İbrahim Halil Gülben

İbrahim Halil Gülben
@ibrhalgul
Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Sosyolog
Sosyoloji-Fırat Üniversitesi
134 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Eroinden kurtulmanın bedelini hayat boyu ondan kaçmakla ödeyecek olan Derdâ, giyinip odasından çıktı ve Hope’un giriş katına inen merdivenine ayak bastı. Kıyrılan geniş basamaklardan indikçe insanlar gördü. Masallardaki balolara bütün davetlilerden sonra gelen gizemli güzel kızlar gibi hissetti kendini. Çünkü insanlar Derdâ'ya öyle bakıyordu. Hayranlıkla. Bunun yanında, konuşmadığı diğer bağımlıların bakışlarinda biraz kıskançlık, doktor ve terapistin gözlerindeyse biraz umutsuzluk vardı. Çünkü benzer kutlamalarla gönderdikleri sayısız bağımlının bir hafta geçmeden yalpalayarak döndüğüne defalarca tanıklık etmişlerdi. Ama umut her zamanki gibi ağır bastı ve avuçları birbirine çarptırdı. Yüzlerinde bir gülümsemeyle alkışladılar Derdâ'yı. Omzuna dokundu bazıları, diğerleri sarıldı. Tabii hiçbiri orada olmazdı, eğer 1874 yılında C.R. Alder Wright adlı kimyager, ağrı kesici bir ilacın peşinde koşarken morfine karıştırdığı çeşitli asitlerle eroini icat etmeseydi. Hatta o zaman, Hope diye bir yer de olmazdı. Ama doğmuştu eroin. Dönüşü yoktu. Belki bir zaman makinesi. Belki de sadece o bir işe yarayabilirdi. O laboratuvara gidip Wright'ın ellerini durdurmak için. Üstelik bulması da zor değildi: Yıl 1874, yer Londra. Tam olarak Saint Mary Hastanesi. Derdâ'nın iki kez ölüp iki kez dirildiği bina. İkinci katında yılda yedi bin eroin bağımlısının gelip ölümün döşeğine yattığı, üçüncü katındaysa eroinin icat edilmiş olduğu bina...
Sayfa 171 - Doğan·Kitabı okudu
Yaşam
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Bence dünyanın en seksi kadınları onlar olmalı.” "Kimler?" dedi Stanley. "Müslüman kadınlar. Baksana, o kadar seksi olmalılar ki, her yerlerini kapatıyorlar. Yani bir açsak kendimizi, tutamayacaksınız kendinizi, diyorlar bize, anlıyor musun? Üzerimizdeki kumaşları çıkarırsak, kendinizi kaybedersiniz, demek istiyorlar biz erkeklere! Evet, evet, bunu hiç düşünmemiştim ama böyle olmalı! Yani insan, dünyanın en güzel kadını değilse niye saklasın kendini? Tecavüze uğramaktan korkuyor olmalılar! Şöyle düşün, sen hiç nüdist olan güzel bir kadın gördün mü? Yok! Belki de Müslüman kadınlar, bir çeşit silah gibidir. Ölümcül bir silah gibi! O kadar ölümcüller ki, kılıflarindan asla çıkarılmıyorlar. Nükleer bombalar gibi! Asla ateşlenmiyorlar ama oradalar! Yani ortaya bir çıksalar, dünyanın sonu olacak! Herkes onların kölesi olacak! Belki de tutsak alınmış Amazonlardır!"
Sayfa 77 - Doğan·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
Fatihlerin Cansıkıntısı
Dünya tarihi: Kötülük tarihi. Insanî oluştan yıkımları çıkarıp atmak, mevsimleri olmayan bir tabiat tasarlamakla aynı şeydir. Bir felakete katkıda bulunmadıysanız iz bırakmadan yok olacaksınızdır. Çevremize saçtığımız mutsuzlukla ilgilendiririz ötekileri. “Hiç kimseye acı çektirmedim!" - etten kemikten yapılmış birine hepten yabancı bir ünlem. Şimdiki zamandaki ya da geçmişteki bir şahsiyet için alevlendiğimizde, bilinçsizce şu soruyu sorarız: “Kaç varlığın bahtsızlığına neden olmuş?" Her birimizin hemcinslerinin hepsini öldürme ayrıcalığına heves edip etmediğini kim bilebilir? Ama bu ayrıcalık çok az sayıda kişiye verilmiştir ve asla tamamen verilmez: Bu sınırlama, neden hâlâ yeryüzünde insanların yaşamakta olduğunu tek başına açıklar. Dolaylı caniler olan bizler, Zaman'ın hakikî özneleri karşısında, amaçlarına ulaşan büyük katiller karşısında cansız bir kütle, bir nesne yığını oluştururuz. Ama avunalım: Yakın ya da uzak döllerimiz intikamımızı alacaklar. Zira insanların kendilerinden tiksindikleri için birbirlerini boğazlayacakları, önyargılarının ve tereddütlerinin hakkından Cansıkıntısı’nın geleceği, kana susamışlıklarını doyurmak için sokağa çıkacakları ve onca nesil boyunca sürmüş olan yıkıcı düşlerin harcıâlemleşeceği ânı tahayyül etmek zor değil...
Sayfa 113 - Metis·Kitabı okudu
Dürüstlüğün ne yaşamöyküsü yazarı ne de cazibesi vardır; bunun içindir ki İlyada'dan vodvile kadar sadece ayıp eğlendirmiş ve merak uyandırmıştır. Dolayısıyla insanlığın kendini fatihlere yemlik olarak sunması, ayaklar altında çiğnenmeyi istemesi, tiransız bir ulusun kendinden hiç bahsettirmemesi, bir halkın tek mevcudiyet ve hayatdoluluk göstergesinin yaptığı haksızlıkların tutarı olması tamamen tabiîdir.
Sayfa 112 - Metis·Kitabı okudu
Felsefe
Her nesil kendinden önceki neslin cellatlarına anıtlar diker. Bir tek kişinin baskın çıkmasına, herkesin mağlubiyetine, yani zafere inandıkları andan itibaren kurbanların feda edilmeyi seve seve kabul etmiş oldukları ise bir başka doğrudur. İnsanlık sadece kendini telef edenlere tapmıştır. Yurttaşların huzur içinde can verdikleri hükümdarlıklar tarihte pek boy göstermezler; kulları tarafından hep horgörülen bilge hükümdar da öyle.
Sayfa 112 - Metis·Kitabı okudu
Felsefe