışlanmayı hak eden bir şey.