Ve biz ham ruhlar,yabani ruhlar bir türlü pişemiyoruz. Derimizde hafif bir ılıklık duysak yandık sanıyoruz. İçimize küçük bir kurt girse yedi mahalleyi ayağa kaldırıyoruz. Bir türlü yanamıyoruz. Bir türlü kül olamıyoruz. Bir türlü rüzgarda savrulamıyoruz. Nihayetsiz yanıp, nihayetsiz susamıyoruz. Acının tepesine çıksak sessizliğin kuyusuna gireceğiz. Çıkamıyoruz. Giremiyoruz
Ve biz ham ruhlar,yabani ruhlar bir türlü pişemiyoruz. Derimizde hafif bir ılıklık duysak yandık sanıyoruz. İçimize küçük bir kurt girse yedi mahalleyi ayağa kaldırıyoruz. Bir türlü yanamıyoruz. Bir türlü kül olamıyoruz. Bir türlü rüzgarda savrulamıyoruz. Nihayetsiz yanıp, nihayetsiz susamıyoruz. Acının tepesine çıksak sessizliğin kuyusuna gireceğiz. Çıkamıyoruz. Giremiyoruz
Neler susuyor! Neler susuyor!
Gözleri baygın,
avurtları çökük açlar var.Açlık dudaklarından fırlayamadığı için gözlerinin penceresinden dışarıyı seyrediyor.Onlar susuyor. Açız , bir dilim ekmek bizi kurtarır diyemiyorlar.
*
Göbeğinin üstünden vurulmuş yaralılar var.
Kanları elbiselerine geçmeden içlerine akıyor. Ayakta bekliyorlar. Kalkın yatağınızdan , biz yatalım ,vurulduk, demiyorlar...
*
Arkadaşını anası kadar masum tanımış yürekler var. Her arkadaşın testeresinde bir parçalarını görüyorlar.Dişlerini kilitliyorlar.Bu yürek benimdi, oraya seni aldım, onu nasıl kestin demiyorlar...
*
Bunlar niçin susuyor? Niçin sisuyoruz bile demiyorlar? Ruhların hangi sırrı bunlara belli olmayı değersiz gösteriyor.? Daha neler gizli kalıyor. Denizde, toprakta , gökte ve insanda neler gizli kalıyor. Dünya yıkılmıyor. Halbuki yıkılabilirdi. Bir buğday tanesinin, yanındaki buğday danesini görmeyişinden bütün dünya yıkılabilirdi!
Kimbilir, belki o(dünya) da gizli bir tarafından yıkılıyor.Belki o da göstermiyor.