Nisâ 110: Kim bir kötülük yapar, yahut (günah işleyerek) kendisine yazık eder, sonra da Allah'tan bağışlanma dilerse Allah'ı çok bağışlayıcı, çok merhametli bulur. Resûlullah (sas.) şöyle buyurmuştur: "Herhangi bir günah işledikten sonra abdest alır, sonra iki rekat namaz kılar, arkasından da bu günahı dolayısıyla tam bir tevbe ile Allah'tan mağfiret dilerse bu günahı kendisine bağışlanmayacak hiçbir müslüman yoktur." Müsned, Hz. Ali'den. Sağlıklı tevbe ise güç ve imkân varken yapılan kesin tevbedir.
HUŞÛ'NUN ÖNEMİ/FAZİLETİ
Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'den rivayet olunmuştur. Kendisi abdest aldığı zaman rengi sapsarı kesilirmiş, ailesi bunun üzerine kendisine "Nedir abdest aldığın zaman bu sararmanın sebebi?" dediklerinde, der ki "Siz biliyor musunuz ki, ben kimin huzurunda durmak istiyorum, bunun farkında mısınız?"
Çelik Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ÖMER NASUHİ BİLMEN (1883-1971)
1883 yılında Erzurum'un Salasar Köyü'nde doğdu. Babası zamanın âlimlerinden Hacı Ahmet Efendi, annesi Muhibe'dir. İlk tahsiline, Ahmediye Med-resesi müderrisi olan amcası Abdürrezzak İlmî ve Erzurum Müftüsü Müderris Hüseyin Raki Efendiden okuyarak başladı. 1908 yılında İstanbul'a gelerek, Fatih Dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendi'nin derslerine devam etti ve icazet aldı (1909). Daha sonra imtihanla Medreset'ül Kudat'a girdi ve 1913 yılında aliyyül-ala derecesiyle mezun oldu. Daha sonra açılan ruus imtihanını da kazanarak Fatih dersiamı olarak göreve başladı. İlk memuriyete Fetvahane-i Aliye'de başlamıştır. Fatih Camii'nde, Sahn-ı Seman Medresesi'nde âli kısmı Kelam Müderrisliği yapmış Medresetül-Vaizin ve Daru'ş-Şafaka'da dersler vermiştir. Ayrıca İstanbul İmam-Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsü'nde usûl-i fıkıh ve ilmi kelâm dersleri okutmuştur. Daha sonra Telif Heyeti Azalığına getirilmiş, bir müddet Temyiz Mahkemesi Şeriyye Dairesi Mümeyyizliğinde de bulunmuş ve 1922 yılında Meclis-i Tedkikat-ı Şeriyye Dairesi Azalığına getirilmiştir. 1926 yılında İstanbul Müftü Muavinliğine ve 1943 yılında ise seçimle İstanbul Müftülüğüne tayin olmuştur.15.06.1960'da vekâleten, 30.06.1960'da ise asaleten Diyanet İşleri Reisliği yapmıştır. 06.04.1961'de emekli olmuştur. Ömer Nasuhi Bilmen Efendi, gerek ilmi ve ahlâkî otoritesi gerekse samimi dindarlığı ve tevazuu ile dinî konularda Türkiye'de müslüman halkın başlıca güven kaynağı olmuştur. İnançta, ibadet ve ahlâkta Ehl-i sünnet mezhebini şahsında tam bir liyakatla temsil ettiği için herkesin saygı ve sevgisini kazanmıştı. Şüphesiz bunda yaşadığı sürece aktif politikanın dışında kalmasının da önemli rolü vardır. Zira Ömer Nasuhi Bilmen de selefleri gibi dini meseleler söz konusu olunca asla taviz vermeyen bir yapıya sahipti.
Kitap Alıntısı
Hz. İbrahim'in "ölüleri nasıl diriltirsin" diye sorması, Allah'ın kudreti hakkında şüphesinden değil, diriltme olayının nasıl cereyan ettiğini öğrenme merakındandır. "Nasıl" manasına gelen “كيف” nin kullanılmış olması da bunu göstermektedir. Keyfe, durumu sormak için kullanılan bir edattır. Peygamberimiz (s.a.v.)"in şu sözü de bu manayı pekiştirir: “Biz şüpheye, İbrahim'den daha yakınız". Yani biz şüphe etmiyorsak, İbrahim'in şüphe etmemesi daha evladır
Sayfa 305 - İz yayıncılık 2013 (kitap)
1000Kitap
Hz. Ali'den...
Zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Mazlum ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Alıntı
Ebubekir (ra) dünya nimetleri konusunda gerçek manada zâhid bir insandı. Rasulullah (sav)'den sonra onun kadar zâhid bir insanın var olduğunu iddia etmek çok zordur. O (ra) kesinlikle mal mülk peşinde değildi, ailesini ve akrabalarını ön plana çıkarmazdı. Hâlbuki onun döneminde Bizans, İran ve Arap yarımadasında olan yöneticiler yönetime geldikten sonra mal mülk sahibi olmak için ellerinden gelen her şeyi yapar ve önemli mevkilere kendi yakınlarını tayin ederlerdi.¹⁴³
Sayfa 172 - "El-Murteza" Ali(ra)'ın hayatı, 65-66·Kitabı okuyor
1000Kitap