Puan vermedi·96 syf.··
2025 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 14:31
Hayalgücü olarak çağının çok ötesinde bir yazar, kitabı 1872 tarihinde yazmış Kitap hayali bir kasabada  geçiyor, Quiquendone,  Flaman kasabası.  Öyle bir kasaba ki insanların nabızları bile dakikada 50 ile 52 civarında atıyor. Yüzyıllardır ne bir kavga olmuş ne bir hakaret, kedilerin bile tırmalamadigi bir sakinlikte yaşanıyor. Mahkemede  bir tek dosya yok , polis boş geziyor olay yok.  Ve kasabaya Dr Ox ile yardımcısı Ygene gelir.  Hayali ütopik mutlulukta,  kendi kendilerine yettikleri için kimseye muhtaç olmayan kasaba sakinlerinin karşısında  dünyayı değiştirmek isteyen, çılgın, etik değerleri olmayan, sinsi bir bilim adamı vardır. Heyecandan yoksun, sakinlik ile uyuşukluk arasında bir hayata sahip kasaba halkı Doktor için ideal kobaylardı. İnsanların zihnini açmak, harekete geçirmek , cesaret ve erdem oluşturmak amacıyla halka saf oksijen gazı verir ve kaos başlar. Kasaba halkı alışılmadık bir coşkuya ve öfkeye kapılır. Bütün doğa kanunları ters yüz olur, bu çılgınlık salgını insanları, hayvanları hatta bitkileri bile etkiler. Sessiz sakin hatta bitkisel hayat sayılabilecek durgunluktan Flamanlarin karakterleri tamamen değişir.  Bu değişimin sonucu 900 yıl önceki bir olay için yan kasabaya savaş açmaya karar verirler. Sebep yan kasabanın ineğinin sınırı geçerek kasaba çayırlarında  otlaması. Julne Verne bilimsel etik yoksunu çılgın bilim adamı ile yönetim,  insan hayatı, savaş çığırtkanlığı  üzerine hicv dolu bir eser yazmış. Konu korkunç gibi görünsede oldukça komik ve eğlenceli bir kitap. Bugun Flandre bölgesi Belcikanin kuzeyinde, Hollanda sınırında , Hollandaca konuşan Flaman halkının yaşadığı bölgedir
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 100. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 15:46
Yürekleri ısıtacak bir kitapla geldim bugün. Yazardan seneler önce bir kitap okumuştum. Arkadya yayınlarından bu kitabı görünce okumak istedim. Ophelie , eşi Ted ve oglu Chad ı bir helikopter kazasında kaybetmiştir. Yalnızca oniki yaşındaki kızı Pip kalmıştır yanında. Kazadan 7-8 ay sonra kızıyla birlikte şehre yakın bir sahil kasabası olan Safe Harbour (güvenli liman ) da bir yazlık ev tutarlar. Haftada iki gün şehre terapiye gider Ophelie. Annesi terapiye gidince Pip köpeği Köpük ile sahile iner.Bir gün sahilde resim yapan bir adam görüp uzaktan onu izlemeye başlar ve böylece Matt la tanışır. Matt ona da kağıt ve boyalar verip resim yaptırır. Pip annesi gelmeden evde olur .Üst üste bir kaç zaman tekrarlar bu durum.Birgün geç kalır ve annesi sahile gelip onları yan yana görünce Matt e hoş olmayan sözler söyler. Pip çok üzülür. Çünkü yalnız kaldığı, annesinin de pek ilgilenmediği bu hayatta Matt onun en iyi dostu olmuştur. Üstelik de Matt de yaralı bir adam.Karısı en yakın arkadaşıyla evlenmiş ve çocuklarını 6 yıldır göremiyordur. Ophelie hatasını anlar ve Matt den özür diler.Artık en iyi dostları olur . İkisi de geçmişindeki yaraları kaşıyan insanlar, yedikleri kazıkları unutamıyorlar .Birbirlerine çare olabilirler mi diye düşünürken hayat hicv beklenmedik hamlelerle çıkıyor karşılarına. . Dostluk ,geçmişin yaraladığı yürekler ve sevginin iyileştirici gücünü yansıtan güzel bir kitap . Özellikle kayıplar sonrası yas süreci ve iletişimin gücü ele alınmış. . Kitapla kalın dostlar. ... Güvenli Liman Danielle Steel
Güvenli LimanDanielle Steel · Arkadya Yayınları · 202542 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi
DUBARA DUBARA ​Yazar'ın, Dubara Dubara'sına ba/yıl/dımmm! Bu, tam anlamıyla kapaktaki "Mizahı ince, derdi büyük bir hikâye" tanımının karşılığı bana göre Kitabın kapak tasarımı bile o absürt ruhu çok güzel yansıtmakta. Başta sadece komik bir gençlik romanı bekliyordum ama okudukça katman katman açılan, günümüzün en yakıcı sorunlarına dokunan zekice bir eleştiriyle karşılaştım doğrusu ​Hikayenin merkezinde, yepyeni hayallerle üniversiteye başlayan, cüzdanı ince ama gönlü geniş Dipsiz Deniz var. En sadık dostu Salih ile birlikte İstanbul'da kendilerine bir köşe arayışları, yani meşhur barınma krizi... O kadar gerçekçi ve içten anlatılmış ki, o sıkışmışlığı resmen hissettim. Öğrenciye ev bulmanın, hele ki uygun fiyatlısını bulmanın imkansızlığı, bizi tam bir komedi dram sarmalına sokmakta. ​Ve o kritik an. Nihayet buldukları evin kuralı "Sadece evli çiftler oturabilir." İşte burada Dubara başlamakta! Deniz ve Salih'in bir çatı bulmak uğruna kurduğu o sahte evlilik planları, uydurdukları nişan senaryoları ve türlü 'dubara'lar... Okurken bir yandan kahkahalarla güldüm, bir yandan da gençlerin temel bir hak olan barınma için ne gibi zoraki maskeler takmak zorunda kaldığını görüp üzüldüm. ​Yazar, bu mizahi çatının altında toplumsal eşitsizliği, yoksulluğu ve sisteme tutunmaya çalışan 'dini bütün Z kuşağı'nın çaresizliğini çok etkileyici bir dille eleştirmekte... Kitapta geçen o fantastik ve ironik detaylar (Hayalet Oraletler, Gaflet Gofretleri, Atkuyruklu Emlakçı) hikayeye inanılmaz bir özgünlük katmış, adeta Türkiye'nin absürt gerçekliğini hicv etmekte. Akıcı kurgusu sayesinde bir solukta bitti. ​Eğer hem doyasıya gülmek hem de gülümserken 'gerçekten ne kadar zor bir hayat yaşıyoruz' diye düşündüren, zeki ve samimi bir kitap arıyorsanız, Dubara Dubara kesinlikle
Dubara DubaraRukiye T. Ersoy · Maruzat Yayınları · 202547 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2025 106. kitabı
Ne kadar kıtap okusam da, Türk klasiklerinin yeri bennde ayrı olmuştur hep dili samımı olusu, yasanmışlığın verdiği o rahatlık ruhuma iyi geliyor.. Gelelim kıtabımıza Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür hüseyin rahmi gürpınar tarafından 1943 yılında yazılmış bu romanda, kadın – erkek ilişkileri ve toplumdaki bozulmalar anlatılıyor. oldukça eğlenceli bir dili var, ana karakterimiz olan “şadan” üzerinden olaylar anlatılarak dönemin ilişkilerine yer verilmiş. Karımı Nasıl Aldattım” Başlığıyla Açılan Roman, Adeta Gönül Ilişkileri Resmi Geçidine Dönerek Okuru, Hatta Şadan Bey'i Bile Saşırtmayı Başarıyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Genel Toplumsal Ahlakı Irdelerken Kurguladığı Girift Olay Örgüsü, Ilginç Karakterleri Ve Mizahi Diliyle Okuruna Sürükleyici Bir Hikâye Anlatıyor. "her ne kadar kadın erkek ilişkilerini anlatan bir kitap gibi dursa da , köşkün büyük beyi ,küçük beyi , hizmetçi kizlari ve karşı köşkün sahibi çiftin olaylara karışmasıyla ahlak, sadakat, dürüstlük, adalet konularında kendi çağını hicv eden okunması gereken bir kitap" Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür adlı romanında ise Hüseyin Rahmi Gürpınar , kadın erkek ilişkilerinin kolayca ikiyüzlülüğe kayan kaypaklığını anlatırken, bir kez daha ne büyük bir mizah ustası ve günlük hayatın ne kadar başarılı bir anlatıcısı olduğunu ispatlıyor. Klasik severler buyurun gelin #OKUYUN Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
Türk klasikleri roman edebiyat
Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda ÖğütürHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,6bin okunma
10/10
·132 syf.·
2024 36. kitabı
Bu kitapda Hüseyin Nihal Atsızın iki farklı satirik romanı yer almıştır, her iki incelememde azda olsa spoyler vardır. Hüseyin Nihâl Atsız’ın 1941 yılında tamamladığı “Dalkavuklar Gecesi” romanı onun iki satirik romanından biridir. Roman M.Ö.14. yüzyılda cereyan ediyor.Atsız bu romanda bizzat tanıdğı devlet adamlarını ve diğe şahısları hicv ederek dalkavukluklarını göz önüne sermiştir. Atsız Ata kendisini de romanına eklemişdir. Yazar bu küçük hacimli romanda Atatürk devrinin dalkavukluklarını açığa çıkartmakla kalmıyor aynı zamanda bunu tarihte gerçekten var olmuş bir kralın suretinde beyan ediyor.Fakat bazılarının yanlış yorumu üzerine söylemeliyim ki, Atsız hiç bir şekilde bu romanda Atatürkü hicv etmeye çalışmamıştır. Fakat Kral Subbilyumanın Atatürk olduğunu düşünmeyi gerektiren bazı hususlar romanda gözden kaçmıyor, mesela kralın fazla içki içmesi gibi. Fakat yine Atsız romandaki diğer şahıslarda yaptığı gibi Kral Subbiluliyuma ile Atatürk ismi arasında her hangi bir isim ve ya ses benzerliği yapmamış, bunun yanı sıra kralın oğlu olduğunu vurgulayarak onu Atatürk olmaktan çıkarmaya çalışmıştır. Bu romanın Hititlerin zamanında olmuş gibi gösterilib ve karakter isimlerinin değiştitilmesine rağmen o yıllarda böyle bir hicvi kaleme alarak yayınlamak yalnız Atsız gibi yürekli ve dalkavukluğa hiç bir şekilde tahammül etmeyecek birinin işi ola bilirdi. Eserin yazıldığı zamana kadar yaşamış olduğu bazı olayları da Atsız romana eklemiştir. Ek olarak eklemeliyim ki Atsızın bütün romanlarını tam anlamak için onun şahsi hayatını incelemek gerekmektetir. Okucu gözüyle romanda üç olumlu karakter bulunuyor, krala sürekli yalakalık eden devlet adamlarını Atsız muhteşem bir şekilde hicv etmiştir. Romandakı kahin Şilka
İnceleme
Dalkavuklar Gecesi - Z VitaminiHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20198,8bin okunma
"Hiciv, daima hürriyetsizlikten doğmuştur"
Puan vermedi·271 syf.··
2024 44. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2024 22:51
Ben hicvedebilen insanların cesaretine, tok sözlülüğüne ve hazır cevaplı olmasına hep hayran kalmışımdır. çok büyük yetenek, kendisine toplumda önemli bir yer addedilen şahısların toplumun içindeki sıradan insanlar tarafından fiziksel bir şiddete başvurulmadan eleştirilebilmesi takdire şayan gerçekten. Falih Rıfkı Atay'ın da dediği gibi "yerinde bir nüktenin, bin yumruktan daha terbiyeci olduğunu kavrayabilseydik!" Edebiyatımızda oldukça geniş bir yer tutan hiciv ve hezl (şaka- mizah) meşrutiyetten sonra genişlemeye başlamıştır. Başlıktan da anladığınız üzere, hiciv için; bastırılmış duygu ve düşüncelerin rahatsız edici bir nitelik taşıyacak şekilde dışa vurulmasıdır diyebiliriz. Kitapta hicvin rahatsız ediciliğini şu şekilde dile getirilmiştir. "Hiciv, zalimin hayasız suratında, istibdatın namert alnında açılmış, derin kırbaç yarasıdır. Seyrinden iğrenme ve iç sıkıntısı hissedersiniz..." Tarihte Heccavların ellerine kelepçe vurulsa da dillerine vurulamamıştır, bu yüzden bazıları sivri dilinin bedelini canı ile ödemiştir maalesef. sultan 4. Murat'ı hicvetmesi ile zalimce öldürülen nefi'nin ölüme giderken bile hicvetmeye devam etmiş, celladına gülümsemiştir. Şair Eşref ' e gelmek istiyorum. Çok sevdiğim bir heccav olduğu için kitapta ona oldukça geniş bir yer verilmesi çok hoşuma gitti. Hicviyeler kitabında özellikle vakit ayırdığım yaman ve realist şairimizin ise en sevdiğim mısraları ise şunlardır; "Bir soğan soyuluyor, yaşarıyor gözler. Bir devlet soyuluyor, aldırmıyor öküzler." Hürriyete aşık olan şair Eşref kendisine şöyle seslenmiştir. "Eşrefâ! Hürriyyet uğrunda fedâ olsak nola?" Yine şair Eşref'i doğruyu söylemekten hiç bir şeyin alı koyamayacağını, karşısındaki kim olursa olsun hicvedeceğini Hicviyeler kitabında geçen şu sözleri ile dile getirmiştir; "Eylemem
Edebiyat
Hiciv Edebiyati AntolojisiHilmi Yücebaş · Aka Yayınevi · 196118 okunma