Bir tarihte tartışıyorduk, birtakım dogmatik ‘Atatürkçüler’, bana ‘Çağdaş Uygarlık Düzeyi’ diye, Amerika’nın ‘denetimindeki’ Batı emperyalist ‘sistemi’ yutturmaya çalışıyorlardı; kızmışım, dedim ki “Arkadaş, Kemal Paşa’nın iki büyük hüneri vardır ki, birisi bu ‘Çağdaş Uygarlık’
deyimi; ötekisi, bunun içinden çıkan düşünüş biçimi (metot)dir. Önce bunları kavramayı öğrenelim!” Ne gibi mi? Şöyle: Çağdaş uygarlık düzeyini hedef diye aldın mı, bir kere ‘Sürekli Devrim’e mecbursun; çünkü ‘Çağdaş Uygarlık Düzeyi’ dogmatik değil, diyalektik bir kavram; kendi karşıtlarıyla, çarpışa birleşe gelişiyor.
Dünün uygarlık düzeyiyle bugünün uygarlık düzeyi bir mi, aynı şey mi, aynı şey olabilir mi? Olamaz elbet! Her geçen gün, insanlık, buluşlarla, uygarlık düzeyini daha ileri götürüyor; götürdükçe de Mustafa Kemal’in Türkiye’ye tespit ettiği amaç yenileşiyor, gelişiyor, başkalaşıyor.