DUBARA DUBARA
Yazar'ın, Dubara Dubara'sına ba/yıl/dımmm!
Bu, tam anlamıyla kapaktaki "Mizahı ince, derdi büyük bir hikâye" tanımının karşılığı bana göre
Kitabın kapak tasarımı bile o absürt ruhu çok güzel yansıtmakta. Başta sadece komik bir gençlik romanı bekliyordum ama okudukça katman katman açılan, günümüzün en yakıcı sorunlarına dokunan zekice bir eleştiriyle karşılaştım doğrusu
Hikayenin merkezinde, yepyeni hayallerle üniversiteye başlayan, cüzdanı ince ama gönlü geniş Dipsiz Deniz var. En sadık dostu Salih ile birlikte İstanbul'da kendilerine bir köşe arayışları, yani meşhur barınma krizi...
O kadar gerçekçi ve içten anlatılmış ki, o sıkışmışlığı resmen hissettim. Öğrenciye ev bulmanın, hele ki uygun fiyatlısını bulmanın imkansızlığı, bizi tam bir komedi dram sarmalına sokmakta.
Ve o kritik an.
Nihayet buldukları evin kuralı "Sadece evli çiftler oturabilir." İşte burada Dubara başlamakta!
Deniz ve Salih'in bir çatı bulmak uğruna kurduğu o sahte evlilik planları, uydurdukları nişan senaryoları ve türlü 'dubara'lar...
Okurken bir yandan kahkahalarla güldüm, bir yandan da gençlerin temel bir hak olan barınma için ne gibi zoraki maskeler takmak zorunda kaldığını görüp üzüldüm.
Yazar, bu mizahi çatının altında toplumsal eşitsizliği, yoksulluğu ve sisteme tutunmaya çalışan 'dini bütün Z kuşağı'nın çaresizliğini çok etkileyici bir dille eleştirmekte...
Kitapta geçen o fantastik ve ironik detaylar (Hayalet Oraletler, Gaflet Gofretleri, Atkuyruklu Emlakçı) hikayeye inanılmaz bir özgünlük katmış, adeta Türkiye'nin absürt gerçekliğini hicv etmekte.
Akıcı kurgusu sayesinde bir solukta bitti.
Eğer hem doyasıya gülmek hem de gülümserken 'gerçekten ne kadar zor bir hayat yaşıyoruz' diye düşündüren, zeki ve samimi bir kitap arıyorsanız, Dubara Dubara kesinlikle