I can bring you in warm, or I can bring you in cold.
Meded meded bu cihânûn yıkıldı bir yanı Ecel Celâlîleri aldı Mustafâ Han’ı Tulundı mihr-i cemâli, bozuldı dîvânı Vebâle koydılar âl ile Âl-i Osmânı. Yahya Bey
Şiir
Ey Pir-i Penâhım
‎Ey pîr-i penâhım bir himmet eyle ‎‎Tuta gör elimden yaman günüdür ‎‎Varayım tabibe derman günüdür
Tasavvuf
“Göz çirkin olanı görüyorsa, aslında dış dünyadan ziyade kendi içindeki tecelliyi (yansımayı) dengeli bir akışa (zerk-i deng) yerleştirmiştir insan; bu yüzden insan, kendi içindeki ‘nâlân-ı erguvan’ (mor ıstırap, zarif acı) haline bir kılıf olarak hakareti değil, daha yüksek bir bilinçli seçimi tercih etmelidir. Başkasının yüzünde çirkin bir ben görüyorsan, o görüntü aslında senin bakışının aynasında belirir; gördüğün kusur, çoğu zaman sende yankılanandır. İnsan, kendi kabul edemediği yönlerini başkasına atfetme eğilimindedir. Bu, Freud’un “yansıtma (projection)” mekanizmasına oldukça yakın. Görülen şey “salt nesne” değildir; algılayan bilincin niyetleriyle birlikte kurulur. Yani göz, pasif değil kurucu bir organdır. Başkası hakkında verilen “çirkin” hüküm, çoğu zaman içsel bir ölçütün ifşasıdır; bu yüzden yargı, yargılayanı da açığa çıkarır."
Ya Habiballah resul-i halık-ı yekta tüyi, Ber güzin-i Zülcelali pak-ü bihemta tüyi; Nazenin-i Hazret-i Hak sadr-ü bedr-i kainat, Nur-i çeşm-i Enbiya çeşm-i çerağ-i ma tuyi; Der şeb-i Mi’rac bude Cebrail ender rikab, Pa nihade ber ser-i nüh künbedi hazra tüyi; Ya resulallah tü dani ümmetanet acizend, Rehnüma-yi acizani bi ser-ü bi pa tüyi; Servi bostan-i risalet nev behar-i ma’rifet, Gülbün-i bağ-ı şeriat sünbül-i bala tüyi; Şemsi Tebrizi ki dared na’ti Peygamber ziber, Mustafa vü Mücteba an seyyid-i ala tüyi. -Buhûrîzâde Mustafa Itrî