İbrahim Halil Gülben

İbrahim Halil Gülben
@ibrhalgul
Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Sosyolog
Sosyoloji-Fırat Üniversitesi
134 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım. Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yanı. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu'nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.
Sayfa 46 - Doğan kitap·Kitabı okudu
Hırs
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·168 syf.·
1512 günde okudu
·
2023 3. kitabı
Emil Michel Cioran
7.5/10 · 14,5bin okunma

İbrahim Halil Gülben

, bir kitabı yarım bıraktı
Nazım Hikmet Ran
8.9/10 · 7,4bin okunma
Seksen üç yaşına varmış bu ak sakallı ihtiyar, başındaki beyaz takke gibi, gözlerine giydiği öfkeli bakışlarını da hiç değiştirmeden, bütün dünyayı "ah gâvurlar, ah dinsizler" diye yargılayan bir Müslümanlık abidesi olarak dolaşan, dinin özeti olan "Allah'tan kork!" emrinin canlı bir örneği gibiydi. "Allah'ı sev, onun için iyilik yap, insan kardeşlerine sahip çık, Allah her insanda, her zerrede tezahür eder, Enel Hak" falan gibi tasavvuf palavraları ona göre değildi. İnsan dediğin Allah'tan korktuğu sürece, cehennem azabından ve Yaradan'ın gazabından, onun kahhar isminden ürktüğü kadar insan olabilirdi. Yoksa bu günahkâr insan soyunun iyilikle falan yola gelebileceği yoktu. Kuran'da Allah, eğer bana iman etmezsen boğazından erimiş kurşun akıtırım demiyor muydu? İşte insanoğlunun anlayacağı tek dil buydu. Bir yanağına vurana öbür yanağını uzatmak falan gibi fasafisoların yeri yoktu bu dinde. Biri yanağına vurursa o eli anında kesip atacaktin; biri sana söverse o dili koparacaktın, gerçekçi olan tek din buydu; ötekiler hayal görüyordu. Abdullah Bey'in babası Hacı İsmail Sakar hiçbir insana güvenmez, herkesin kötülük yapmaya çalıştığına inanır, işin tuhafı şu ki çoğunlukla da haklı çıkardı. Kadınları örtüler altında saklamak gerekirdi, çünkü erkek nefsi her kadına meylederdi, ateşle barutu bir araya koyarsan patlama kaçınılmaz olurdu. Malına sahip çıkacaktın, çünkü insan nefsi her nimeti ister, hiçbir zaman doymazdı. Daha da önemlisi insanlar üzerinde kurduğun otoriteyi koruman gerekirdi, çünkü insanoğlu her an cıvıklaşmaya hazırdı. O yüceler yücesi Peygamber İsa, insanoğluna fazla güvenmenin cezasını çekmiş, en yakınının ihanetine uğramıştı ama Hacı İsmail Bey'in yoluna can kurban edeceği adı güzel, kendi güzel Muhammed, insan nefsini daha iyi tanıdığı ve bu yaratığa
Sayfa 341 - Doğan Kitap·Kitabı okudu