Sinemde, kalbimin tâ derininde olduğunuzu lütfen biliniz. Sizi dâimâ görüyor, sizi yaşıyor ve sizi seviyorum. Kalbimi aşkınız çarptırıyor, nabzım sizin isminizi durmadan ve durmadan heceleyerek atıyor. Heyhat ki uzaklardasınız!
Ondan bir temas gibi rüzgar beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.
Heyhat ki, «Allah» demenin bile resmen yasak edildiği devirde yepyeni bir sesle (agora)ya çıkıp beline yediği kazmalara rağmen yıkılmayan, arada bir yeraltı tünellerine dalıp tekrar çıkan ve neticede milyonluk bir gençliğin gönlüne nakışlı bir ideolocya manzumesine sahip bir remz halinde ayakta ve yüksekte kalan (Büyük Doğu)ya karşılık, sağ basın iddiasındaki bazı türedi gazeteler, tıknefes, irfansız ve hikmetsiz hüviyetleri yüzünden dâvamızı harcamış bulunuyorlar... Yine aynı sebeble ve aynı şekilde, mukaddes dâvayı aksiyonda da harcamış bir parti misaliyle yüzyüze bulunuyoruz.
"Denise'le," diye düşündü Yves tuhaf bir hiddetle, "insanın sürekli manevi olarak smokinli olması gerekiyor. Heyhat, benim artık buna gücüm yetmiyor ... "