Puan vermedi·172 syf.·
2026 188. kitabı
Otomatik Portakal Anthony Burgess'den okuduğum ilk eser oldu. İncelememe kitabın yazarından başlamak istiyorum. Anthony Burgess kendisine beyin tümörü tanısı konması ve 1 yıl kadar ömrü kaldığını öğrenmesi üzerine, karısının geçimini sağlayabilmesi için roman yazmaya karar veriyor ve 1 yıl içinde 5-6 kitap yazıyor. Daha sonra kendisine yanlış teşhis konulduğu farkediliyor fakat yazar yazmaya devam ediyor ve ünlü bir yazar haline geliyor. Yazarın yazarlık serüveni kadar kitabı da bana çok ilginç geldi. Argo anlatımıyla, anlatılan olayların mide bulandıracak kadar iğrenç olmasıyla insanı rahatsız eden bir yapısı var. Kitabımız çocuk yaşta olan ana karakterimiz Alex'in çetesiyle birlikte hırsızlıktan tutun tecavüze, tecavüzden cinayete kadar her türlü suçu işlemesi ile başlıyor ve Alex'in yakalanıp ıslahevine atılmasıyla farklı bir boyuta geçiyor. Kitabın bundan sonrası tam bir sistem eleştirisi haline geliyor. Yöneticilerin insanları nasıl robotlaştırdığı, siyasilerin kendi çıkarları için insanları nasıl kullandığı ince ince eleştiriliyor. Yeraltı edebiyatı bana çok hitap etmese de meraklıları için Otomatik Portakal'ın iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Okumayı düşünenlere keyifli okumalar dilerim.
İnceleme
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
10/10
·224 syf.··
2026 96. kitabı
#artemisaşkına Ben nerelere gidem ühü ühü seri bitti :( ay neler olacak diyerek her seferinde bir sonraki kitaba geçerken, bitti:( ühü ühü İddia ediyorum verdiğin paranın, harcadığın zamanının hakkını veren o seri, bu seri! Mindfuck! Bu seri sadece bir polisiye serisi olarak görülmez. Ama haberiniz olsun travma tetikleyici unsurlar bulunmakta. Bu seride Lana tüm şiddet mağduru kadınların iç sesi, acılarını duşa vuruşu oldu. Çarpık, yozlaşmış göz yuman her makama her düşünceye karşı savaş açtı. Valla içimin yağları eridi desem yeridir. Bu seriyi unutursam kalbim kurusun! Hepimiz bir yerden sonra onun delirtmesin bekledik. Ama onun insanlık kırıntısını tutan yakışıklı FBI ajanı vardı. Tüm düğümler, tüm intikamlar çözüldü. Ve vaat ettiği katliamı o iğrenç kasabaya yaşattı Lana. Spoiler vermeyeceğim. Ama sonu nasıl bağlanacak derken, çok güzel ve mantıklı bağlandığını görmek beni memnun etti. Epope dehşet ve ibretle tavsiye eder! Bu seriye BAYILACAKSINIZ! Not: sen harika bir çevirmesin Büşra
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026150 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yazım değil klavyem bozuk.
Puan vermedi·%80 (402/501 syf.)··
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 08:14
Bence Zweig, "Dünün Dünyası" sancısını çektiği için, güvenli, medeni ve kendine hak gördüğü bir dünyanın yok oluşunu bizzat tecrübe ettiği için, Filistin'de nesillerdir devam eden bu yıkımı modern barbarlığın bir kanıtı sayardı. Biliyorum dan diye girdim ama bu budur. Zweig öldüğünde Filistin halkı zaten acı çekiyordu. Ancak Zweig bu acıyı örgütlü bir Yahudi devletinin zulmü olarak değil, İngiliz sömürgeciliğinin ve Nazi zulmünden kaçan çaresiz mültecilerin yarattığı trajik bir bölgesel çatışma olarak gördü, bence. Ve oraya sışınan yahudiler ile zaten orada olan azınlığın arasındaki farkı da bilirdi. Eğer 1948 sonrasını ve bugünkü iğrenç askeri işgali görebilseydi, Theodor Herzl'in o "saf rüyasının" nasıl bir kanlı pisliğe dönüştüğünü fark edip çok daha büyük bir yıkım yaşayacaktı. 1 2 yıl erken intihar edebilirdi belki. Şu adama temasını okuduğum yerde kitanı bırakabilirdim. Yine Zweig, bir mektubunda Filistin'de bir Yahudi yaşamı kurma çabalarını eleştirerek genel olarak gençlere "Filistin'e gitmek yerine diller öğrenmesini ve küresel bir serbest ruh olarak kalmasını" tavsiye etmiştir. Zweig, Yahudilerin o topraklara gidip yerleşmesini yapay ve zorlama bir milliyetçilik projesi olarak gördüğünü anlıyorum. Zweig, Siyonizm'in Filistin'de bir devlet kurma fikrine karşı çıkarken en büyük savunusu dayanağı argumanı da barış barış barıştı. O dönem Filistin'e yapılan zorunlu göçlerin, ki bana göre bu sığınmadır ve toprak satın alımlarının ki bu konu da fikrim de çoğunluğa uymuyor, yerel Arap nüfusla bir çatışma ve şiddet doğuracağını biliyordu. Doğurdu da. İntihar ettiği için birinci nakba felaketini göremedi. Ama evet felaket yaşandı. Zweig, Yahudiliğin tarih boyunca orduya, silaha ve sınırlara ihtiyaç duymadan hayatta kalmasını bir gurur kaynağı olarak görüyordu zaten
Edebiyat
Dünün DünyasıStefan Zweig · Can Yayınları · 20242,681 okunma
10/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 105. kitabı
Sonuyla beni hüngür hüngür ağlatan o büyülü kitap. O kadar güzel bir seri ki. Kendiyle savaşında Çoban Kral’ın kayıplarını görüyoruz bu kitapta. Elsepth’in bedeninde Yew ailesine yardım etmeyi kabul etmiş olan Çoban Kral Taxus’un tek amacı sisi ortadan kaldırmak ve sisi ortadan kaldırmaktır. Ama herkesin farklı planları vardır. Ravyn, Kabus, Jespry ve geri kalanlar iki kızıl kadim ağaç kartını bulmak için yola çıkar. Bu sırada Elm ve Ione cephesinde ufak kıvılcımlar vardır. Kitabın sonunda hangi taç sahibi kazanacak. SPOILER?!?? Bu kitapta o kadar çok yerde ağladım ki anlatamam. Özellikle Kabus ve Elsepth’in vedalaşması beni üzüntüden bayıltacaktı. Bir bakıma Elsepth için kendinden vazgeçti ve ailesine kavuşmaya gitti. Ione ve Elm’in evlenmeleri kendi krallıklarını kurmalarını, kader kartlarının tek bir karta çoban kral kartına dönüşmesi. Ah o kadar güzel detaylar vardı ki anlatamam. Bu hikaye suçsuzların kendi savaşlarını anlatıyor. Hauth öldüğünde göbek attım resmen. İğrenç herif ya. Yine de seri mükemmeldiiii.
İki Çarpık TaçRachel Gillig · Olimpos Yayınları · 20241,314 okunma
6/10
·264 syf.··
2026 12. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:22
Öncelikle kitaptan çiftleşmeyi kaldırsak 100 sayfa bile kalmaz onu belirteyim aslında puanım 4 5 i geçmez ama sırf Angelina ve sergei için verdim ikisini de sevdim. Tabi kurgu olarak gerçek hayatta olsa asla yani hepsi beş para etmez insanlar ne olursa olsun katiller yani asla . Atlaya atlaya okuyup macera kısmına baktığımda gerekten baya iyiydi hiç değilse aksiyon bir hareket vardı. O yüzden puanı 6 yaptım. Anladım ki diğer kitaplarda böyle iğrenç ve mide bulandırıcı yani 250 sayfanın 150 sayfası full çiftleşme (çünkü hayvan gibiler) neyse benden bu kadar açıkçası çok bile dayandım. Diğer karakterleri de merak etmeme rağmen hepsi birbirinin aynı karakterler değişik yaşadıkları ilişki aynı. Kızların 2 sayfa sonra aşık olması erkekler zaten görür görmez aşık aşırı saçmaydı yani tüm kitapları böyle gidiyor. Gerek görmüyorum.
Saklı GerçeklerNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20251,884 okunma
10/10
·755 syf.··
2026 19. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:04
Bir tuğla gibi klasiği daha bitirdik. Alexandre Dumas Üç Silahşor dünyaca ünlü, hepimizin herkesin bildiği, filmlerinin dizilerinin yapıldığı balesinin oynandığı hatta bu romandan uyarlanan Türk filmi bile varmış, dünya Edebiyatına Klasiklere girmiş çok ünlü tarihi macera romanı...Tatbikî böyle bir roman elbette okuyucusuna akıcı, sürükleyici, heyecanlı etkileyici gelecektir. Üç Silahşor Masalsı bir Aşk ve macera Romanı olmasına rağmen bence ahlak, şövalyelik ruhu, Kardinal-Kral rekabeti ve çekişmesiyle geçmişten günümüze insanlık daha doğrusu Avrupa tarihine ışık tutmaktadır.. Roman 1625 yılında Kral XIII. Louis zamanı Fransa'sında silahşor olmak isteyen genç bir delikanlının (d'Artagnan), babasının arkadaşı olan silah kullanmakta çok yetenekli, usta olan silahşor (Mösyö de Trêville) ve onun üç adamının (Athos, Portos, Aramis) yanına gitmesi ve kardinalin kaçırttığı bir kadına aşık olmasıyla yaşanan heyecanlı ve sürükleyici maceralar konu ediliyor... Ayrıca 17. yy Avrupası'ndaki Fransa İngiltere rekabeti ve siyasi sosyal yapıyı da kısmen anlatıyor. Üç Silahşor e veda ederken kendimce tüm romanı kapsayan ana fikir alıntıyı paylaşıyorum. "Alçak ve iğrenç insanların yanı sıra, soylu ve yüce kişilikler de vardır." sayfa 649 - Türkiye İş Bankası Kültür yayınları..
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma