Allah bütün âlemi bu 'üstün insanın hizmetine sunmuş, bütün âlemi o hizmette birleştirmiştir. Binaenaleyh Yüce Topluluk'tan (Mele-i Alâ) her melek senin vasıtanla yücelirken, aşağı âlemdeki her şey sana yakarır ve senin için dua eder.! Öyleyse bütün melekler ya bağışlanman için |Allah'a| yakarır veya senin adına dua eder. Bir melek selamı Hak'tan sana ulaştırır. Efendi Hak sana 'salât (merhamet) ediyor iken O'nun melekleri nasıl “salât |dua|” etmesinler ki? Efendi Hak sana baktığına göre yaratıkları nasıl bakmasın ki? Nihâyetinde her meyve ve nimet, sana yakarır ve Allah'ın kendilerine emanet ettiği faydaları sana ulaştrmak üzere âmâde olurlar. Hiçbir hakikat veya sır yoktur ki senden O'na ve O'ndan sana bir bağ (rakika) uzanmış olmasın. Bağların sayısı, hakikat ve sırların sayısı kadardır (sonsuzdur). Durum böyle olmasaydı, insanın 'en güzel sürette! yaratılmış olması geçerli olmayacağı gibi kadim Hakk'ın süretine göre yaratılması da anlamsız olurdu.” Ayrıca Hak kendisini yerleştirdiğinde, onun köşkünü ortaya çıkartmazdı. Kendisinden yaratıklar var olduğunda Hak ona aşık olmaz, Mele-i A'lâ ona yaklaşmaz, en yüce mertebede zuhür etmez, meleklerin yüzleri ona dönmeyeceği gibi vasıtasıyla feleklerin cisimleri de dönmezdi.
1000Kitap
Enbiyâ Suresi 30, 31, 32 ve 33. Ayet-i Kerîmeler
• 30: İnkâr edenler, gökler ve yer bitişik iken onları ayırdığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı görmezler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? • 31: Yeryüzüne onları sarsmasın diye sağlam dağlar yerleştirdik; kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler, yollar açtık. • 32:Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise, gökyüzünün işaretlerine sırt çevirmektedirler. • 33: O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
Alıntı
Reklam
Hep aynı hastalığın mustaribiyiz, yarına erteleme hastalığının... Şimdi, burada, bugünü yaşıyorken, yarın ne olacağımız gayp iken nasıl da planlıyoruz geleceği meçhul yarınları.
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Kimseyle yarışmıyorum ve ölümsüzlüğe dair düşüncelerim yok. Umurumda bile değil. Hayatta iken devinmek önemli olan. Gün ışığında kapılar açılır ve atlar ışığın içine fırlar ve cokeyler; parlak ipek giysilerinin içinde küçük şeytanlar, zorlayarak, sapına kadar. İhtişam devinimde ve hodri meydan diyebilmektedir. Ölümün canı cehenneme. Her şey bugün, bugün, bugün. Evet.
Duygu ve Düşünce
İncil’de Hz. İsa aleyhisselâmın bir sözünü okudum. Şöyle demekteydi: “İnsan öldüğü zaman, tabuta konulup mezarın başına getirilene kadar Allah Teâlâ, azametinin bir ifadesi olarak ona kırk soru sorar. İlk olarak buyurur ki: ‘Kırk yıldır insanların sana bakıp da gördükleri şeyleri süsledin püsledin ama benim nazar-ı dikkate aldığım şeyi paklayıp bezemek için bir saatini bile ayırmadın. Oysa ben her gün senin kalbine bakmaktaydım.’ Allah Teâlâ sana her gün şöyle diyordu: ‘Benim nimet ve lütfuma bu denli muhtaç iken sadece başka şeyler için çalışıp çabalaman ne içindir? Fakat sen işitme duyusundan yoksunmuş gibi duymazdan geldin!”
Sayfa 25 - Gençlere Tavsiyeler İmam-ı Gazâlî. Orijinal İsmi: Eyyühe’l-Veled ve Kavâidü’l-Aşar. Çelik Yayınevi İstanbul, 2026·Kitabı okudu
Hükümetler, dünyanın her tarafında sanıktır. Halk vicdanında beraetleri, iktidarda iken hemen hemen mümkün değildir. Ancak yıkıldıktan ve kendilerini yıkanlar sanık mevkiine geçtikten sonra hakları teslim olunur. Sanıklık makamını alan hükûmetlere karşı, umumiyetle iki türlü aksülâmel uyanır. Ya her hareketlerini mahzâ keramet telâkki etmeye hazır ve bu işin karaborsasını işletici dalkavukluk… Yahut, ağızlarıyla kuş tutsalar ve yurd toprağını altuna çevirseler kendilerini hatâlı ve kalpazan görmeye âmâde, muannit ve munkabız tenkit... Hâdiseleri belli başlı bir fikir ve teşhis ölçüsüne vuran; ve ne yapılması mümkün iken ne yapılabileceğini, yahut yapılamadığını düşünen hak zaviyesi, hükûmetlere karşı, nadiren görülür ve ender şahıslarda belirir. Gerçekten, kaba avam psikolacyası ile hükûmetler, büyük kütlenin gözünde sadece şüpheli ve (antipatik), menfaat zümresi gözünde ise şüphe edilmesi yasak bir evliya postu ve aşırı derecede (sempatik)dir. Onları “lâyuhtî-hatasız” görmek ne kadar şenî bir suçsa, ezbere haksız ve hatalı görmek de o derecede feci bir cürümdür. Düşünmek gerekir ki, hükûmet de, tıpkı bir insan gibi manevî bir şahsiyettir ve onun da bir hakkı vardır; haklı olması mümkündür.
Reklam
Reklam