“Göz çirkin olanı görüyorsa, aslında dış dünyadan ziyade kendi içindeki tecelliyi (yansımayı) dengeli bir akışa (zerk-i deng) yerleştirmiştir insan; bu yüzden insan, kendi içindeki ‘nâlân-ı erguvan’ (mor ıstırap, zarif acı) haline bir kılıf olarak hakareti değil, daha yüksek bir bilinçli seçimi tercih etmelidir.
Başkasının yüzünde çirkin bir ben görüyorsan, o görüntü aslında senin bakışının aynasında belirir; gördüğün kusur, çoğu zaman sende yankılanandır.
İnsan, kendi kabul edemediği yönlerini başkasına atfetme eğilimindedir. Bu, Freud’un “yansıtma (projection)” mekanizmasına oldukça yakın.
Görülen şey “salt nesne” değildir; algılayan bilincin niyetleriyle birlikte kurulur. Yani göz, pasif değil kurucu bir organdır.
Başkası hakkında verilen “çirkin” hüküm, çoğu zaman içsel bir ölçütün ifşasıdır; bu yüzden yargı, yargılayanı da açığa çıkarır."