İbn-i rüşt ruhun ölümsüzlüğününü reddetmişti ibni rüşte göre ölüm anında ruh bireyselliğini kaybeder ve okyanusta bir su damlası gibi evrensel ruhun parçası haline gelir thomes aquinas ise Aristotales’in faal akıl ile mümkün akıl arasında yaptığı ayrııma sarılmış ve mümkün aklın(hayvanlarda olan) ölüm anında kaybolduğunu faal yani sadece insanların sahip olduğu ruhun ise gerçekten ölümsüz olduğunu iddia etmişti.
Spinoza'nın Mevlana'yı bildiğine ve belki de ondan etkilenmiş olabileceğine dair hipotezimin kısmen desteklendiğini, British Museum'daki Rembrandt'ın hayalindeki Rumi'yi canlandırdığı baskıları görünce düşündüm.Bilimsel anlamda nörozihin=konnektom dediğimiz yapının nasıl zihin oluşturduğunu ve yaşamın, beyinden de etkin, hem de sınırsız derecede etkin bir enformasyon işleme sistemi olduğunu ortaya koyacak matematiği ve bilimsel yöntemi oluşurken ve diğer bilim alanlarında da bağlantısal bütünselliğin farkındalığı artarken Spinoza felsefesi ile karşılaşmak, onun Mevlana'nın düşüncesinden doğrudan etkilenmiş olsun olmasın, etkileşimini fark etmek; Farabi, İbn-i Sina, Maumanides'te bağlantısallık felsefesinin izlerine rastlamak bilimsel yolculuğumun havada kalmamasını sağlayan felsefi donanımı sağladı.Unutmamak gerekir ki zihinsel etkileşim ağı zamanı aşan bir düşünce aktarımı ile de yayılır; Spinoza'nın düşünce ağı da Şeyh Bedrettin, Mevlana, Maimonides, İbn-i Rüşt, İbn-i Sina, Farabi'den ve elbette Antik Yunanın düşünce modellerinden etkilenmişti.
Kültüründen, bu kültürün ekonomisi, sanatı ve toplumsal düzeninden beslensek de Descartes-Bacon-Newton aydınlanması, Platon, Aristoteles, İbn-i Rüşt, Maimonides, Farabi, İbn-i Sina, Aquinalı Thomas, St Paul, Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Yunus zihinsel sistemlerinin tümdengelimciliğini de içerir.Tümevarım, deneycilik-şüphecilik ile tümdengelimciliğin üzerine katmanlanmıştır; ona eklemlenmiştir.İkisinin birlikte varlığı insanlık zihninde birbirinin üstüne dökülmüş su ve zeytin yağı gibi değil, birbirine bağlanınca yeni bir maddeyi, mesela suyu oluşturan hidrojen ve oksijen gibi bambaşka bir dönüşüme yol açar.
"BU KİTABIN YAZARI YUNANLILARIN EN BİLGESİ, MANTIK, FİZİK VE METAFİZİĞİ ORTAYA KOYMUŞ VE TAMAMLAMIŞ OLAN, NİKOMAKHOS OĞLU ARİSTOTELES'TİR. ONLARI ORTAYA KOYDUĞUNU SÖYLÜYORUM, ÇÜNKÜ BU BİLİMLER ÜZERİNE ONDAN ÖNCE YAZILMIŞ OLAN BÜTÜN ESERLER, KENDİLERİNDEN SÖZ EDİLMEYE DEĞMEZLER VE ONUN ESERLERİ TARAFINDAN GÖLGEDE BIRAKILMIŞLARDIR."
İbn Rüşt (Badawi, A., Histoire de la Philosophie en Islam, II, s. 762'den naklen)
Hezarfen sözcüğünün anlamının “bin bilimli” demek olduğunu yakın zamanda fark ettim, İngilizcedeki polymath’in karşılığı bir sözcük. Yani ilgi alanı yaşamın kendisi olma hali. Hayatla ilgili bir merak konusu olduğunda bu merak süreci içinde akış neyi gerektiriyorsa onu öğrenme, ne kadar gerekiyorsa o alanda o kadar derine gidebilme hali. Leonardo da Vinci, Alexander von Humboldt, Hypatia, Bingenli Azize Hildegard, Johann Wolfgang, von Goethe, Mustafa Kemal Atatürk, Hedy Lamarr, Benjamin Franklin, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt ilk akla gelenlerdir.