"Efendim dedi ortalığın hali malum. Devir bizi karı kızlarımızı çalıştırmak zorunda bıraktı. Ne diyelim bu da geçer ya hu demekten başka elimizden bir şey gelmiyor ki."
Bazen arkadaşlarımızı ve kardeşlerimizi ziyarete gidiyoruz. Hâliyle çay ikramı gibi bir ihtiyaç için evin hanımı erkeklerin oturduğu odanın kapısı tıklatılıyor. Kimi bacılarımız o kadar hassas ki, kibarca kapıyı vuruyorlar ve neredeyse ev sahibi kardeşimiz kapının vurulduğunu bile hissedemiyor. Bazı bacılarımız da var ki, kapıyı o kadar şiddetle tıklatıyorlar, öylesine sert çalıyorlar ki, inanın sanki "neden geldiniz" gibi bir mana çıkarıyoruz.
Bacılarım!
Bir insan evinize misafir olarak gelmişse ve siz de eşinizi bir sebebe binaen çağırmak durumunda kalmışsanız, asla kapıyı veya duvarı sert çalmayın! Ben şahsım olarak bun dan çok rahatsız oluyorum ve bir anda geldiğime pişmanlık duyuyorum.
Kapı öyle kırılacak gibi tıklatılmaz ki ya hu!
Başkalarının bizim adımıza kesip biçtiği fikirler dünyasında yaşıyoruz, ya bu fikirlerin standartlarına göre kendimizi geliştiriyoruz ya da hu fikirlere giderek daha da umutsuz biçimde yabancılaşarak onlarla çelişkiye düşüyoruz.
allah allah illâllah
baş unyan, sine püryan, kılıç al kan
bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran
eyvallah, eyvallah...
kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan
kulluğumuz padişaya ayan
üçler, yediler, kırklar
gülbangi muhammedî, nûri nehî, keremi ali
pirimiz hünkârımız hacı bektaşı velî
demine, devrânına hu diyelim!.
huuu!...