hüsran dolu bir rüya olan bu fani ömür içinde yalnız kâbus olmayan çocukluk ve hatıraları... Şimdi düşünüyorum ki, hayatta bu ıstıraplı ve şefkatsiz mazilerin yitip gitmesinden doğan ne garip bir hiçlik; yok olmaya can atan ve hayal dolu ne tuhaf bir beyhudelik, ne belirsiz, ne esrarlı bir sürat var!
Sayfa 15 - Musavver Eşref (Sayı:27, 17 Eylül 1909) İLK NAMAZ·Kitabı okudu
Türkiye nedir? O her zaman birileri tarafından aranan bir şeydi. Ne olduğunu henüz bilmeden sevenler tarafından, ne olduğunu en başından sezip de sevmeyenler tarafından, ne olduğunu henüz bilmeden sevmeyenler ve ne olduğunu en başından sezip de sevenler tarafından. Ona ait olanlar, ona yaslananlar, ona tapanlar tarafından. Ona itiraz edenler, onunla kavga edenler, onu aşmak isteyenler tarafından. Ona inananlar ve inanmayanlar tarafından. Ona rağmen ve onun için aradılar. Pek çokları aradı onu. Kimileri onu ararken kendini buldu. Kimileri onu ararken kayboldu. Kimse yola çıkarken olduğu halde kalmadı. Mazlumlar zalim, âşıklar hain, mücahitler müteahhit ve gariban galip oldu. Hayaller hüsran, hayatlar berbat oldu. Türkiye beklendiği gibi kendi şartları içinde yürüyüp kendisi oldu ama görüldü ki bu olduğu şey pek sevimli bir şey değildir. Evet bir Türkiye doğdu ama sanki daha doğar doğmaz, büyüyüp gelişemeden, serpilip olgunlaşamadan birdenbire yaşlandı. Bir bebeğin sırasıyla çocukluğa, gençlikten yetişkinliğe, olgunluğa ve nihayet ihtiyarlığa geçişi değil, aniden ihtiyarlamasıydı bu; aşırı duygusallıktan bir gecede saçları ağaran film karakterleri gibi. Duygu patlamaları yaşayan bir sınırda kişilik, bir ihtiyar bebek, tarihin bir anomalisi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İhtimalki bu şehrin bir kilisesinde
Çan vurur, hâkim ve küstah!
Lisanını din duyar bu çanın
Gürültüsünü ben duyarım!
İhtimalki dünyanın bir mezarlığında
Etini toprak hayvanları yer bir ölünün;
Bu yenişin acısını ceset duyar
Dehşetini ben duyarım!