10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:16
Sanırım şimdiye kadar sayfalarını tekrar tekrar okuduğum tek kitap. Her sayfa bana ayrı bir gizem, şaşkınlık ve dehşet verdi. Wilde bunu yazarken hangi piskolojideydi çok merak ediyorum. Kitap bende tuhaf bir etki bıraktı. Her sayfası ayrı bir rahatsızlık ve merakla doluydu. Başta Basil’in Dorian’a duyduğu şeyi imkânsız bir aşk gibi okurken, hikâye ilerledikçe bunun daha karmaşık, daha saplantılı bir sanat algısına dönüştüğünü fark ettim. Lord Henry’nin düşünceleri ise doğrudan bir kötülükten çok, insanın içindeki karanlığı normalleştiren bir ses gibiydi. Cümleleri Dorian’ın zihninde birer fikir gibi değil, zamanla birer gerçek gibi yerleşiyor. Ve en sonunda insan şunu fark ediyor: En büyük dönüşüm dışarıdan gelen bir olayla değil, içeride kabul edilen bir düşünceyle başlıyor. En sarsıcı olan şey ise Dorian’ın değişimi değil, bu değişimin bu kadar “kolay” başlamasıydı.
İnsan ve Hayat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199,1bin okunma
Rezil herif Necib
8/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:51
Öncelikle aslında başka bir kitap okuyordum ama maalesef bayram sürecinde Kırıkkale’de unutmuşum kitabı o yüzden de Eylül’e başlamak zorunda kaldım. Kitabımı aldığım zaman diğer kitabı da bitiricem inşallah alana kadar başka kitaplarla devam. Kitabımızın konusu Süreyya ile Suad evli bir çifttir. Süreyya ailesinin yaşadığı konakta yaşarken sıkılıp bunaldığı için kendilerine Beyoğlu taraflarından bir yalı tutarlar Suad’ın babası sayesinde ve bu yalıya arkadaşlık etmek için sürekli Necib gelir. Bu arada bilgilendirme olsun Süreyya erkek Suad ise kadın. Ve bu yaz tatili sürecinde Suad ile Necib arasında önce gizli sonra ise alenen ikisinin bildiği bir şekilde aşk gelişir. Kitap ahlaksızlığın vücut bulmuş hali aslında bence doyumsuz ve narsist insanların kitaplaştırılmış hali. Süreyya; doyumsuz bir adam, karısıyla ve evliliği ile asla ilgilenmeyen, karısının hobilerine karşı alaycı yaklaşan, karısının iyiliğini suistimal edip hep ben yapan bir adam. Necip, gece hayatına düşkün, kadınlara düşkün, ahlaksız her şeye düşkün olan düşkün bir adam; kendi içsel pisliklerini kadınlara yansıtan ve sadece kadınlar kötü imiş gibi kadın düşmanlığı yapan kendi yaptığı ahlaksızlıkları örneğiniz; arkadaşının karısına aşık olma ahlaksızlığını asla görmeyip, evlilik üzerinden ben asla evlenmem çünkü kadınlar şöyle kötü böyle ahlaksız diyip kendini dev aynasında gören ama o aynaya bile tam bakmayan iğrenç bir adam. Suad ise namus timsali olmuş ama namustan uzak, kocasına veya etrafındakilere problemi anlatmak yerine susarak yaşamayı tercih eden bir dilsiz, kocasının arkadaşına aşık olup namussuzluk yapıp sonra da Süreyya’nın kız kardeşi Hacer’i kötü bulan iki yüzlü bir kadın. Evet Hacer kötü, iyi demiyorum kesinlikle ama iğneyi madem başkasına batırıcaksın o zaman çuvaldızı da kendine batır
EylülMehmet Rauf · Panama Yayıncılık · 201950bin okunma
Reklam
İlk ama son değil..
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 15:22
Doğan hoca, bizim aile kitaplığımızda hep yer edinse de hiç fırsat olup da onun kitaplarından birisini okuyabilme fırsatı edinememiştim. Belki de onları okuyup algılayabilecek yeterli olgunluğa ve kapasiteye ulaşamadığım için. Mış Gibi Yetişkinler bu nedenle benim rahmetli hocamızdan okuduğum ilk kitabı. Ve yine bu nedenle bir anda Timur ve Yakup hoca karakterlerinin içine, sohbetlerine dahil olunca bir dumura uğradım. Ancak öğrendim ki aslında bu iki başrol karakter Doğan hocanın "Gerçek Özgürlük" kitabında da yer ediniyor. Yakup hoca ve Timur'un sohbetleri bütün kitabı oluşturuyor diyebiliriz. Şöyle ki Timur, Hatice teyzesinin evinde bir süreliğine kalmakta. Hatice teyzesi, eşi Recep Bey, ergenlik çağına yeni giren kızları Ayla ve yedi yaşındaki oğulları Erol ile beraber yaşıyor. Timur öncesinde zaten Hatice teyzesinin ve Recep eniştesinin kendi aralarındaki ve çocukları ile olan iletişimdeki sorunları gözlemliyor. Ancak bir gün teyzesi oğlunu yok yere dövdüğü zaman bütün bu gözlemlerini paylaşmak için hocası Yakup'a gidiyor. İkisi arasındaki sohbetler bu şekilde başlıyor. Ve ilk kavramı öğreniyoruz: Yetişkin Çocuklar. Yetişkin çocuk, bedenen geliştiği halde duygusal olarak gelişemeyen insanları ifade ediyor. Ve bu çocuk kalmış insanların hayatlarını, yaşam örüntülerini, aile sistemlerini, toplumla ve aile içindeki sistemlerini, ikili ilişkilerini Timur Bey'in ailesi üzerinden konuşuyorlar. Sonrasında ise çoğalıyorlar. Hatice teyzenin yeğeni de katılıyor onlara, yani Leman Hanım. Leman Hanım'da Eskişehir'den İstanbul'a gelmiş. Çünkü 8 ay önce evlendiği eşi ile bazı sorunlar yaşıyorlar. Eşinin evlenmeden önceki haline oranla çok değiştiğini, kendisine ve ailesine karşı olumsuz söz ve davranışlarda bulunduğunu anlatıyor. O da bu sohbetlerde kendisini anlatıyor ve
1000Kitap
'Mış Gibi' YetişkinlerDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20253,258 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 09:54
Sevdalinka (kelime anlamıyla); Bosna-Hersek'te geleneksel bir müzik tarzıdır. Boşnakların halk müziğidir Birçok sevdalinka şarkısının gerçek bestecisi bilinmiyor. Sevdah kelimesi ise genellikle (Türkçe: Sevda) Boşnak geleneği ve folkloru için kullanılır, çoğunlukla aşk duygularının veya derin, dindirilemeyen (bir kişiye, şehre ya da yöreye karşı duyulan) tutkunun yarattığı ağır ve melankolik duyguları anlatır. (wikipedia) Ayşe Kulin 'in kaleme aldığı Sevdalinka ,1992 Bosna Savaşı sırasında yaşanan insanlık dramını ve Boşnak halkının maruz kaldığı soykırımı merkezine alır. Eserin ana fikri; savaşın yıkıcı ve insanlık dışı yüzüne rağmen, sevginin, hoşgörünün, kültürel kimliğin ve insan onurunun her türlü yıkımdan sağ çıkabileceğidir. Sevdalinka , Yugoslavya Federatif Cumhuriyeti’nin dağılma sürecinde Sırp lider Miloşeviç’in Büyük Sırbistan hayaliyle Balkanları ateşe vermesini ve özellikle Bosna Hersek’in bağımsızlık ilanından sonra Sırpların bu topraklarda ve bütün dünyanın gözleri önünde korkunç bir Boşnak katliamı gerçekleştirmesini anlatır. Bunun dışında romanda, Boşnakların tarihî seyirde vatanlarında uğradıkları zulüm ve acı dile getirilir. Boşnakların 1200’lü yıllardan başlamak üzere Osmanlı Dönemine kadar, 1878 Berlin Antlaşması ile Osmanlılardan kopuşu ve Avusturya Macaristan İmparatorluğuna geçişi ve İkinci Dünya savaşı dönemi ve sonrasında uğradıkları sıkıntıları yine belgelerden hareketle bir tarihçi titizliğiyle gözler önüne serilir. Dolayısıyla roman, belgesel nitelikli tarihî bir roman hüviyeti taşımaktadır. Kitapta yazılan olaylar belgesel nitelikli, tarihi ve siyasi kişilerin dışındaki karakterler kurgudur. Bu bölümler spoiler içerir Romanın ana karakteri Nimeta, bir inşaat mühendisi ile evli ve iki çocuk annesidir. Bosna Televizyonunda haber
Edebiyat
SevdalinkaAyşe Kulin · Remzi Kitapevi · 015,2bin okunma
Çıkışı Bulduğumu Sandığım Anda Kayboldum
10/10
·216 syf.·
2026 84. kitabı
"Beni sadece fotoğraflardan tanıyorsun. Sadece nasıl göründüğümü ve objektife nasıl baktığımı biliyorsun. Ama neler düşündüğümü ve neler hissettiğimi bilmene olanak yok." Azil' i okumaya başladığımda beni nasıl bir kitabın beklediğini bilmiyordum. Hatta kitabı bitirdiğimde aklımdan geçen ilk şey şu oldu: Ben gerçekten ne okudum? Çünkü bu kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı. Beni alıp bir labirentin içine bıraktı. Tam çıkış yolunu bulduğumu düşündüğüm anda başka bir koridor açıldı. Tam her şeyi anladığımı sandığım anda yeni bir soru ortaya çıktı. Kitap boyunca sürekli ilerledim ama aynı zamanda aynı yerde dönüyormuşum gibi hissettim. Bir matruşka gibiydi; her katmanı açtıkça içinden başka bir hikâye, başka bir duygu ve başka bir düşünce çıktı. Azil'in konusu ilk bakışta yalnızlık, kayıp, aşk ve zihinsel çöküş gibi görünüyor. Ancak kitap ilerledikçe bunun çok daha derin bir yolculuk olduğunu fark ediyoruz. Hakan Günday bizi sadece bir karakterin hayatına değil, onun zihnine götürüyor. Gerçek ile hayalin, geçmiş ile bugünün, yaşam ile ölümün birbirine karıştığı bir dünyanın içine giriyoruz. Bu yüzden kitapta bazen neyin gerçekten yaşandığını, neyin karakterin zihninde olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor. Ama bence yazar tam olarak bunu istiyor. Çünkü okur da karakter gibi sorgulasın, kaybolsun ve çıkış yolunu arasın istiyor. Kitap boyunca beni en çok etkileyen duygu yalnızlıktı. Karakterlerin yalnızlığı öyle güçlü anlatılıyor ki bazı bölümlerde onların yanında oturuyormuş gibi hissettim. Özellikle "Zaman, gidecek yeri olmayanların evidir." cümlesinin altını çizdim. Çünkü bu cümle bana çok şey düşündürdü. İnsan bazen hayatta öyle bir noktaya gelir ki ne geri dönebilir ne de ileri gidebilir. Böyle zamanlarda elinde kalan tek şey zamandır.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 164. kitabı
Reşat Nuri Güntekin’in o usta, gözlemci ve zamansız kalemiyle, modernleşme sancıları çeken bir toplumda, köklü değerlerine bağlı bir ailenin adım adım çöküşünü ve dağılışını içim burkularak okudum. Yazar; Ali Rıza Bey’in o sarsılmaz namus, ahlak ve dürüstlük anlayışının, çocuklarının Batılılaşma özentisi, lüks düşkünlüğü ve paranın cazibesine kapılması karşısında nasıl çaresizce un ufak olduğunu muazzam bir sosyolojik ve psikolojik derinlikle işlemiş. Bir babanın evlatlarının hataları altında ezilişini, o her bir yaprağı ayrı bir yöne savrulan aile ağacının trajedisini İstanbul'un o dönemsel atmosferinde öyle güçlü anlatmış ki toplumsal değişimin aile yapısındaki o yıkıcı etkisini iliklerime kadar hissettim. Yanlış batılılaşmanın, ahlaki yozlaşmanın ve kuşak çatışmasının anatomisini çıkaran, Türk edebiyatının o en sarsıcı, en sinematik ve ölümsüz klasiklerinden biriydi.
Yaprak DökümüReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 201636,1bin okunma
Reklam
Reklam