Kılavuzu karga olanın pusulasının sağlam olma şansından bi kuple
10/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:47
"Kim bilir daha kaç kış görürdü bu kentin sokaklarında." Çok karamsar bir giriş... Sevdim mi? Tabii ki. :) Sever içim böyle karanlıkları. Baştan sona bir takip, baştan sona merak ve 'ee şimdi nolcak' hissi ile kopukluk yaşatmayan bir olay örgüsü. Biraz Türk filmi romantizmi, öz mitolojimizden ve tarihimizden harmanlanmış bize has bir hava... Kaderin cilvesinin kitap sonu dokunuşu ve son. Özgün mizah anlayışı olan karakterler kitaplarda favorimdir; neydi o söz, 'inceyi görmek'... hani bir değil iki değil her karakterin ayrı ayrı, farklı açılardan inceyi gördüğü ve nev'i şahsına münhasırlıklar... Keşke seri olsa da ikinci üçüncü kitabı okusak, bu karakterlerden uzak kalmasak dedirten bir içimizdenlik hissi verdi bana. Çünkü tadı Ateş , Su , Hava , Toprak dörtlemesi gibi geldi bana. Tabi ben böyle düşünürken yazarımızın bir ters köşesi ile karşılaşmadım değil. Ama söyleyemem başlarına gelenleri, okumanız lazım. :) O zaman; Keyifli okumalar. :)
Duygu ve Düşünce
Kılavuzun PusulasıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2022313 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 31. kitabı
Zavallı Necdet’i bitirdikten sonra elimde kitap, bir süre öylece oturdum. Gerçekten “zavallı” kelimesi bu romana cuk oturuyor. Safvet Nezihi, 1902’de tefrika edilen bu romanında Necdet Feridun adlı yakışıklı, sarı saçlı, mavi gözlü, zengin ve biraz da hovarda bir gencin hayatını anlatıyor. Adamın hayatı Beyoğlu’nun eğlenceleriyle, kadınlarla, keyifli günlerle geçerken bir gün karşı köşke Meliha taşınıyor. Piyano sesiyle başlayan o meşhur aşk, yavaş yavaş Necdet’in bütün hayatını ele geçiriyor. Kitap aslında klasik bir üçgen aşk hikâyesi: Necdet – Meliha – Müzehher. Ama Safvet Nezihi bunu öyle bir duygusal yoğunlukla yazmış ki, okurken yer yer içim sıkıldı, yer yer de sinirlendim. Necdet’in sürekli kendi içinde gidip gelmeleri, bir an Meliha’ya deli gibi âşıkken diğer an başka bir kadının etkisinde kalması… Adam resmen duygularının kölesi. Bazen “ulan topla kendini” diye içimden bağırdım. En çok hoşuma giden tarafı, dönemin İstanbul’unu (özellikle Şişli, Feneryolu, Beyoğlu) çok canlı betimlemesiydi. Köşkler, piyanolar, gaz lambaları, arabalar… Okurken kendimi o yıllarda hissettim. Dil de o kadar ağır değil; akıcı, duygusal ve yer yer fazla dramatik. Tam tefrika romanı tadında, insanı sayfaları çevirmeye zorluyor. Karakterler biraz siyah-beyaz çizilmiş. Meliha’yı neredeyse tamamen olumsuz, Müzehher’i ise melek gibi göstermiş. Necdet de aşırı “zavallı” yapılmış; sürekli pişmanlık, vicdan azabı ve çaresizlik. Bu yüzden biraz melodram havası ağır basıyor. Ama 1900’lerin başında, halkın çok sevdiği bir eser olması da anlaşılır. İnsan o dönemde bu tarz duygusal, acıklı aşk hikâyelerine bayılıyordu. Kısacası Zavallı Necdet, kusursuz bir edebiyat şaheseri değil ama çok samimi, çok duygusal ve akılda kalan bir klasik. Özellikle Türk edebiyatının o eski romantik dönemine
Zavallı NecdetSafvet Nezihi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,2bin okunma
Reklam
5/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
"Güvenli Liman - Danielle Steel" Hayatında hiçbir şey yolunda gitmiyor mu? Her şeyi ve herkesi sen mi idare ediyorsun? Büyük kayıplar mı verdin? Hayat seni çok mu yordu? Güvenip sığınabileceğin bir liman mı arıyorsun? Haydi gel, sana güzel bir kitap anlatayım... "Her hikâye, ikinci bir şansın ışığını bekler." Havanın rüzgârlı olduğu bir yaz günü, San Francisco’nun Safe Harbour kasabasının sahilinde kızıl saçlı küçük bir kız çocuğu şirin köpeğiyle yürüyüş yapıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam 11 yaşında olmasına rağmen kısacık ömründe trajedik olaylar yaşamış, 9 ay önce babasının kullandığı özel uçağın düşmesi sonucunda hem babasını hem de abisini kaybeden Pip, sanki çocuk değil de bir yetişkinmiş gibi acısını içine gömüp gidenlerin ardından sessizce yas tutuyor. Annesine destek olmaya çalışır. Pip'in annesi Ophélie ise canından bile çok sevdiği oğlunu ve 20 yıldır deliler gibi sevdiği kocasının ölümüne inanamıyor, aylardır acıdan kıvranıyor, kendini, hayatını, kızını her anlamda ihmal edecek kadar diplerde gezerek depresyondan çıkamıyor. Ophélie'yi empati kurup anlamaya çalışsam da kızdığım yerler oldu. Sonrasında tüm hatalarını telafi ediyor o ayrı. Ama tüm hayatını adayacak kadar oğlunu ve kocasını ne kadar severse sevsin, bir anne olarak kızını hiçbir zaman ihmal etmemeliydi. Pip, sahilde yürüyüş yaparken birden resim yapan bir adam görüyor ve sessizce izliyor. Matt yaşadığı zorlu boşanmadan çocukları da dâhil her şeyini kaybetmiş bir adamdır. Matt, Pip'i görür görmez kendi kızına benzetir ve aralarında çok saf, çok doğal, samimi bir arkadaşlık başlar. Pip'in çekingen, içine kapanık oluşu, acı dolu bakışları, resime olan tutkusunu gördükçe Matt, hassas özel bir çocuk olduğunu hisseder. Pip, annesinden gizli her gün sahile Matt'in yanına gelir. Onun yanında huzur
Güvenli LimanDanielle Steel · Arkadya Yayınları · 202542 okunma
8/10
·440 syf.·
2026 84. kitabı
Gelgit ​Başkarakterler: Sırma ve Aras ​Konusu: ​Sırma, babasının isteğiyle zorla evlendirilmektedir. Kendisi tanımadığı biriyle tabii ki evlenmek istemez. Ayrıca evlendirileceği kişi, 28 yaşında olmasına rağmen kendisini 6 yaşında zanneden ürkek bir çocuktur. Sırma ne yapsa da bu evlilikten kaçamaz. Peki karşısında beklediğinden çok farklı birini bulan Sırma ne yapacaktır? Bu evlilikte Sırma ve Aras birbirlerini sevebilecekler mi? _______________________________________ SPOİLER OLACAK! ​Öncelikle kapak tasarımından her şeyine kadar çok güzel ve ince düşünülmüş bir kitap. Çok beğendim. Kitabı bitirdikten sonra ön kapaktaki detaylar benim için daha bir anlam kazandı; kitap kapağındaki o uçurum ve orada duran küçük erkek çocuk... ​Hikayesinin farklılığı yüzünden başlamıştım bu kitaba aslında. Çok hızlı okudum, bir çırpıda bitirdim. Bazı kısımlar vardı ki oralarda olaylar kafamda tam olarak canlanamıyordu. Birden karakterler geliyor, olay garipleşiyor; buralar haricinde kitabı genel olarak sevdim. ​Aras'ın o acısı kalbimi sızlattı. 28 yaşında olmasına rağmen 6 yaşında sıkışıp kalmış bir çocuk... Hele abisi geri döndüğünde onu aynı yaşta bulsun diye 6 yaşında kaldığını öğrendiğimde içim sızladı. Oysa abisi, o büyümemesine rağmen büyümüş ve doktor olmuş. Aras gerçekten çok daha iyilerini hak ediyor. ​Sırma'ya gelirsek; babası tarafından ihanete uğramış, istemediği biriyle evlendirilmiş. Babasının bunu neden yaptığını öğrenmesine rağmen onu affetmemesi çok iyi oldu. "Kızım ölmesin" diye onu ölümden beter etmek bu. Belki Aras iyi biri olmayacaktı. Zaten babası kızını yaşatmak istemiş ama Aras'ın babasının planları bambaşka. Bunca şeye rağmen Aras'ı bırakmamasını takdir ediyorum. Umarım birlikte mutlu yaşarlar. ​Yazarımıza da bundan sonraki işlerinde başarılar
GelgitSu Akar · Juno Kitap · 202628 okunma
Duvarların Ardındaki Çıplak Gerçek.
10/10
·192 syf.·
Beğendi
·
2025 58. kitabı
Kitabı ilk elime aldığımda, "Bu kitabın adı ne alaka?" diye sormuştum kendi kendime. Ancak sayfaları çevirip o duvarların arkasına adım attıkça, içim ezile ezile anladım ki; evet, bu anlatıya verilebilecek en doğru, en çarpıcı başlık kesinlikle "Kutsal WC" olmalıydı. Bu kitap benim için sadece bir edebi eser değil; içinde koca bir geçmişi, unutturulmak istenen gerçekleri ve insanlığın en ağır sınavlarını barındıran sarsıcı bir hafıza odası. Eser, geçmişte Diyarbakır zindanlarında yaşanan siyasi tutsakların gördüğü işkenceleri en çıplak, en gerçekçi haliyle gözler önüne seriyor. Kitabı okurken insanlığın, vicdanın ve aklın sınırlarının nasıl zorlandığına şahit oluyorsunuz. Türk olmayan insanlara şiddetle, işkenceyle "Sen Türksün, bunu kabul edeceksin" diye diretmek hangi akla, hangi vicdana sığar? Kitap, o dönemki iğrenç ve hastalıklı zihniyetin anatomisini çıkarıyor. Ne acıdır ki, bu ayrımcı zihniyetin kırıntıları dünyanın farklı yerlerinde hala varlığını koruyor. Sırf Kürtçe dışında dil bilmeyen, evladının veya eşinin görüşüne giden anaların, iki kelime Türkçe konuşamadı diye görevliler tarafından darp edilmesi, yerde sürüklenerek dışarı atılması... Bu sahne zihnime kazındı. Hangi vicdan, hangi adalet bu zulmü temizleyebilir? O lanet zindanlarda sessiz sedasız onca şehit verildi. Zulmü yapanlar sandılar ki her şey kapalı kapılar ardında kalacak, yanlarına kâr kalacak ve kimse bilmeyecek. Tahliyesi gelen tutsakları saniyesi saniyesine engellemeye çalışan, "Acaba dışarı çıkınca içerideki vahşeti anlatırlar mı?" diye ödleri kopan bir yönetim mekanizması... O dönemin cezaevi yönetiminin ve o baskıcı zihniyetin barbarlıkları bugün artık herkesin bildiği, saklanamaz bir gerçek. Ancak kitabın bize gösterdiği en önemli şey şu: Her zaman olduğu gibi, direnenlerin zaferi bu
Kutsal WCKamber Akbalık · El Yayınları · 201325 okunma
Puan vermedi·109 syf.·
2026 25. kitabı
Fransa’da, küçücük bir masum kız çocuğunun doğduğu andan itibaren, anne ve babasının psikolojik ve fiziksel şiddetine nasıl maruz kaldığını anlatan kısacık, gerçek bir roman. Açıkçası, kitap her satırında beni çok öfkelendirdi. Minicik masum bir çocuğun hissettiklerini ben de hissettim, bazı sayfalarda bu kadar mı vahşileşebilir insanlar diye sorguladım.Fiziksel şiddete maruz kalmasını gösteren onlarca emare olmasına rağmen yetkililerin buna kör kalmasına ayrıca öfke duydum. Ortada koca bi istismar olduğu aşikar keza anne ve baba oyunculuklarıyla yetkilileri bir şekilde öyle olmadığına ikna edebiliyor. Sonradan durumun ciddiyetini anlasalar da ne yazık ki “Geç gelen adalet adalet değildir” sözünün vücut bulmuş halini hissediyorsunuz kitabın son satırlarında. Nedense hep iş işten geçtikten sonra bir şeylerin ciddiyetini idrak ediyoruz. Keşke şu dünyada çocuklar acı çekmese, keşke onlara daha iyi bi dünya sunabilsek... Keşke çocukları koşulsuz bir sevgi içinde büyütbilecek idrağa sahip yetişkinler anne baba olabilse.. Diana gibi acı çektim, kimsesizliğini içimde hissettim. Gerçekten çok etkileyici bir kitap hala etkisinden çıkamıyorum, keşke herkes ilahi ve adil bir anne baba olabilse. Her sayfasında biraz daha içim sızladı, biraz daha sustum. Bir çocuğun duyulmayan sesine tanıklık etmek kolay değildi. İnsanın kalbine dokunan, düşündüren ve iz bırakan bir kitap. Mutlaka okunmalı.
1000Kitap
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,7bin okunma
Reklam
Reklam