Her adımda insan hakikat için boğuşmalıdır; insan; kalbinin, sevgimizin, hayata olan güvenimizin onu başka türlü davranmaya zorladığı neredeyse her şeyi hakikat uğruna feda etmelidir. Bu, tinin yüceliğini gerektirir: Hakikate tapmak tapmaların en zorudur. Her şeyden öte, tinsel açıdan dürüst (Rechtshajfenheit) olmak ne anlama gelir? İnsanın kendi kalbine karşı sert olması, insanın "güzel duyguları” küçük görmesi, insanın her bir Evet ve Hayır'ı bir vicdan sorunu yapması anlamına .
Sayfa 169·Kitabı okuyor
Felsefe
İslâm öncesi çok kocalılık (teaddüd-i ezvâc)
Hz. Âişe hadisindeki ifadelere göre cahiliye devrinde bir kadının beş-on erkekle ilişkiye girdiği de olurdu. Kadın hamile kalıp doğurduğu zaman, aradan birkaç gece geçtikten sonra, ilişkiye girdiği erkekleri yanına çağırtırdı. Erkekler bir araya geldiğinde kadın, "Bildiğiniz gibi bu çocuğun dünyaya gelme sebebi sîzsiniz" diye söze başlar ve ardından istediği kişinin ismini zikrederek, "Çocuk sendendir" derdi. Bunun üzerine o kişi ister istemez çocuğu kendi nesebine ilhak ederdi; fakat çocuk kız olduğunda nesebe ilhak hususunda problem çıkardı. Yine Hz. Âişe hadisindeki ifadelere göre cahiliye devrinde kimi kadınlar çok sayıda erkekle ilişkiye girerlerdi. Bu işi yapan kadınlar fahişeydi. Bağâyâ diye anılan bu kadınlar kapılarına kırmızı flamalar asarlardı. Dileyen erkek onlarla ilişkiye girerdi. Kadın o erkeklerden birinden hamile kalıp çocuğu doğurunca adamlar toplanır, bu arada bir kâif çağrılır ve kâifin belirlemesi üzerine ilgili adam çocuğu kendi nesebine katardı. Böylece çocuk onun oğlu olarak anılırdı. Nesep âlimi Hişam b. Muhammed el-Kelbî (ö. 204/819 [?]) Mesâlibü'l-Arab (Kitâbü'l-Mesâlib) adlı eserinde -ki bu eser Arapların kusurlarına dairdir- cahiliye devrinde "mâhûr/mevâhîr" diye anılan evlerinin kapılarına flama asan on meşhur fahişenin ismini saymıştır. Mukâtil b. Süleyman'ın (ö. 150/767) da tek tek isimlerini tadat ettiği bu fahişeler -ki bunların hepsi cariyedir- arasında yer alan ve Ümmü Mehzûl diye anılan kadınla bir sahabi evlenmek istemiş ve bunun üzerine ez-zânî lâ yenkihu illâ zâniyeten ev müşriketen (zinakâr bir erkek, zinakâr veya müşrik bir kadınla evlenir/ilişkiye girer) ifadesiyle başlayan Nur 24/3. ayet inmiştir.
Sayfa 90 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
[23] . Âl-i İmrân Sûresi, 59. .ayet
“Allah katında İsa’nın hali Âdem’in yaratılışı gibidir. Allah onu topraktan yarattı, sonra ona ‘Ol!’ dedi, o da oluverdi.” [23]
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Din
[22] . Âl-i İmrân Sûresi, 47.ayet
“Evet, öyledir. Lakin Allah dilediğini yaratır. Bir şeyi murat ettiği zaman O’nun işi sadece ‘Ol!’ demektir, o da oluverir.” [22]
Sayfa 67 - [22] . Âl-i İmrân Sûresi, 47. ayet·Kitabı okuyor
Din
Hayalin gözümde, adın dilimde; Anışın gönlümde; nereye mektup yazayım?
Sayfa 62 - Sufi kitap 5 Temmuz 2019 (Kitap)·Kitabı okuyor
Edebiyat
[20]. Âl-i İmrân Sûresi, 45-46.ayet
“Ey Meryem! Allah, seni, ‘Ol!’ emriyle yaratacağı bir oğul ile müjdeliyor. Onun adı, Meryem oğlu Mesih İsa’dır. O, dünyada ve ahrette büyük bir şerefe ve Allah katında yüksek bir dereceye sahiptir. O hem beşikte iken, hem de yetişkin iken, insanlarla aynı şekilde konuşur ve Allah’ın salih kullarındandır.” [20]
Sayfa 66 - [20]. Âl-i İmrân Sûresi, 45-46.ayet·Kitabı okuyor
Din