Hiç kuşkusuz İbrahim, tek başına bir ümmetti. Gönülden Allah’a kulluk yapan, (şirki terk edip dini Allah’a halis kılan bir) hanifti. Müşriklerden de değildi/olmadı. (16/Nahl, 120)
Tarih boyunca peygamberlerin gönderildikleri kavimlerle Tevhid - Şirk eksenli mücadelesini, özellikle de Muhammed Rasulullah ﷺ'in Mekke dönemini, Tevhid eksenli şekilde anlatan, kitabın odak noktası olan Tevhid konusunu dağıtmamak için geri kalan tarihi hadiselere çok özet biçimde deyinen bir kitap.
Yazım dili oldukça akıcı ve anlaşılır, insanın okudukça okuyası geliyor. Özellikle Kur’an ayetlerinden esinlenerek kurulan cümleler, pek çok ayeti kerimeye birden atıfta bulunan paragrafları okumak çok zevkliydi. Bu kitabı tıpkı Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 1 kitabına benzettim. Bazı paragraflar birebir aynıydı hatta iki kitabın yazarlarından hangisi diğerinden aldı diye merak ettim.
Kur'ân kavramlarını öğretmesi, kitabın başında kavramların anlamlarını açıkladıktan sonra ilerleyen bölümlerde cümle içinde o kavramları kullanarak okuyucuyu geliştirmesi kitabın sevdiğim yönlerinden biriydi.
Allah'ın Mekke'de indirdiği, müşrikleri tefekkür edip akletmeye ve iman etmeye çağırdığı Kur'an ayetlerini derleyerek hazırladığı kompozisyon kitabın hayranlıkla okuduğum bir bölümüydü.
Ayrıca yanlış anlamaya müsait cümlelere düşülen dipnotlar hayranlık uyandıracak düzeyde güzel, doğru ve yerinde yazılmıştı.
Tekrar tekrar okunacak, defter tutup ders notları çıkartılacak bir kitap.
Sünnet inkârcılarına soruyoruz: Kur'anı kerimde ezanın kelimelerini nerede bulabiliriz?
Kur'anı kerimde Ramazan bayramının zekâtı nerede?
Kur'anı kerimde şer'i evlilik akdinin sığalarını nerede bulabiliriz?
Etinin yenilmesinin helal olabilmesi için hayvanların boğazlanış şekillerini Kur'anı kerimde nerede bulabiliriz?
Akaid, ibadet, muamelat ve ahlakla ilgili binlerce hükmün -genel olarak işaret edilse de- tafsilatı Allah'ın kitabında bulunmamaktadır. Bu durumda kitap ile sünnete nasıl ihtiyaçsız kalınabilir ey asrın palyaçoları?!
Ebû Hâtim Muhammed b. İdris (vefatı h. 277) şöyle demiştir:
“Ahmed b. Hanbel'e (vefatı h. 241), ilim ehlinden hatası olan ve sonra da hatasından tevbe eden bir adam zikredildi. Bunun üzerine o şöyle dedi:
“Tevbe ettiğini ve görüşünden döndüğünü açığa vurmadığı sürece Allah bunu ondan kabul etmez. Hangi görüşlere sâhip olduğunu, bu görüşlerinden Allah Teâlâ'ya tevbe ettiğini ve döndüğünü ilân etmelidir. Bunlar onda görüldüğü zaman, işte o zaman tevbesi kabul edilir.”
Ebû Abdullah (imam Ahmed) sonra şu âyeti okudu:
"Tevbe edenler, durumlarını düzeltenler ve bunu açıklayanlar müstesnâ..." (2/Bakara sûresi, 160)
(Zeylu't Tabakât, 1/300)