“Üzüm tabakta geldiği zaman bağı sorulmaz. Fakat bağda iken, onu koparmak için bağa girmek, bağa girmek içinde bir şeyler bilmek lazım. Sen Selmayı tabakta sanıyorsun.”
Sayfa 79·Kitabı okuyor
–Üstad; dâvayı tâ köklerine ve merkezî tatbikat makamı etrafındaki kollarına kadar görüyor ve memleketimizde alışılmamış çapta bir (sentez) kuruyorsunuz. Bu bakımdan, Demokrat Parti tarafından başlatılan din öğretimi ve bu sahadan yetişenlerin Diyanet İşleri çerçevesindeki rollerini de ele almak ister misiniz? – İstesem de istemesem de buna mecburum. Herhalde muradınız İmam Hatip okulları, Yüksek İslâm Enstitüleri ve İlâhiyat Fakültesi... Bunların meydana gelişleri hakkında da bir hatıramı anlatayım. Demokrat Parti iktidarının başlarında rahmetli Tevfik İleri Maarif Vekili iken, henüz başlayan dostluğumuzun samimi havası içinde kendisiyle İmam-Hatip okulları mevzuunu konuşmuştuk. Bu müessese, kendisine yeni bir yön vermeye bakan ve gûya din baskısını hafifletmeyi düşünen «Haksızlık Partisi»nin bir tasavvuru halinde plânlanmış ve kuruluşu Demokrat Parti’ye kalmıştı. Onlar da işte bu mesele üzerindeydiler; fakat içlerindeki iki zıt tepe (Adnan Menderes ve Celâl Bayar tepeleri) yüzünden ne yapacaklarını bilemez haldeydiler. Tevfik İleri’ye demiştim ki: «Böyle bir teşebbüsü gerçek bir köke bağlamak şartıyla ne kadar benimseyeceğimi takdir edersiniz! Fakat büyük bir tehlike görüyorum! Bu mekteplerin hiç kurulmamasından daha büyük ve daha feci bir tehlike!.. İster misiniz bu mekteplerde sapık bir öğretim başlatılıp da şeriat tahrife uğratılsın ve (işte İslâm budur!) gibilerden, yahudivari bir ihanetle plânı tatbik edilsin!..» Mektepler açıldı, gizli plânlar tatbik edilemedi; ve Allah ile Resûlünün yanlış ve eksik öğretildiği ve bu öğretimin birbiriyle barışmaz ve kaynaşmaz unsurlarla beslenmeye kalkışıldığı bir ocaktan bile bir nur fışkırdı ve hortum hükûmetin elinde patladı. Yani din öğrenimi ihtiyacına küçücük bir taviz vermeye razı olmuş görünenler, sonradan başlarına
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dalkavuk Sahte Hocalar
Enteresandır ki, o zaman ki yönetimin bu tavrı, bu gelişmeler, İslam'a ve müslümanlara karşı alınan bu engelleyici, köstekleyici, kahredici ve topyekün imhaya yönelik tedbirler, içinde bulunduğumuz ortama da tıpatıp uymaktadır. Özellikle cumhuriyet dönemi ve yakın tarih siyaseti ve 1997 sonrası yıllardaki resmi uygulamalar, Ekber Şah devri yönetimini andırmaktadır. Her ikisi de tam bir resmi ideoloji, baskı, zulüm ve dayatma siyasetidir. İşte, sözünü ettiğimiz o yönetim, birçok ulemayı da yanına almış ve desteklerini sağlamış iken, İmam-ı Rabbanî'yi karşısında buldu. İmam-ı Rabbanî ki, dalkavuk, tavizci ve batıl ideolojiler yanlısı olmadığı gibi "Allah'ın dininin aziz kılınmasından ve yüceltilmesinden başka bir gayesi ve onun aşağılanmasından başka bir korkusu" olmayan bir kimse idi.
Sayfa 48·Kitabı okudu
İslâm Dini
"İnsanın kendisi kötü iken, kötülüğü nasıl düzeltebilir?"
Ensârdan sadece beş isim Efendimiz (sas) hayatta iken Kur’ân’ı ezberlemişlerdi. Kur’ân hafızı olmuşlardı. Bunlar, Muâz b. Cebel, Übeyy b. Ka’b, Ebû Eyyüp el-Ensârî, Ebu’d-Derdâ ve Ubâde b. Sâmit’tir.
Alıntı
Münferid vâsıta-i rü’yet iken Göremez kendisini dîde bile*
Sayfa 31 - Samipaşazâde Sezai (Namık Kemal*)·Kitabı okuyor