10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 00:00
"ÖTEKİ ŞEYLERİN TARİHİ" "Cümlem biter bitmez meydanı da, sözü de ona bıraktım. O da, "Boş boş bakanlara, laftan anlamayanlara angut gibi bakma diyerek hakaret ederken de aslında angutlara haksız­ lık ediyorsunuz" dedi büyümüş de küçülmüş edayla. "Hoppala, ağustosböceği yetmedi, bir de angutun mu der­ dine düşeceğiz?" "Düşün tabii... O eşine en sadık hayvanlardan biridir, kuş­lar arasında tekeşli olan nadir türlerdendir. Ördekgillerden bir yaban kuş olan Angut kuşunun (Angıt/Tadorna ferruginea) eşi/dişisi hastalanınca ya da yaralanınca gözlerini ayırmadan eşinin başucunda beklediğine, dişisi ölünce de başka dişiyle bağ kurmayıp ardından yas tuttuğuna inanılır. İnsanlar has­sas mizaçlı bu kuşun özelliklerine saygı göstereceğine, adını aşağılamak için kullanıyor. Keşke, ah keşke, herkes sevdiğine angut kuşları gibi bakabilse." Günlük hayatta sıradanlaştırdığımız pek çok alışkanlık, gelenek ve nesnenin ardında aslında hiç tahmin etmediğimiz hikâyeler yatıyor. Hepimizin dilinde dolaşan ama nereden geldiğini pek de düşünmediğimiz deyimler, alışkanlık haline getirdiğimiz davranışlar ya da doğru bildiğimiz koskoca yanlışlar vardır. Peki hiç düşündük mü? *Cenazelerde neden siyah giyeriz? Eski dönemlerde insanlar, ölen kişinin ruhunun ya da kötü ruhların defin sırasında orada bulunan birinin bedenine gireceğine inanıyordu. Bu korkuyla vücutlarını siyah boyayla boyayarak görünmez olmaya çalışıyorlardı. Zamanla bu uygulama, siyah giyinme ve örtünerek kötü ruhlardan gizlenme geleneğine dönüştü. *Ölülerin ardından helva kavrulmasının sebebi ise çok katmanlı: Hem insanları bir araya getiriyor, hem kavrulan helvanın kokusunun ölen kişinin ruhuna ulaştığına inanılıyor, hem de helvanın besleyici ve doyurucu olması bu geleneğin sürdürülmesinde etkili oluyor. *Ölü zilci meselesi...
Edebiyat
Öteki Şeylerin TarihiSema Soykan · Alfa Yayınları · 0580 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 19:00
İçimdeki Hayal Sharon M. Draper Benim için bir yazar daha kaydı hayal dünyamdan.... #######:Bu kitabı okurken her bir satırı her bir harfi bana başka bir dünya açıyormuş hissi verdiği için, her bir cümleyi okuyup es geçemiyorum. Okuyorum. Çevreme bakıyorum. Hissediyorum. Bambaşka bir duygu yoğunluğuna giriyorum. Biraz şükür biraz merhamet, biraz doğayı farketme hisleri eşliğinde. Her cümlede bedenime elime ayaklarıma bakıyorum. Sonra okumaya devam, yüzümde merhamet sevgi dolu tebessümle. ####### Bu cümleleri yazarın önceki kitaplarında duyduğum duygu yoğunluğuyla ilk sayfalarını okurken yazmıştım. Peki, kitap bitince de böyle miydim? "Ama bu beni susturmuyor. O yüzden benim için kötü hissetmeye kalkmayın çünkü söyleyecek çok şeyim var." Diyen kitabın kahramanı Melody gibi, benim de söyleyecek çok şeyim var. Torunum İlay'ın benden önce bu kitabı okumuş olması beni eleştirel inceleme yazmaya daha çok teşvik etti. Serebral palsi hastalığı olan yemek yemeden tutun, tuvalet, banyo, kıyafet değiştirme gibi insanın sıradan yaptıklarında dahi bir başkasına muhtaç, sadece Elvira adını verdiği bir bilgisayar aleti ile konuşabilen, bir kız çocuğu kahraman olarak kurgulanmışken... Okuyucunun gönlünü fethetmişken, iki kitap serisiyle... Şöyle mi oluyor acaba? Birileri bakıyor yazar en iyi satışı tutturmuş, popülist bir yazar, dünyayı bir proje olarak gören kişiler, (kimse bunlar?)kurmak istedikleri dünyaya hizmet etsin diye yazarı mı yönlendiriyorlar? Şimdi hoppala nerden çıktı böyle bir paranoyak düşünce diyenler olabilir. Ama maalesef kitabı okuyunca bana hissettirdiği bu. Kitabın özeti şöyle: Melody yaşlı komşusunun düştüğünü görür ve bilgisayarından 911 i arar. Kurtardığı kadın ünlü bir İngiliz tiyatro sanatçısıdır. Melody'e ödül olarak İngiltere'ye turistik gezi
Hayata Dair
İçimdeki HayalSharon M. Draper · Genç Timaş Yayınları · 2025751 okunma
Reklam
6/10
·336 syf.··
2026 2. kitabı
Herkese merhaba :) Eğer beni tiktokta da desteklemek isterseniz hesabım : @bookswithemir Kitaba gerçekten çok ümitli başlamıştım çünkü inanılmaz ilgimi çeken bir konu olan uzay, evren ve astronotluk gibi konuları ele alıyor hatta 1800lü yıllarda astronot olmak için çabalayan bir kadın (Joan) tarafından okuyacağız diye düşününce gerçekten ümitlenmiştim.... Ta ki ana odağımız 1800lerde özellikle ataerkil sistemin inanılmaz zirve olduğu dönemlerde astronot olmak için çabalayan Joan'ın çektiği zorluklara karşı mücadelesi değil de tamamiyle Joan ve hayatındaki toksik insanların sorunları ve Joanın uzaya olan merakı ve yeğenine olan şefkatinin yanı sıra birde bu iğrenç insanlarla uğraşması olunca kitaptan maalesef soğudum. Kitap boyunca inanılmaz bir saçma çeviriyle okuyoruz Türkçeleşmeye oldukça uygun terimler olmasına rağmen hâlâ sırf terim diye kısaltma kullanılmış örneğin yük bölmesi kapakları şeklinde çevrilmek yerine PLBD şeklinde çevrilmesi, uçuş dinamiği görevlisi şeklinde çevrilmesi gerekirken FIDO şeklinde çevrilmesi bu gibi çeviriler assla anlamlandıramadığım kısımlardı. Zaten kitap boyunca inanılmaz bir bilgi bombardımanına tutuluyoruz ki sorun uzay hakkında bilgi öğrenmemiz değil bu sahneleri Joan hevesle anlatırken çok hoşuma gitmesine rağmen Vanessa benim için tüm hikayeyi mahvetti. Kitabı bölümlere ayrılmış şekilde okuyoruz 1984 tarihi, 7 yıl öncesi ve 1981 yılının mevsimleri bu şekilde çok güzeldi çünkü hem günümüz hem Joan'ın yeğeniyle ilişkinin başlangıcı falan hem de yarım yamalak yazılan öğrencilik anlarını okuyorduk. Ki bence öğrencilik kısmı da inanılmaz üstünkörü geçmişti birkaç sahne vardı yalnızca onun dışında yine anlamı olmayan sahnelerdi yeni bitirmiş olmama rağmen aklımda o bomboş sahnelerden elle tutulur hiçbir şey kalmadı. 1981 yılındaki
İnceleme
AtmosferTaylor Jenkins Reid · Yabancı Yayınları · 202567 okunma
My Big Pony
8/10
·576 syf.··
2025 125. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 00:01
Hikayemiz ana karakterimiz Mila’nın görevli olduğu kütüphanenin kitaplarının askerler tarafından toplanmasıyla başlar. Mila ne kadar öğrenmeye çalışsa da kitapların neden toplatıldığını öğrenemez ve askerlerin ağzından laf alamaz. Çok geçmeden askerlerin üstünü kapatmaya çalıştığı şeyi kendi keşfeder: Mavella isimli bu küçük köye bir Pegasus gelmiş ve büyük bir tedirginliğe neden olmuştur. Mila tesadüfen varlığını fark ettiği bu pegasusla kısa sürede bir bağ kurar, öyle ki daha birkaç gün önce hayatına giren bu büyüleyici varlığın yokluğunun düşüncesi bile onu boşluğa sürükler. Ancak bu mutluluğu kısa sürer çünkü köyü Mavella, bir feniks tarafından yakıp yıkılır. Köyünün yakılmasının ardından Mila’nın dostu olan Pegasus onu apar topar kendine ait bir diyara kaçırır, Volante’ye. Feniksin de ait olduğu bu dünya Mila’ya tamamen yabancıdır ama gidecek başka bir yeri yoktur ve feniksin binicisini bularak yok olmuş evinin intikamını almak istemektedir. Dolayısıyla oraya uyum sağlamaya ve hakkında hiçbir şey bilmediği Volante evreni hakkında her şeyi öğrenmeye çalışır. Uzun bir süreçte okuduğum bir kitaptı görebildiğiniz üzere. Bunun bir nedeni arkadaşlarımla beraber okumam, diğer nedeni de biraz kitapla alakalı. Kitabı genel olarak sevdiğimi belirtmek istiyorum her şeyden önce. Okurken bazı notlar aldım, şimdi sırasıyla artılarından ve eksiklerinden bahsetmek istiyorum. Hoşuma Giden Noktalar: İlk olarak Pegasus teması bence gayet özgün. Aylar önce biri benden unicorn temalı kitap önermemi istemişti (hâlâ o kişiye kitap öneremediğim için dertli olduğum belli oluyor mu) ve o kişi sorana kadar atlar üzerine yazılmış bir fantastik kurgu okumadığımı fark etmemiştim. Hatta bu temaya sahip kitap da duymadım??? (İlkokuldayken okuduğum Tekboynuz Vadisi alınma cnm). Dolayısıyla
Kül KanatAlmina Taner · Athica Yayınları · 2025140 okunma
10/10
·647 syf.··
2025 42. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 16:13
Kitabın konusu: Amarantha'nın zulmünden kurtulan bütün peri halkı barış içindedir ancak Feyre, Bahar Sarayı'nda kilitli kalmayı istememektir. Bahar Sarayı Lordu Tamlin ise tam tersini düşünüp onu daha çok sarayda kalması için ikna etmeye çalışır. Tam düğünlerinin olacağı gün Feyre hiç istemeyerek düğüne doğru gider, o sırada ortaya çıkan Gece Sarayı Lordu ise yaptıkları pazarlıktan bahsedip Feyre'yi düğününden kaçırır. Kitap cidden fantasy olarak çok iyiydi. Özellikle son kısımlarda ortaya çıkan entrikaları daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Rhysand'a bayıldım. Feyre de ilk kitaba göre daha olgun ve akıllı kararlar verdi. Bunun dışında cidden diğer karakterleri de çok sevdim. Azriel favorim sanırım. Cassian, Mor ve Amren de çok iyiydi. Ayrıca umarım bundan sonra Nesta ve Elain'i de daha fazla görürüz. Tamlin... Lord olunca bozuldu resmen çocuk. Ayarlarıyla oynadılar sanki. Ayrıca kitabın çevirisi de berbattı. İngilizcem olsa orjinalini alır okurdum yani. Bazı yerler eksik çevrilmişti, bazı yerler çok saçma çevrilmişti. Hoppala, diyen karakter vardı. Kafayı yersin resmen. Son olarak kitap +18'di. Spoi olabilecek yorumuma gelirsek kitaba 9 ve 10 vermek arasında çok gidip geldim. Sonra dedim ki fantasy artık ayrı bir tür ve bu kitap da o türde, o yüzden on vermek daha mantıklı geldi. Bunların dışında cidden Rhysand ve Feyre'nin yaşadığı aşka bayıldım. İyi ki Tamlin'e bel bağlamamışım diyorum, inanılmaz gıcık oldum. Artı bu kitapta Lucien de gıcık etti beni. Bahar Sarayı hiç sarmadı kısacası. Bunların dışında yan karakterlerin aşkını da görmeyi isterim çünkü çok merak ediyorum. Ve bu nasıl sondu ya... Bir yanım üzüldü, diğer yanım iyi mi oldu acaba, diye düşündü. Üçüncü kitabı da en kısa sürede okumayı düşünüyorum. Kısacası seri güzel ilerliyor, kitabı da sevdim.
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,676 okunma
8/10
·432 syf.··
2025 241. kitabı
Selamlar. Bu ara üst üste o kadar çok romantik ve dram kitapları okudum ki beni bir fantastik kurtarabilirdi. Bende Ephesus Yayınları 'nın son çıkanlarından aldığım ve hakkında güzel yorumlar duyduğum bu kitabı seçtim. İyiki de seçmişim. Sadece seri olduğunu biraz geç fark ettim ve kitaba bağlanmıştım. Normalde bu tür serilerin tamamen bitmesini beklerim. Malum meraktan ölmeye gerek yok! Cate sadece bu geceyi atlatıp dinlenmek istiyordu. Kardeşini acil serviste kanlar içinde görmeyi beklemiyordu. Lakin gördükleri bunlarla sınırlı değildi. Kardeşi Gage ailesi ile çalışıyordu. Bu hastane bile onlara aitti. Bildiği tek şey bu ailenin kötü olduğuydu. Tek ailesini korumak için Lachlan ile anlaşma yapmaya gitti. Ancak bu anlaşma çok farklıydı. Gördüklerine duyduklarına inanmıyordu. Bu aile bir fey ailesiydi ve bu anlaşmaya göre yeraltı prensine ruhunu vermişti. Bie bilmece her şeyi gerçekten çözecek miydi? Şimdi ne olacaktı? Buradan nasıl kurtulacak ve nasıl normal hayatına dönecekti? Belki de işler kötü gitmezdi? Bakın beni alıp hiç tanımadığım bir sihirli dünyaya bıraksanız yolumu yönümü bulurum. İnanın bu konuda çok bilgiliyim. Belki baştan bir ufak tırsarım ama hızlı adapte olacağıma eminim. Cate beni delirtti. Cidden şu fantastik hikayelerde her şeyi mala anlatır gibi anlamalarına rağmen kabul etmeyen ahmak bir kadın karakter olmak zorunda mı? Merakla soruyorum. Bu olmazsa olmuyor mu? Tekrar ediyorum. Beni delirtti. Bunu daha net nasıl ifade ederim bilmiyorum. Tamam en sorunlu hayat senin! Ya sal işte. Biraz tadını çıkar. Tükürdüğüm gururunu kenara bırak diye diye okudum kitabı. Ki okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır. Lachlan tane tane her durumu açıkladı ama o inatla dikine gitti. Ben artık bu karakterlerin bu tür kitaplarda kural olduğunu düşünüyorum ya!
Edebiyat
Ruhum Onda KaldıGeneva Lee · Ephesus Yayınları · 202573 okunma
Reklam
Reklam