"ÖTEKİ ŞEYLERİN TARİHİ"
"Cümlem biter bitmez meydanı da, sözü de ona bıraktım. O da, "Boş boş bakanlara, laftan anlamayanlara angut gibi bakma diyerek hakaret ederken de aslında angutlara haksız lık ediyorsunuz" dedi büyümüş de küçülmüş edayla. "Hoppala, ağustosböceği yetmedi, bir de angutun mu der dine düşeceğiz?" "Düşün tabii... O eşine en sadık hayvanlardan biridir, kuşlar arasında tekeşli olan nadir türlerdendir. Ördekgillerden bir yaban kuş olan Angut kuşunun (Angıt/Tadorna ferruginea) eşi/dişisi hastalanınca ya da yaralanınca gözlerini ayırmadan eşinin başucunda beklediğine, dişisi ölünce de başka dişiyle bağ kurmayıp ardından yas tuttuğuna inanılır. İnsanlar hassas mizaçlı bu kuşun özelliklerine saygı göstereceğine, adını aşağılamak için kullanıyor. Keşke, ah keşke, herkes sevdiğine angut kuşları gibi bakabilse."
Günlük hayatta sıradanlaştırdığımız pek çok alışkanlık, gelenek ve nesnenin ardında aslında hiç tahmin etmediğimiz hikâyeler yatıyor. Hepimizin dilinde dolaşan ama nereden geldiğini pek de düşünmediğimiz deyimler, alışkanlık haline getirdiğimiz davranışlar ya da doğru bildiğimiz koskoca yanlışlar vardır.
Peki hiç düşündük mü?
*Cenazelerde neden siyah giyeriz? Eski dönemlerde insanlar, ölen kişinin ruhunun ya da kötü ruhların defin sırasında orada bulunan birinin bedenine gireceğine inanıyordu. Bu korkuyla vücutlarını siyah boyayla boyayarak görünmez olmaya çalışıyorlardı. Zamanla bu uygulama, siyah giyinme ve örtünerek kötü ruhlardan gizlenme geleneğine dönüştü.
*Ölülerin ardından helva kavrulmasının sebebi ise çok katmanlı: Hem insanları bir araya getiriyor, hem kavrulan helvanın kokusunun ölen kişinin ruhuna ulaştığına inanılıyor, hem de helvanın besleyici ve doyurucu olması bu geleneğin sürdürülmesinde etkili oluyor.
*Ölü zilci meselesi...